31 Mart 2018 13:55

HAL’İN BABASI; AYHAN ACAR

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Haller Şube Müdürü Ayhan Acar, sosyal hayatıyla birçok insana örnek teşkil ediyor. Acar, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Hali’ne farklı bir boyut kazandırırken, özellikle motosiklet tutkusuyla da dikkatleri üzerine çekiyor. Sosyal medyada dikkatleri üzerine çeken ve bizlerinde merak ederek, sohbet etmek için yola çıktığımız Ayhan Acar ile özellikle gençlere örnek olacak sosyal hayatını konuştuk


Ayhan Acar kimdir?


Doğma büyüme İzmitli’yim. Hem anneden hem babadan bu şehirde doğan kişi azdır. O ender kişilerden biriyim. Bazen diyorum bizim neslimizi korumaya alın, gittikçe tükeniyoruz. İşin esprisi bir yana neticede bu memleketin çocuğuyuz. İzmit’in Bekirdere Başaran’ı vardır. Çok meşhurdur. Hele bizim gençliğimizde Başaran çok namlıydı. Bizim kuşağın içerisinde Başaran’dan ilk üniversiteyi kazanarak Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’ne giden bendim. O hareketli gençliğin ortasından çıkmıştım. Üniversite eğitimimi bitirip devlet memuriyetine başladım. İlk memuriyetim önceki adıyla Sopalı Devlet Hastanesi olan, Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ydi. Yaklaşık 14 yıl orada çalıştıktan sonra 2005 yılında Bekirpaşa Belediyesi Başkanı Abdullah Köktürk Bey’in teklifiyle Bekirpaşa belediyesinde başkan yardımcısı olarak göreve başladım. 2005’ten 2009’a kadar çok güzel, çok keyifli çalışmalar yaptık.


Belediyelerdeki görev sürenizde çok keyifli işler yaptığınızı söylediniz. Ne gibi projeleriniz oldu bu dönemde?

Kültür Sosyal İşler, Basın Yayın, Halkla İlişkiler bölümleri bana bağlıydı. Tam da AK Parti’nin sosyal belediyecilik anlayışının oturtulmak istendiği dönemde gerçekten sosyal belediyecilik anlayışı adına çok güzel işler yaptık. O dönemden kalan ve hala devam eden projelerimiz var. Örneğin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 23 Nisan Uluslararası Çocuk Şenliği. Biz bu projeyi 2005 yılında başlatmıştık. 4 ülke 6 grupla başladık. Yıllar geçtikte sayımız arttı. 2009’da 21 ülkeyle bıraktık. 2009’da belde belediyeleri kapanınca projeyi Büyükşehir Belediyesi devam ettirdi.  Büyükşehir zaten plakamız olduğu için 41 ülkeyle bu projeyi on numara götürüyor. Bunu gördükçe keyif alıyorsun. Neticede bu şehirde bir şeylerde emeğimiz var. 2009 yerel seçimlerinde belde belediyeleri kapanıp İzmit Belediyesi kurulduğunda başkan yardımcılığım, 2009 yılından 2014 yılına kadar da İzmit Belediyesi’nde devam etti. Kendimce çok keyif aldığım bir 5 yıl daha geçirdim. İzmit Belediyesi’nde de güzel işler yaptık. Bugün hala devam eden sosyal projelerde mutlaka emeğimiz vardır. Daha sonra 2014 seçimlerinde İzmit Belediyesi’ndeki görevimiz sonlandırıldı.


Belediye ki göreviniz sonlandırıldıktan sonra ne yaptınız?


Yaklaşık bir yıl boşa geçen bir sürecim oldu daha sonra Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne geçerek, Hal Müdürü olarak görevlendirildim.. Müdürlüğümden önce hayatımda hiç Halin içerisinde girmemiştim. Eskiden Hal itfaiyenin arkasındaydı. 3-4 ay sonra Kullar Yolu üzerindeki bu yeni Hal binasına  taşındık. Görevimi sevdim. Hal dünyası gerçekten çok farklı. İnsanların gecesi hal çalışanlarının gündüzü, insanların gündüzü hal çalışanlarının gecesi. Bu insanlar gece 12.00’de, 01.00’de dükkanlarını açıyorlar. Ters bir döngü var halde. Hal çok renkli bir dünya. Yaptığım işten hiç bu kadar keyif alacağımı düşünmemiştim. Onlarla beraber olmak, gece 03.00’te gelmek, sohbetlerinin içinde yer almak ayrı bir mutluluk.


Hal Müdürü olmadan önce Hale hiç adım atmamışsınız. Görevinize alışmak zor oldu mu?


Hep derim hayatın bir düsturu var. İlkokul 4’üncü sınıfta öğretmenim söylemişti, kulakları çınlasın. Bize ne olacaksınız diye sorduğunda biri doktor, biri mühendis, biri pazarcı dedi herkes güldü sınıfta. En sonunda öğretmenimiz yarın ne olursanız olun en iyisi siz olacaksınız dedi. Simitçi olursanız en iyi simit sizde olacak, doktor olursanız hastalar hep size gelecek dedi. Gerçekten de böyle. Benim hayat düsturum bu. Biri şoför olacak, biri gazeteci olacak, birileri başka başka işler yapacak ki. Fakat herkes yaptığı işin en iyisini yapacak ya da  en iyisi olacak. Hastanede idari amirken ‘en iyi benim’  derdim. İşini en iyi yapma gayretin olmalı. ki belediyeye de bu çabalarımız sayesinde geçtik. En iyi benim olmam lazım anlayışı içinde oldum hep. Şimdi diyorum ki Türkiye’nin en iyi hal müdürü benim olmam lazım. Bu bir destur. Nasıl olacak bilmem ama işimi en iyi şekilde yapmalıyım. Hal için en iyi projeyi bulmak, insan ilişkileri kurmak, vizyon misyon taşımak gerekiyor. İnsanlar daha sonra bu Halde farklılık var diyor. Amaç ,oluşturduğunuz bu farkı diğer insanlara farkettirmektir.


‘En iyisi ben olmalıyım’ diye bir desturunuz var. Peki Halde bu destur için neler yaptınız?


Cuma sabahları Cuma duasına başladık sabah namazından sonra dua ediyoruz toplanıp. Bende geliyorum, esnafımızla konuşuyoruz, sohbet ediyoruz. Esnafımızın her hafta biri sponsor oluyor, helva dağıtıyoruz, lokum dağıtıyoruz. Böyle olunca bir sinerji doğuyor. İnsanlar birlik beraberlik içinde oluyor. Oldu ki bir sorundan dolayı bir hafta yapamadık herkes niye bu hafta olmadı diye sorguluyor. Halin içinde müzik yayınına başladık. Hal içinde ara ara Klasik Müzik, Türk Sanat Müziği ve birçok farklı tarzda müzik çalıyor. Bunu gün içinde ara ara yapıyoruz, insanları sıkmadan. Bu sabah vardı mesela Belkıs Özener’leri, Muazzez Ersoy’ları çaldık. İnsanlar böyle şeylere ihtiyaç duyuyor. Saat 1’de, 2’de geliyorlar, burası zaten yoğun. Böyle bir melodi gelmesi insanın kulağına hoş oluyor. Okulöncesi çocuklarla birlikte 2 senedir Yerli Malı Haftasını halde kutluyoruz. Çocuklar öğretmenleriyle birlikte geliyor. Çocuk psikolojini bir düşünsenize, kasa kasa sebze ve meyveler her yerde. Esnaf mutlu oluyor, çocuklara ikramda bulunuyor. Çocuklar onları ceplerine dolduruyor. Çocuklarda ülkemizin değerini anlama konusunda, milli ve manevi bilinçli bir nesil yetişiyor. Bir neslin iyi yetişmesi ülkesinin zenginliği ve güzelliklerini kavramaları noktasında bir tutam da biz katkı sağlıyoruz. Halimizin girişinde ışıklı bir tabelamız var. ‘Bu bereketli vatan bizim kıymetini bilelim’ yazıyor. Her gelen çocuğa bunu okutuyoruz. Çocuklar benim ülkem ne kadar bereketli diye beynine yazıyor. Ve eminim hayatının bir köşesinde mutlaka bu verilen mesaj duruyor. En son Hal de bir Şehitlik Köşemizi oluşturduk. “Attıkları bir mermi ile, bu milletin kaderini değiştiren yiğitlere selam olsun” diyerek, Çanakkale 1915’de attığı bir top mermisi ile savaşın seyrini dolayısıyla bir ülkenin kaderini değiştiren Seyit Onbaşı nam-ı diğer Koca Seyit  ile,15 Temmuz’da attığı bir mermi ile haini alnından vurup indiren ve yine bir ülkenin kaderini değiştiren, Ömer Halisdemir’in fotoğraflarından oluşan bir köşe yaptık. Hal esnafı yada Hale alışverişe gelen müşterilerimiz bu yiğitleri görsün ve unutmasın. Unutmasınlar ki üzerin de serbestçe gezdiğimiz yada alışverişler yaptığımız bu vatan toprakları için kendi canından geçenler vardı.


Cuma dualarınızla toplumun birçok kesimini bir araya topluyorsunuz…


Cuma dualarından toplumun birçok kesiminden davetlilerimiz geliyor. Sosyal medya bu konuda çok faydalı. Bu hafta İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlerimiz gelecek. Geçen hafta ,Türkiye ye örnek bu güzel Hali bu şehre  kazandıran Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu  Başkanımız geldi. Milletvekillerimiz, Akademisyenler, STK’lar, meslek grupları, muhtarlar birçok insan geldi. Her hafta mutlaka Halle alakası olmayan insanları ağırlıyoruz. Malum Hal hep insanlara uzak kalmıştır. Kötü bir şekilde algılanır. Bende bu algıyı yıkmak için çalışıyorum. Saat 3’te 4’te istediğin gibi gel alışverişini yap, çayını çorbanı iç, hijyen kuralları içinde gez ve git. Ben Kocaeli Büyükşehir Belediye Halinin bu güzel yapısı ve işleyişi ile Türkiye genelindeki Hal kavramını bile değiştirebileceği kanaatindeyim, bizlerde bu olumsuz algıların yıkılması için çabalıyoruz... Önceki görevlerim gereği toplumun birçok kesimiyle bağım olmuş. Görevlerim bitse bile bağlarım kopmamış ki ben en büyük zenginliğim olarak o bağları görürüm. Gelen misafirlerimin çoğu da o zaman kurulan dostluklardan kaynaklı.


İşinizi konuştuk. Peki ya sosyal hayatınızda neler yapıyorsunuz?


Kendi kişiliğimden kaynaklı olarak motosiklet grubu arkadaşlarımla, bisiklet grubumla, yürüyüş arkadaşlarımla birlikte Hal müdürlüğümün yanında renkli bir hayat yaşıyorum. Hepsinin içinde motosikletin yeri bende ayrı. Gençliğimde rüyalarımı süslüyordu. Maddi imkansızlıklardan alamamıştım. 46 yaşında ilk motosikletimi almak nasip oldu. O yaşta alınca gençliğinin verdiği deli cesareti olmuyor daha ağır Abi oluyorsun. Onun da motosiklet camiasındaki karşılığı chopper tarzıdır. Onun kendine has bir ritüeli var. Bugün işten çıkınca sen beni tanıyamazsın. Hemen deri montumu, botumu giyerim. Kaskımı, dizliğimiz gözlüğümü, eldivenimi takarım ve günün yorgunluk ve stresinden bende eser kalmaz. Bunun dışında 9 senedir devam ettiğimiz bisiklet turlarımız var. Her Pazar Yahyakaptan’da toplanır bisiklet süreriz. İzmit Belediyesi’nde başlattığımız bir projeydi. Belediyeden ayrılsam bile bu projeyi bırakmadım. Cumartesi sabahları Orhan Camii’nde toplanırız 8-10 yıldır. Sabah namazı kılar, sohbet ederiz. Simit, çay, peynir ile kahvaltımızı yaparız sonra ayrılırız.


Odanızdaki biblolardan da anladığımız üzere motosikletin yeri ayrı. Motosiklet tutkunuzu biraz daha konuşmak gerekirse…


Benim üye olduğum KOMOTO. Kocaeli Motosiklet Topluluğu diye geçiyor. Kocaeli’de 3-4 tane bu şekilde topluluk var. Biz önemli günlerde farkındalık olsun diye 100-150 kişilik kafileyle İzmit’te tur atarız. Geçen gün Afrin için tur yaptık 150 motor katıldı. 18 Mart için tur yaptık 170 motor katıldı. Önemli günlerde topluluklar olarak bir araya geliyoruz. Kimi motor için şeytan arabası der öyle der böyle der ama bu bir tutku. Şimdi tutup kimse beni tutkumdan vazgeçiremez. Ben bu işten keyif alıyorum. Ben hiç motosiklete binmesem bile hafta sonu onun bütün cıvatalarını parlatırım, sonra geçer karşısında izlerim. Maalesef toplumun genelinde trafiğe, yola bakışıyla alakalı sıkıntı var. Bu ülkede motosiklet kullanmak zor. Neden zor? Hala daha kuralları önemseyememiş, kurumsal değil de duygusal yönden giden bir trafik akışı var. Yani, şoförün o günkü merhamet duygusuna, ruh haline bağlı. Şu yayaya yol vereyim der, kurallara uyayım derse yasak yerden dönmez, y da yaya geçitin de yaya ya yol verir, aksi takdirde yoluna devam eder gider. O yüzden motosiklet kullanan kişinin işi çok zor. Çok kolay seni motorunla altına alabilir araba. Bir arabayı kullanan da can, motosikleti kullanan da can. Ben de senin kadar değerliyim. Kullandığım motosiklette senin araban kadar değerli. Bu farkındalığı arttırmak için projeler yapıyoruz. Kullanan arkadaşları da bilinçlendirmemiz lazım. Kasksız kullanan arkadaşımız da çok mesela. Bana diyorlar müdürüm işte gözlük çok havalı diye. Yahu kardeşim ben bu gözlüğü takmak zorundayım. Düşünsene 100 km hızla giderken gözüne sinek girdi ne olacak. Onun için her ekipmanın bir kullanım gerekliliği vardır. Farkındalık oluşturmak için yoğun bir çabamız var. Evet  Trafikte Motosiklet var yani, kimse yok diyemez. Ve herkes de bunu kabullenmek ve motosiklet kullanıcılarını önemsemek zorundadır.

Yaşadığınız hayata dönüp bir baktığınızda neler hissediyorsunuz?

Çalışma yaşamım boyunca en zirve yerlerde de bulundum, en normal diyeceğim yerlerde de bulundum. Dün başka yerdeydim, bugün başka yerdeyim yarın daha başka bir yerde de olabilirim. Bütün bu kademeleri gören birisi olarak şu an öyle güzel idrak ediyorum ki bu durumu. Buraya atanalı 2,5 sene oldu. Ondan önce ben BELSA binasının 4’üncü katında başkan yardımcısıydım. Bu kolay bir görev değildi. Neydi başkan yardımcılığı? Bu toplumda farklı bir yerin oluyor. Sekreterin var, şoförün var, yolda yürüyorsun insanlar sana başkanım diyor, ağzından çıkan emir. Aslında bunlar senin bilincini kaybettirecek durumlar. Hoşuna gidiyor çünkü. Allah muhafaza kaptırsan kendini insanın çizgisi kalmaz. Allah’a şükür iyi ki o zaman makamın büyüsüne çok alıştırmamışız kendimizi. Gerçek olan aile, arkadaş. Bir baktık biz hiçbir şey kaybetmemişiz. O gidince de çok bir şey kaybetmedim. Ben yine bisiklete biniyordum, ben yine arkadaşlarımla konuşuyordum. O makama kendimi alıştırsaydım eğer düşüşü çok kötü olurdu, bünye kaldırmazdı. Neticede dediğim gibi hangi işi yaparsan yap koltuk sana bir şey katmayacak sen koltuğa bir şey katacaksın. Sen bir şey katarsan görevin değişse bile gidip öbür tarafa bir şey katarsın.



Ayhan Acar aile hayatında nasıl biridir peki?


Ben bu ideallerimi ve hayat felsefemi kendi aile yaşantımda da ön planda tutuyorum. 3 kızım (Zeynep Betül Zengin ,Ahsen Şule Akça ve Şevval Ebrar ACAR) bir de torunum Hümeyra AKÇA var. Onlara her alanda doğru bildiğim konularda rehberlik yapmaya çalışıyorum, hayata pozitif bakış açısı ile bakmaları için onlara çeşitli motivasyonlar uyguluyorum. Bazen bir Baba kız, bazen bir sırdaş bazen de bir arkadaş.. Kızlarımın lise dönemlerinde okullarına hiç gitmezdim. Ancak evdeki aylık istişare ve değerlendirme konuşmalarımız olurdu onlarla. Derdim ki onlara evde herkes yaptığı işin en güzelini yapacak. Ben baba olarak görevimi en iyi yapmaya çalışıyor en helal yönden rızkımızı temin etmenin gayretini gösteriyorum, Anneniz ,evin her türlü ihtiyacını en güzel bir şekilde karşılıyor ve kalan ev görevlerini yapıyor sizde kendi üzerinize düşeni yapacaksınız. Sizden istenen okumaksa siz en iyi ve başarılı şekilde okuyacaksınız. Sonra, İmamhatip Lisesi’nde okuyan kızım Bursa Uludağ İlahiyat Fakültesini kazandı. Sağlık Meslek Lisesi’nde okuyan kızım, Konya Selçuk Üniversitesi Aneztezi Bölümünü bitirdi. En küçükleri Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandı bu sene. Ankara Hukuk olunca,.. “Baba bende en iyisini” yaptım, dedi. Diğer kızım, her doktor benimle ameliyata girmek istiyor, benim odamda anestezi alan hasta hiç sıkıntı çekmiyor diyor. Sorumluluk ve iş hayatını birlikte götürdüğünde zaten hayat kendiliğinden su gibi akıp gidiyor. Allah rızasına sahip olursan hangi iş olursa olsun önün açılıyor. Tabi bütün bunları yaparken ve yaşarken insanın arkasında Dağ gibi duran bir eşi olmalı. Çok şükür o konuda eşim Ferda Hanım  hiçbir zaman desteğini esirgememiştir. Kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.


Sohbetimizi sonlandırırken insanlara kendi hayatlarına katmaları konusunda bir şeyler söylemek ister misiniz?


İnsana yazılmış bir kader vardır. Biz maalesef bunu unuturuz. İnsanın sınırlı ölçüde değiştirebileceği bir kaderi vardır birde değiştiremeyeceği. Bugün nefes alıyorum, Yarın alamayacağım belki.. bugün nefes alabiliyorsam, bugünü en iyi şekilde yaşıyorsam yarına Allah kerim. İnsanların gelecek kaygısı oluyor, planların olacak deniyor. ama ne planı. Bu kadar plan yapacak ne var. Önemli olan günü en iyi en verimli olacak şekilde geçirmek. Şer görürüm hayır çıkar, hayır görürüm şer çıkar. Bize düşen bugünü yaşayıp yarını beklemek. Zaten böyle yapınca en güzeli çıkıyor karşına. Ben üniversiteyi hal müdürü olmak için okumadım mesela. Geçen sene yüksek lisansımı bitirdim. Bundan 5 sene önce hal müdürlüğü yapacaksın deseler gülerdim. Şimdi diyorum ki iyi ki hal müdürüyüm ve Türkiye de tek Yüksek Hal Müdürüyüm. :))) Yaptığım işten çok mutluyum…

 

 

[video width="640" height="352" mp4="https://www.yenikocaeli.com/wp-content/uploads/2018/03/WhatsApp-Video-2018-03-28-at-18.30.14.mp4"][/video]

 

Güncelleme: 31 Mart 2018 15:55
BENZER HABERLER
kaan uçar masaüstü
X