28 Şubat 2016 18:20

"Kilomun gerçek hikayesi"

Karşımdaki insanı artık tanıyamıyorum. Her aynaya baktığımda bu bedenin bana ait olduğuna inanmakta güçlük çekiyorum. Sahi kimim ben? Bu aynadaki kişiysem eğer dışarıdan başkaları benim hakkımda neler düşünüyor acaba? Çok kararsızım. Kendimi ne kadar sevmeliyim hatta sevmeli miyim yoksa başkalarının o iri vücuduma, yağlarıma, kocaman göbeğime bakarken takındığı tavır gibi küçümsemeli miyim? Ailemde kimsenin kilo sorunu yokken benim bu durum neden başıma geldi anlayamıyorum. Bazen kendimi lanetlenmiş gibi hissediyorum. Sadece neyin laneti olduğunu tam olarak kestiremiyorum. Evet arada sırada küçük kıskançlıklarım oldu. Benden daha iyi elbiseler giyen ya da daha yakışıklı sevgilisi olanları bazen kıskandım. Ama dünyada bu kadar çok kötülük varken benim küçük kıskançlıklarımın kime ne zararı olabilir ki? Sadece benim olmayan şeylerin bende de olmasını arzuladım. Hepsi bu. Akşam yine bir organizasyon var. Gitmek istemiyorum ama bahanelerim tükendi. Artık arkadaşlarım uydurduğum yalanlara inanmıyor. Her defasında ya işlerimi bahane ediyorum ya da başka bir sebep uyduruyorum. Evet sadece uyduruyorum. Ama artık durumun farkındalar. Çünkü her arayan senin gerçi işin vardır ama yine de ben çağrılmıyorum deme diye aradım diyor. Allah’ım bu ne feci bir durum. Yıllarca kendime olan özgüvenim etraftakiler tarafından hissedilirken kilolarımdan sonra özgüvenimin azaldığını nasıl anlatabilirim ki. İnsanların arasında o koca cüsseyle kaybolduğumu, ufaldığımı ve kendi gözümde küçücük kaldığımı ifade edebileceğimi sanmıyorum. İfade edebilsem bile onların anlayacağını hiç ama hiç sanmıyorum. Bunun bir çıkış yolu olmalı ama bu çıkış yolunu nasıl bulabilirim ki ben. Saatlerimi uykuda geçirirken mi yoksa defalarca internetten tekrarını izlediğim o diziyle boşa vakit geçirirken mi? Çıldırmak üzereyim. Bazen sihirli lambadaki cin benim karşıma çıksın istiyorum. Üç dilek hakkımı sorduğunda ben tek bir dilek hakkımı kullanacağım. İki sene öncesine geri dönmek ve o pişmanlıkları yaşamamak. Yaşadığım pişmanlıklardan kurtulmak için kendimi bu kadar yemeğe vermezdim. Sadece ama sadece şu an ki bilincimle eskiye sadece iki yıl öncesine dönmek istiyorum. İki yıl önce aşık olmuştum.  O gün arabam olmadığı için toplantıya giderken beni evden alacaklardı. Gösterişli bir araba yanaştı kapıya. İçinde yaşı epeyce büyük hiç de tipim olmayan bir adam. Birkaç dakika sonra adama kendimi beğendirmek istedim. Bunu neden yaptığımı bilmiyorum. Adam araba kullanmayı bile bilmiyordu aslında. O deri koltuğa oturduğum anda dikiz aynasından ona bakıp sadece konuşmaya başlamıştım. Araba üç kişiydik ama yüksek sesli ve coşkulu bir sesle benim sesim her yer yeri kaplamıştı. Neden bu adama kendimi beğendirmeye çalışıyorum şimdi durduk yere. Belki de o zamanlar işlerim çok da yolunda gitmediği için kendimi beğendirme çabasına girdim. Bunu hala çözemiyorum. Ya da bazen yaptığım gibi boş konuşup ortamı ısıtmak istedim. Bana aynadan baktığında içimde bir sıcaklık hissettim ama bu neyin sıcaklığıydı. Arabadaki diğer kadın yolu tarif edemiyor ve çok da iyi şoförlüğü olmayan bu adamı iyice zora sokuyordu.  Ankara trafiği işte. Gündüz ne de olsa rahat hareket edebilirsiniz. Ve biz de arabanın içinde sanki büyük bir mücadelede gibi şerit değiştirmeye çalışan bu adamı izliyorduk. Zar zor bir park yeri buldu. Aslında çok park yeri vardı ama heyecan mı yaptı yoksa normal bir şaşkınlık mı bilemedim. Yine de o koca adamın bu halleri bana oldukça sevimli gelmişti. Toplantı boyunca benimle ilgilenmesi ve giderken de kartımı istemesi o an çok renksiz ve sıkıcı olan hayatımı şenlendirmişti. İlgiye ihtiyacım vardı. Onun ilgisi ise o an için gördüğüm en büyük ilgiydi o nedenle karşılıklı bir kahve içmeyi hak ediyordu. Tabi o an bunların heyecanını yaşarken bu adamın bana yaşattığı duyguların, acıların ve hak etmediğimi düşündüğüm tavırlarının sonucu bu kadar kiloya neden olabileceğini düşünemedim. Düşünebilseydim de gerçekleşeceğine hayatta inanmazdım. Onunla yaşadığım zaman boyunca beni her defasında yok sayması, duygularımın giderek dibe vurmasına neden oldu. Her yaşadığım olumsuzluğun ardından yemeğe verdim kendimi. Sonuç ortada. Hayattan büyük vazgeçiş ve bu kocaman beden. Ben kilo almaya başladıkça bana olan ilgisi azalmaya başladı. Ve artık arama sıklığı da eskisi gibi değildi ve yanımda mesajlarına gizli gizli bakmaya başlamıştı. Bu durumu tahmin edebilmek için dedektif olmaya gerek yok. Aldatılıyordum. Her defasında bana eskiden ne güzel bir kızdın, acilen kilo vermelisin bu halini sevmiyorum diyerek beni ağlatmaya başarabiliyordu. Ona, bana yaşattıklarından dolayı yemek yemeye bu kadar düşkün olduğumu söylediğimde ise sadece gülüyor ve yine kavga etmek için bahaneler üretmekte üzerime insan tanımadığını söylüyordu. Sizin hikayeniz nasıl? Yemek yemek duygularınızı değiştiriyor mu? Her duygu değişimine ihtiyaç duyduğunuz anda yediğiniz yemekler kilonuzu arttırmaya neden oluyor mu? Herkesin hikayesi farklı sizin hikayeniz ne? Funda EKİZ / Sağlıklı Yaşam Koçu sağlıklı yaşam
Güncelleme: 28 Şubat 2016 21:20
BENZER HABERLER
KOTO
kaan uçar masaüstü
X