İZMİTÇE SÖZLÜK
Bu alan sürekli güncellenmektedir.
İletişim bölümünden siz de sözlüğün gelişmesine yardımcı olabilirsiniz.
A
Atar yapmak: Sert çıkmak , çıkışmak, İzmit diliyle gider yapmak manasına da gelir..
Aso: İzmit demek, delikanlı demek, çarşı çocuğu demek, güzel demek yakışıklı demek, iyi ve hoş demek. Kökü iskambildeki as'a kadar dayanır.
Aksavata yapmak: Belli bir konu üzerinde tartışma halindeyken orta yolu bulucak konuşmayı yapmak.
As yapmak: Susmak - konuşmaması gerektiğini anlatan sözcük. Argo tabirle ise karşındakine "akıllı ol!!!" demek.
Afaroz etmek: Karşısındaki kişiye dayak atmak, hırpalamak, mahfetmek.
Amçolu: Amcam...ızın oğlu için söylediğimiz bu kelimenin aslında en samimi olduğumuz kişiden, sokaktan geçen herhangi birine kadar söylenebilir olduğunu anlatan izmitçe versiyonu..
Alo yapmak: Aramak
Ayaaaa: Gibi anlamında ''çocuklara sordum naaabıyonuz ayaa? '' ne yapıyorsunuz gibisinden anlamında
Avel: Şaşkın, saf, aptal anlamında...
B
Bilader: Bildiğimiz birader'in izmitçede ses olayına uğrayıp gramerinde geçirdiği evrimden sonraki hali..
Babakelli: Büyükçe iri babakelli bi kayıntı sofrası
Boğmak: Yemek yemek anlamında. Kayıntı boğmak gibi.
Biliyon da beni: Az çok tanıyorsun beni...
Bolum: Be oğlumun İzmitçe versiyonu...
C
Ceket: Manita demek.
Ç
Çekelemek: Genel anlamda içmek, tüketmek anlamında kullanılır.
Çökmek: Türkçedeki halinden çok farklı olarak kullanıldığı cümleye göre izmitçede değişim gösterebilen entresan sözcüklerden birisidir..
D
E
Enayi: Düzgün olmaması 'kardeşim al buradan yak bu çakmak enaaayi yanıyo ayaa'
Erketeye yatmak: Gizli hissettirmeden takibe almak
F
Faça: Giysi ()
Façasını salmak: Kardişim dediği vatandaşa elbisesini emaneten vermek ama bir daha alamamak.
Faça yapmak: Kıyafet satın almak.
Façan yansın: Göze hoş gelen güzel kıyafetlere nazar değmesin manasında kullanılan hoş bir söz öbeği.
Façadan kesmek: Karşısındakini ağzı, burnu, kara kaşı yada kara gözü dururken üstündeki elbisesinden tanımak.
Faça salmak: Eşine dostuna emaneten giysisini vermek.
Façalaşmak: Dünyanın herhangi bir yerinde karşı karşıya gelmek- karşılaşmak..
G
Gevşek: Rahat, umursamaz tavırlar takınan kimse..
H
Hiç kesemiyosun bu işleri: Bahsi geçen iş hakkında karşındakine o işten anlamadığını,bilmediğini belirten hoş bir tabir.
Hap etmek: Karşısındaki kişiyi etkisiz hale getirmek , ağzını burnunu kırmak ya da güzel bir uzakdoğu dövüşü ile hırpalamak..
Hade bee: Büyük şaşkınlık ünlemi...
Hade laan: Dediklerine katılmamak, salladığını düşünmek.
I
İ
İş koymak: Haberdar etmek
İş atmak: Söylemde bulunmak, varlığından haberdar olunmasını sağlayacak girişimlerde bulunmak.. "manitaya iş attım" cümlesindeki söz öbeğimiz tam olarak bu anlama gelmektedir..
J
K
Kardişim: Türkçeye karın-daş ikilisinden kardeş olarak geçen sözcüğün izmitçe versiyonu..izmitçede de son derece gramer kuralları olduğunu kelimemizde meydana gelen ünlü daralmasından görmek mümkündür..
Kayıntı atmak: Yemek yemek
Kesmek: Bir kaç farklı anlamı vardır.. 1- bakmak, 2-hatırlamak, tanımak 3-bilmek
Kesiyorum seni: Karşındakine, onu daha önce gördüğünü ima eden söz öbeği.
Kendini kurmak: Bir canlıyı, bir nesneyi kısacası herhangi bir şeyi kendine takıntı yapmak.
Ketenpere: dolandırıcılık.
Ketenpereye gelmek: Dolandırılmak, örn: 'arkadaş bizi ketenpereye getirmeye mi çalışıyor' gibi..
Kene: Para
Kelav: Kaşar kızlara hitaben kullanılır.
Kesiyon da beni: Az çok yaptıklarımı görüyorsun..
Köşede türkür: Müsait biyerde indir.
L
Lala: Donup kalan, saflık, aptallık yapana denir.
Lav: boşa gitmesi. yok etmek yok olmak , ''bütün kene lav'' oldu
Lavzek: salak saf sevilmeyen kişi
Lübünya: Gay anlamında kullanılır.
M
Matiz: Sarhoş olmak anlamında kullanılır.
Manita kesmek: Karşı cinsten olan bir varlığa bakmak. kendince telepati kurmak, bir nevi kendi kendine gelin güvey olmak.
Mazın: Zengin.
Mantarlamak: Başaramamak, hazin son ile karşı karşıya kalmak, ezik durumu düşmek, ezilmek ve hatta büzülmek.. mantara bağlamak haliyle izmitçemizde daha sıklıkta görülmektedir...
Mevzu koparmak: Olay çıkarmak manasında kullanılmaktadır.
Metazori: Zorla yapılan eylem..işi zorlama , yokuşa sürme..
Mariz: Dayak, kötek anlamına gelir...
Marizine kaymak: Dayak atmak , dövmek anlamına gelir..
N
Nallamak: Birini dolandırmak. mesela; nası nalladım aweli belli deil *
O
On numara: Karnede yıldızlı pekiyi, 100 üzerinden 100 lük kağıt gibi maksimum güzellikte olan bir şeye söylenen sözcük..
Ö
P
Paspal: Kötü, fena gibi hoşuna gitmediğini belli eden sıfatların yerine kullanılan sözcük.
Pike yapmak: Israrcı olmak.
Pilaçka olmak: Yapışmak, peşini bırakmamak, kovalamak, kurcalamak...
Pres yapmak: Karşındakine ikna edici baskı kurmak - irdelemek,yormak..
Patates olmak: Yapılan bir işi yada yapacağı bir işi halledememek, yüzüne gözüne bulaştırmak.
Patlıcan olmak: Utanmak.
Paçoz: Zayıf, cılız , çelimsiz kimse için kullanılan sıfat
Pandiz etmek: Karşısındaki kişiyi etkisiz hale getirmek , ağzını burnunu kırmak ya da güzel bir uzakdoğu dövüşü ile hırpalamak..
Piiz: İçki içmek
R
Raat ol: Kasma kendini, ben hallederim halleri...
S
Salmak: Asıl manası; bir örnek verecek olursak; aşağıya doğru sarkıtmak olsa da İzmit dilinde bir çok anlama tekabül eden entresan sözcük
Sal bolum beni: Karşındakine, ondan sıkıldığını ve o an için gitmesi gerektiğini anlatır.
Sal bu işleri: Yanlış işler peşinden koşan birine uyarı manasında kullanılır.
Sal kendini: Karşındakine sakin olması gerektiğini anlatan söz öbeği.
Salık: Rahat, umursamaz tavırlar takınan kimse..
Sinyal olmak: İhtiyacı olup ta, sahip olamadığı şeyi bir başkasından istemek. Örn: “kardişim sigarana sinyal oluyorum daha sonra hesabı kapatırız" gibi bir cümleyle daha iyi anlayabiliriz.
Sektirmemek: Genelde erkeklerin hatun kişi için kullandığı ve çapkınlık konusunda amaca ulaştığını anlatır.
Salça olmak: Yüzsüklük yaparak bir şeye katılım göstermek , girişimde bulunmak , alakalı hale gelmek.. “her kıza da salça olunmazki..pirana mısın bilader sen?...”
Ş
T
Tiiz: En kibar haliyle 'popo' demek.
Terso: Parasız kalmak.
U
Ü
Üstüne çökmek: Bir kişiyi hırpalamak üzere girişimde bulunmak..
Mekana çökmek: Mekan basmak..
V
Y
Yılan var kaarşim: Etrafta çok kıvrak, çok iyi, çok sağlam bir kız olduğu anlamına gelir.
Z
Zarbo: Polis demek.
Zehir: Tehlikeli ,alımlı 'zehiiir gibi manita '