İDEBİR ailesi iftar yemeğinde Ahmet Baydar'ı konuk etti
Birlik, beraberlik ve paylaşma ayı olan Ramazan ayında, Kocaeli İnsani Değerleri Yaşatma Derneği (İDEBİR) geleneksel iftar yemeği ile bir araya geldi. Seka Maide Kafe’de gerçekleşen programda İDEBİR ailesi eğitimci-yazar Ahmet Baydar’ı konuk etti.
Ayda bir vefa sohbeti, farklı konular ve konuklarla konferanslar veren Kocaeli İnsani Değerleri Yaşatma Derneği (İDEBİR) yönetim kurulu ve üyeleriyle Hasan Hüseyin Taylan‘ın ev sahipliğinde, Seka Maide Kafe’de gerçekleşen programa katılım yoğun oldu. Gerçekleşen programa: Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. İsmail Barış, Kocaeli Üniversitesi Hukuk Dekanı Prof. Dr. Bayram Keskin, İzmit eski Belediye Başkanı Halil V. Yenice, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Koordinatörü Abdullah Köktürk, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi istihdam ofisi Öztekin Kaşukçi, Kocaeli İl Göç Müdürü Mehmet Erkoç, Kocaeli Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Adem Çakır, Derince Hastanesi Müdürü Cemal Soydan, Gölcük Hastanesi Müdürü Mustafa Özdemir, AK Parti İl Başkan yardımcıları Zeki Canşi ve Halil Dokuzlar, KOGİDER Başkanı Aydın Burgul Sakarya Üniversitesi Sosyal Hizmet bölümü Başkanı Prof.Dr.Yusuf genç,İktisat uzamanı Prof.Dr.Ayhan Orhan katılım gösterdi.

Selamlama konuşmasını yapan Başkan Hasan Hüseyin Taylan değerler merkezli bir oluşum olduklarını belirterek “Öncelikle hepinizin Ramazan-ı Şerifini kutluyorum, geleneksel İDEBİR iftarında sizlerle birlikte bir arada olmaktan mutluluk duyuyorum. İDEBİR 2009 yılında kurulan değerleri merkeze alan bir dernek. Aslında insani değerler, evrensel değerler, İslami değerler hepsini iç içe sayabiliriz. Değerler merkezli bir oluşum olarak bazı faaliyetlerimiz var. Onlardan bir tanesi de vefa sohbetleri. Kentimize katkı sağlamış değerli kişileri davet edip, onlarla birlikte öğreniyoruz. Belli başlı ilgimizi çeken konular var elbette, İDEBİR'in ihtiyaç duyduğu alanlarda; uzay, sağlıkla ilgili, farklı alanlarda ve farklı konularda konuşmalarımız oluyor. Bu iftarda yine geleneksel zamanlarımızdan biriydi. Ben bir sosyolog olarak, insanları bir araya getirmek ve sohbet etmek, o dayanışmayı sağlamaktan mutluluk duyuyorum” dedi.

Eğitimci yazar Ahmet Baydar (iyi-kötü) konulu konuşmasında müdahaleci bir toplum olduğumuzun altını çizerek bunu nedenlere bağladı Baydar: “Sizi altmış yıl öncesi Sivas’ına götüreyim, imam hatip lisesinde öğrenciyim. Ramazan’da iftardan sonra yatılı okuduğum dönelerde, en yakın camiye giderdik. Orada başıma gelen bir olayı sizlere anlatmayı isterim. Namaz kılarken yanımdaki bir el bana müdahale etti. Elimin namaz esnasında yanlış yerde durduğunu söyledi. Namazdan sonra da yanıma gelerek “yukarıdan bir kılıç düşmesi gibi tam diz hizasında gelecek şekilde durmalı elin” dedi. Üç beş sene önce Maltepe'de yine bir iftar dolayısıyla camideyiz. O amca gibi birisi yaklaştı ve aynı şeyi yaptı bana, o da ders verdi. Bizler müdahaleci bir toplumuz bunu her yerde görmeniz mümkün, bu tür şeylerin sebebini hiç düşündünüz mü? Bunun için iki kelimeyle başlayalım, riya nedir? Gösteriş yapana riyakar deriz, bir diğeri de huşu. Kendini yere bırakmak demek, soğumaya yakın bir bitki düşünün huşu halindedir, o kendini belli etmez. Ama riyakar öyle değildir. O kendisini gösterir” dedi.
İki ayet ile konuşmasını güçlendiren Ahmet Baydar konuşmasının devamında; insan nefsinin acizliğini ve riyakar insanın toplumun işlerini, kendi işlerini sorgulamadığının altını çizdi. İki tip insan olduğunu dile getiren Baydar, huşu sahibi insanın kendisini bildiğini karar alırken toplumu da düşündüğünü ifade etti.
Sözcülük yapan da ebeveyn değil sosyal medyadır
Dindar ve mütedeyyin kelimelerini açıklayan Baydar, “Riyakarlar dindar görünür ama huşu sahiplerinin böyle bir şeye ihtiyacı yoktur onlar mütedeyyinlerdir, dindarın hayatı bilgi ve ahkamla kaimdir. Riyakar dindarlar avamı oluşturur ama huşu sahibi mütedeyyinler havası oluşturur. Ellerini teslim edenler topluma teslim olan riyakar ve dindarlardır” dedi.
“Kalpte teslim olanlar Allah’a teslim olan huşu sahibi kişilerdir. Müdahalenin sebebi telkin edilenlere hareket ederler ama mütedeyyinler doğal olanla hareket ederler, aklı ve dini düşünürler”
Oysa mütedeyyine göre akıl ve baliğ olmakla başlar. Bizim çocuklarımıza yaptığımız tam bir enemek olarak adlandırılır. Hiç hayvanların yavrularını eksik doğurduğunu gördünüz mü? Göremezsiniz, her hayvan yavrusunu tam doğurur. Bizde fıtrattan bahsettik. Fıtrat bütün insanlarda aynı olan ilk ayardır. Fakat Artık sözcülük yapan da ebeveyn değil sosyal medyadır. O zaman her doğan fıtrat üzere doğar ama sosyal medya onu şekillendirir.
Aşağı yukarıyı semaya bağlayan tek şey sevgidir.
Kimden gelirse gelsin, fıtrata ve hanefiliğe yapılan her türlü müdahale Rab’lık iddiası taşır. Eğer çocuklarınıza tanrılık iddia etmek istemiyorsanız, onların içindekini büyütmeye bakın.
“Çocuklarınıza namazı yedi yaşında emredin on yaşına geldiklerinde de kılmazlarsa onları dövün” bu bir hadis değil haberdi. çünkü Kur'an okuyorum kuranda ne diyor namaz müminlere emredilmiştir.
Buna inanan birisi, nasıl olur da dövün diye bir eyleme inanır da yapar? Telkinle ve zorla yapılan şey asla birisinin kendi işi sayılmaz, o başkasının işi olur. Teklif edenin işi olur telkin ve zorlama, riaya dindarlıkta sıradanlığa ve teslimu'l l-yed'e sebep olur.
Ebeveyne düşen, hekim hazakatiyle evladının içini büyütmektir. Fıtrat ve hanefilik rızasını insani ilişkiler ve sevgiden alır.Aşağı yukarıyı semaya bağlayan tek şey sevgidir.
Ahmet Baydar’ın konuşmasının ardından kürsüye çıkan İDEBİR Başkanı Hasan Hüseyin Taylan Yahya Kemal Beytalı’dan Atik-Valde’den İnen Sokakta isimli şiirini okuyarak katılımcılara teşekkür etti.

