23 Şubat 2016 14:09

Dost başa düşman kiloya bakar

Başkalarını bazen ne kadar da çok önemsiyoruz değil mi? Aslında çoğu zaman yaptıklarımız başkalarına olduğumuzdan daha farklı görünmek için. Oyunun bazı kuralları olduğunu var sayıyoruz ve buna göre yaşıyoruz. Bir insanın neler yaptığı ne kadar bilgi ve beceriye, donanıma sahip olmasından öte onu dış görünüşüyle yargılıyoruz. Bazı insanların boyları uzun, yüzleri güzel hatta fizikleri muhteşem olduğu için onlara özel bir davranış sergileyebiliyoruz. Sonra o kişi bir konuşmaya başlıyor ki o ses, o cümleler ondan mı çıkıyor şaşıp kalıyoruz. Keşke ağzını açmasaydı dediğimiz zamanlarda olmuyor değil hani. Bir insanı tanımak için ne kadar çaba gösteriyorsunuz hiç fark ettiniz mi? Onu dış görünüşüyle mi yargılıyorsunuz? Bir insanın kilolu olması veya boyunun kısa olması onu değersizleştiriyor mu? Ama ben ne diyebilirim toplum böyle mi diyorsunuz? Peki siz o toplumun ne kadar parçasısınız?  Yani siz toplum değil misiniz? Cevabı ben vereyim. Evet siz toplumu oluşturan bireylerden sadece birisiniz. Ama toplum bildiğiniz gibi bireylerden oluşuyor. O zaman sizin düşüncenizi değiştirmeye başlamanız toplumun da düşüncesini değiştirmez mi? Şimdi bir de olayları diğer taraftan ele alalım. Kilosu fazla olduğu için toplum tarafından değersiz olduğunu varsayan bir bireyi mesela. Siz gerçekten değersiz misiniz? Bu değeri kim, neye göre seçti? Kilolu ve çok özgüvenli arkadaşlarım oldu. Ben her zaman onlara gıptayla baktım. Nedeni kiloya rağmen özgüvenli olmaları değildi. Bazı konularda benden daha iyi olmalarıydı sebep. Ve ben bu kişileri kiloları olduğu için hiç de yok saymadım. Belki de onlar kendilerini yok saymadıkları için ben de yok saymamıştım. Kendi değerimizi kendimiz biçeriz. Kimse bize bu senin değerin demez kolay kolay. Bazen değerimizin altında kaldığımız olur ama bu bizden kaynaklı da değildir aslında. Çünkü o an karşımızdaki ancak kendi değeri kadar değer vermiştir. Ederi budur yani. O durum apayrı bir konu. Üzerinde düşünülmesi hatta çalışma yapılması gereken durumlar. Şimdi koçluk sorularımı sormaya başlıyorum size; Kendi değerinizi ölçecek olsanız ve bu değere 1 ve 10 arasında bir not verseniz kendinize kaç verirdiniz? Kendiniz kilolarınızı kabullenmiş halinizle bir değerde görmek isteseydiniz bu değer kaç olurdu? Bu ölçekteki on değeri sizin için ne ifade ediyor? İstediğiniz değere gelmek için ilk olarak nereden başlardınız? Başladığınız şey her ne ise ne zaman başlardınız? İstediğiniz hedefe geldiğinizi nereden anlayacaksınız? Ne olacak da benim kendime verdiğim değer bu, istediğim nokta buydu ve evet ben tam da şimdi o noktaya geldim diyeceksiniz? Bu konu ile ilgili ilk eylemenizi gerçekleştirdikten sonra hedefinize ne yaparak devam edeceksiniz? İstediğiniz değeri elde ettiğinizde, kendinize bu değeri verdiğinizde neler hissediyorsunuz? Kendinizi nasıl görüyorsunuz? Başkaları sizin için neler diyor? Başkalarından neler işitiyorsunuz? Bunları başarıyor olmak ilerleyen zamanda size daha farklı, daha başka hangi bakış açıları kazandırır? Peki tüm bunları yapmaya değer mi? Eğer sorular içtenlikle, samimi olarak yanıtladıysanz harekete geçmek için hiç zaman kaybetmeyin. Hiçbir yerin girişinde belli bir kilonun üzerindeki kişiler giremez diye bir uyarı yoktur. Bu da şu demek. Toplum sizi diğerlerinden farklı bir yere koymuyor. Bunu ancak ve ancak siz yapıyorsunuz. İnsanların bakışları sizi rahatsız  mı ediyor? Bunu kilonuza mı bağlıyorsunuz? Zannediyor musunuz ki ideal kilosunda olan insanlar bu bakışlara maruz kalmıyor. Siz sadece kendinizi fark edin. Ne istediğinizi bilin. O değeri mutlaka ama mutlaka verin. Diğerleri de size değer verecektir. Daima hatırlayın. Dost başa düşman kiloya bakar. Funda EKİZ / Sağlıklı Yaşam Koçu_Z1C2219
Güncelleme: 23 Şubat 2016 17:09
BENZER HABERLER
KOTO
kaan uçar masaüstü
X