KANÇED, SU ŞENLİĞİ’NDE BULUŞTU
Kocaeli-Kültür ve Çevre Derneği 1. Kuruluş yıldönümünü Su Şenliği ile kutladı. 31 Ağustos Pazar günüAkçakese köyü meydanında gerçekleşti. Programa çok sayıda davetlinin yanında STK ve Partitemsilcileri katıldı.
Programda kaynamış mısır ve karpuz ikram edildi. Konuşmalar öncesi ve sonrasında davul zurna
eşliğİnde eğlenen Kandıralılar hep birlikte araçları ile Sarıhocalar sapağına gittiler. Yolda kalabalık
oluşturan araçlar bir müddet Kandıra-İzmit otoyolunun kilitlenmesine yol açtı.
Saat 16.00’da başlayan etkinlik akşam saatlerine kadar devam etti.
Programda konuşmalar yapıldı. KANÇED Başkan Yardımcısı Orhan GÜNEN, moderatörlük yaptığı
programda suyun öneminden söz edip su konusunda uyarılarda bulundu. Konuşmacı aralarında su
üzerine şiirler okudu.
ÜÇ YAŞINDA BİR TOSUN KESECEĞİM
Akçakese köyü muhtarı Osman AKDENİZ ilk konuşmayı yaptı: “Her zaman bakıyorum hep aynı kişiler
partici olsun dernekler olsun gelenlerden çok memnunuz. Eğer dışarıdaki kadar bizim kendi insanımız
bizi desteklese inanın biz bu kadar daha çoğalırız. Bu kadar daha mutlu oluruz. Çok yakın
arkadaşlarımız yok gerçekten her kesime çok teşekkür ederim. Hoş geldiniz. Valimin yanında “Eğer
Tahir başkan bunu define için yapıyorsan gel define yerini göstereyim. Defineyi alsın gitsin” dedim.
Sayın valim hiçbir şey söyleyemedi. Sadece güldü.
Bir araya geldiğimizde Tahir başkana dedim ki “Şu iki dudağınız arasından iyi kelime çıksın. Vallahi
billahi üç yaşında bir tosun keseceğim dedim. 2019’dan beri biz bunun mücadelesini veriyoruz bize
yazık değil mi?
Saat 12.00’den gece üçe kadar kendi kendime konuştum. Stressden göbeğim büyüdü. Allah razı olsun
geldiniz bizi mutlu ettiniz, dedi.
GÜNEN, Bir tek bizi siz anlamadınız gelişiniz olmayacak ama gidişiniz çok hızlı olacak. Bir çalıştay
hazırladık. Bilim adamlarının fikirlerine saygı duymadınız bize ve bilime saygı duymayanlara biz de
saygı duymuyoruz” dedi. Kurucu Başkan Adem ARI’ya söz verdi: ARI;
“Merhaba değerli komşularımız, bugün bizi mutlu ettiniz,şu şırıl şırıl akan suları mutlu ettiniz.
Tepemizde cıvıldaşan kuşları mutlu ettiniz ve yeşil yapraklarını hışırdatan ağaçları mutlu ettiniz.
Merhaba; bu kelimeyi çok severim. Süleyman Çelebi, Mevlid-i Şerifi’nde Peygamber Efendimizin
dünyaya gelişini merhaba diyerek çok güzel anlatıyor.
SULARI, KUŞLARI, AĞAÇLARI MUTLU ETTİNİZ
Merhaba değerli komşular: Hazret-i Allah, Ahzab suresi 72. Ayetinde şunu diyor: “Biz emaneti
dağlara, göklere ve arza teklif ettik. Kabul etmediler. İnsana teklif ettik İnsan emaneti kabul etti.”
Nedir bu emanet? Allah(CC)’ın dinini koruma emaneti, Allah(CC)’nın dinini yaşama emaneti,
Allah(CC)’nın varlıklarını koruma emaneti. Evet siz bugün burada Allah(CC)’nın dini yanında Allah’ın
emanet bıraktığı bu coğrafyayı koruma görevini yerine getiriyorsunuz.
45 DERECEDE NÖBET TUTTUK
25 Ağustos akşamı İzmit’te bir sessiz yürüyüş yapmıştık. Orada demiştik ki; “Bizim sessiz yürüyüşümüz
bir çığlığın ifadesidir. Biz kuşlar adına, sular adına, ormanlarımız adına, sessiz çoğunluklar adına
burada yürüyoruz. Ve biz 31 Ağustos’ta sularımızın başında olacağız, sularımızı, ormanımızı
bekleyeceğiz. Evet geçen bir ay boyunca Kocaeli Büyükşehir Belediyesi önünde bir farkındalık
oluşturmak için nöbet tuttuk. 45 dereceye varan bir hararetin altında nöbet tuttuk. Bundan sonra
sularımızın başındayız. Ormanımızın başındayız. Sularımızı, ormanımızı, kuşlarımızı birilerine peşkeş
çektirmeyeceğiz. Onları yalnız bırakmayacağız.
Arkadaşlarım “Zafer Bayramımızdan da birkaç kelime söz eder misin? dediler. Arkasında da “Ama
hocam üniversitede ders anlatır gibi anlatma” dediler. Ama üç ay geçti öğrencilerimden uzağım 15
gün sonra üniversite açılacak. Üniversitede öğrencilerimle buluşmadan önce komşularımla bir ders pratiği yapmış olmayayım mı?
Yine konuyu Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin bize karşı olan tavrına getireceğim. 1921 yılı eylülünde
Sakarya Zaferi kazanıldığında Yunan Afyon-Eskişehir hattının batısına çekildi. Türk ordusunun
taarruzunu bekliyordu. Sonbahar geçti, kış, ilkbahar geldi geçti. Yaz geldi yazın ortası oldu. Türkler
taarruz etmiyorlar. İngilizlerin ve Yunanlıların “Türkler blöf yapıyor, Türkler taarruz etmeyecek”
düşüncesine kapıldıkları anda yaz bitiminde 26 Ağustos sabahı saat beş buçukta gülle olup
Kocatepe’den Yunan’ın üzerine yağdık. 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Yunan’ı kıyıma uğrattık. Bir
Yunan Sındığı Savaşı oldu. Ve Yunan tarihte görülmemiş bir geri çekilmeyi başardı.
Bu arada Mustafa Kemal Atatürk’ün bu stratejisi Kocaeli Büyükşehir Belediyesine de örnek olmuş
olacak ki bizi beklenti içinde bıraktı. Kocaeli Büyükşehir projeyi ha çıkardı ha çıkaracak dendi. Bir yıl
geçti, 14. aya girdik. Halen Bakanlıktan bir ses yok.
Buraya çöp tesisi yapma proje girişimleri 2019 yılının aralık ayında başlamıştı. 2020 yılın ocak ve şubat
aylarında ortaya koyduğumuz irade ile sizlerin desteği ile biz bu çöp tesisi projesini yaptırmayacağız”
düşüncesine kapıldık ancak KBB bizi uyutma siyaseti gütmüş. İsim veriyorum. O günlerde Adalet
Kalkınma Partisi’nin ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nde İl başkanlığı yapmış ağabeyim bana şunu
dedi:
SEÇİMDEN SONRA YAPACAĞIZ
“Adem Adalet Kalkınma Partisi üst düzey yetkilisinden: Bu projeyi seçimden sonra yapacağız” sözlerini
duydum. Bizi maalesef seçimden önce uyuttular. Ama ben kimse kusura bakmasın, uyumadım
etrafımdaki arkadaşlara dedim ki; “KBB seçimden sonra bu projeyi tekrar gündeme getirecek. Ne olur
bunlara yetki vermeyin.” Yetki verdik başımızın belası yaptık. Ama biz bunların bu uyutmalarına pabuç
bırakmayacağız. Dernek kurduk. Zannettiler ki Kandıralılar biz bu işi uzatırsak bu işten tırsacaklar
kenara çekilecekler. Hayır uyumuyoruz. “Su uyur düşman uyumaz” misali ayaktayız. Suyumuzu
ormanımızı bekleyeceğiz sizlerin desteği ile.

NÖBETE DEVAM
Arkadaşlar, komşular mücadeleler kanunla mahkeme ile kazanılmaz. Eylemle, dik duruşla kazanılır.
Değerli komşularım sizden dik duruş bekliyoruz. Bu suyun başında, şu ormanın içerisinde, şu
meraların başında lütfen ama lütfen bu proje olmayacak deyinceye kadar nöbet tutalım. Allaha
emanet olun. Bizi izlemeye devam edin”
AKADEMİSYENLERİ BİZ DOĞURDUK
GÜNEN, kadınlarımızın sürece katkılarından söz ettikten sonra Yasemin KÜÇÜK hanıma söz verdi.
Küçük konuşmasında bilim adamı yetiştirmekten söz etti: “Ben sadece küçük bir yaşanmışlıktan söz
etmek istiyorum. Tahir Büyükakın’ı makamında ziyaret ettiğimizde bize şöyle bir çıkışta bulunmuştu:
Akademisyenlerin hazırladığı bu Çalıştay hakkında. Ben de bir akademisyenim bırakın bunlara geçin
diye ve sonra akabinde eklemişti. Bana bu çıkışla geliyorsunuz bu argümanla geliyorsunuz hangi alt
yapı ile hangi bilimsel veri ile kişisel olarak bunu savunuyorsunuz diye ve eklemişti “Siz akademisyen
misiniz?” diye. Ben de buradan Tahir Büyükakın’a seslenmek istiyorum: Ben akademisyen değilim.
Nihat ERİM’in annesi de akademisyen değildi Turan GÜNEŞ’in annesi de akademisyen değildi. Orhan
GÜNEN’in annesi de Adem ARI’nın annesi de akademisyen değildi. Bu topraklar bir sürü akademisyen
üretti. Bu şehrin bir sürü makamında bizim yetkimizle bizim dağarcığımızla bir yerlere geldi bu şehir.
Bizim kadınlarımızı küçümsemesinler akademisyen değil annelerimiz tarlada, bahçede, inekte.
Doğururken, iş yaparken, her zaman başı dik, mağrur bu insanlar. Kadının olduğu yerde toprak
yeşerir, kadının olduğu yerde ses yükselir. Sesimizi alçaltmayacağız. Bu toprak bizim, bu yeşil vatan
bizim, bu tesisi buraya kurdurmayacağız, akademisyen değiliz ama akademisyenleri biz doğurduk.”
Ardından STK ve Parti temsilcilerine söz verildi.
BURANIN DOĞASI İÇİN GELDİK
Zafer Partisi Kandıra İlçe Örgütü başkanı Onur ÖZCAN; “Ben iki sene öncesine kadar Gebze’de
oturuyordum. Buranın doğası suyu için geldik buralara. Tesis yapıldı mı coğrafi işaretli ürünlerin
hiçbiri piyasa bulamayacak. Turizm bitecek, doğal güzellikler bitecek, manda yoğurdu bitecek.
Herkesin kişisel bir davası olması gerekiyor. Ama maalesef siyaset kirli olduğu için birçok insan bu
işten uzak kalıyor” dedi.

YA KIRK SATIR YA KIRK KATIR
Oğuz USLU; “Ben Akçaova Havzası Derneği yönetim kurulu üyesiyim. Biz Akçaova’da 2015’den beri
Sungurlu Barajı suları altında kalmakla tehdit ediliyoruz. Oraya yapılacak baraj 900 km karelik Kandıra
arazisinin 300 km karesini baraj drenaj alanında bırakıyor. Orada yaşayan insanlar organik tarımı
öğrenmezlerse mevcut klasik tarımla orada tutunmak zorlaşacak. Hem bu konuda tedbirleri
almadıkları gibi hem de bu projeyi hızla götürerek bizleri çaresiz bırakıyorlar. Biz de 10 yıla yakın
mücadele ediyoruz. Sizin bu çıkışlarınız müdafaanız çok değerli yakın zamanda duyacaksınız biz de
herhalde dozerlerin önüne çıkmaya başlayacağız. Bize layık görülen “ya kırk satır ya kırk katır”
örneğinde olduğu gibi bir sürü başımıza belalar sarıyorlar. Bizleri su altında boğmaya çalışırken sizleri
çöp altında boğmaya çalışıyorlar. Buna karşı çocuklarımız için direnmeliyiz”, dedi.
HER BİRİMİZ BİR YERLERDE OLALIM
Kadir ÖZDEMİR; “Deva Partisi Kocaeli İl Başkanlığı Tarım Enerji ve Doğadan sorumlu başkan
yardımcısıyım. Her birimiz bir yerlerde olalım. Siyaseti kullanarak Ankara’ya da gittik milletvekillerini
de getirdik. Benim köyüm Deliveli. Benim seslenişim şuna Akçakese 30 hane 15 hane direniyor
diğerleri yatıyor. Hayırdır abi bu toprak bu su ağaç senin değil mi? Yapmayın Allah aşkına. Uyanalım
biz dirençli oldukça bu çöp buraya yapılamaz. Onlar da bizim uyumamızı istiyor,” dedi.
Akçakese Muhtarı Osman Akdeniz; Geçen hafta Seyidaliler’de su programında Tahir bey geldi vanayı
açtı aynı bizim şu su gibi havaya fırlattı. Gittim İSU müdürüne “sayın müdürüm ne kadar güzel tarım
alanı dediniz sularımız dediniz. Benim suyum boşa akıyor niye sahip çıkmıyorsunuz” dedim. Cevap bile
veremedi. Bizim suyumuz yol boyuna bedava gidecek. Oradan tepelere 111 km hat döşemiş gelmiş
onu medh ediyor.
İSU MÜDÜRÜ GEL BİZE ANLAT
GÜNEN, “İSU genel müdürü gelsin. Kocaeli’de 40 küsur suları koruma altına almışlar da bu sular
bunlardan daha az da onlar kıymetli de Akçakese suları onlardan kat kat fazla ise bunu ne için koruma
altına almıyorlar diye bir soralım bir cevap versin, dedi. İSU müdürü sen bu çevrenin çocuğusun. Gel
derneğimize anlat bize bilim mi anlatacaksın ilim mi anlatacaksın, suyun niteliğini mi anlatacaksın
görelim anlat anlarız biz. Biz anlarız anlama kabiliyetimiz var,” dedi.
Osman Muhtar; “Cezaevinden akşam sabah vatandaş beni arıyor. Muhtarım bizim sularımız akmıyor.
Müdürü arıyorum diyor ki girişte bir arıza var, diyor vallahi yalan billahi yalan
Bizim beğenmedikleri suyu kuyu açmıştılar onu öğrenmişler kuyuyu şimdi kazıyorlar. Birkaç güne
bağlarlar” dedi.
- Toplam 2 yorum
Kadir Özdemir 18:19 - 02 Eylül 2025
Bizler hak bir davanın gönüllü mücahitleriyizBu hak, sular için,oksijen,doğa,tarım,ekosistem vede bin yılı aşkın bu topraklarda üreten köyümüz ve köylerimiz için.Tekrar Tahir başkanımıza ricam seçimde size tulum çıkartan bu köylerinizi heba etmeyiniz .ah,larını almayınız
Nilgün Uğurlu 13:09 - 02 Eylül 2025
Tek sorun koku olacak diyen Tahir başkan , heryerde yazıyorum Kısalar köyünde babamın KOAH hastalığı düzeldi, rüzgarın yönü ve tesise yakınlığı sebebiyle direkt olarak bu oksijen yokolacak, Allah dan korkun