TMMOB Deprem ve Kentleşme paneli Kocaeli'nde gerçekleştirildi
TMMOB Deprem ve Kentleşme Paneli, öğrenci ve inşaat mühendislerinin katılımıyla Kocaeli'nde düzenlendi.
İnşaat Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Başkanı Ali Akgün'ün moderatörlüğünü üstlendiği panelde, Dr. Öğr. Üyesi Erkan Akpınar ve Doç. Dr. Özkan Coruk, deprem ve şehir planlaması konularında önemli değerlendirmelerde bulundu. Etkinliğe katılması planlanan Dr. Duygu Kanık ise babasının vefatı nedeniyle panelde yer alamadı. Panel, TMMOB Koordinasyon Kurulu tarafından organize edildi.
DEPREME KARŞI ÖNLEMLER VE DAYANIŞMA VURGULANDI
Panelde, deprem öncesinde alınacak önlemlerin can kayıplarını en aza indirmek açısından hayati öneme sahip olduğu vurgulandı. Dayanışma ruhunun güçlendirilmesi gerektiği belirtilirken, gerekli tedbirlerin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı. Öte yandan, mimar Ergin Öztekin’in kaybı büyük üzüntü yarattı. TMMOB grubuna bağlı şehir plancıları temsilcisi Duygu Kanık’ın babasının vefatı da etkinlik sırasında anıldı. Akademisyenler, depremle ilgili çalışmalarını sürdürerek alınması gereken önlemler konusunda değerlendirmelerde bulundu. Jeoloji mühendisliği ve ilgili alanlardan uzmanların aktif katkılarıyla, yapı güvenliği konusundaki çalışmaların artırılması gerektiği ifade edildi.

6 ŞUBAT DEPREMİNİN ETKİLERİNE DİKKAT ÇEKEN FİLM GÖSTERİME GİRDİ
Panel kapsamında, 6 Şubat depreminin etkilerini gözler önüne seren bir film gösterime girdi. Yapımcılığını Çetin Ak’ın üstlendiği film, deprem gerçeğine dikkat çekerken, akademisyenler de film hakkında görüşlerini paylaşarak farkındalık yaratmayı amaçladı. Etkinlikte konuşan Mehmet Ali Elma, depreme karşı alınacak önlemlerin hayati önem taşıdığını vurguladı.
UZMANLARDAN UYARI: DEPREME KARŞI SOMUT ADIMLAR ATILMALI
Türkiye'nin aktif fay hatları üzerinde yer alması nedeniyle sık sık büyük depremlerle karşı karşıya kaldığına dikkat çeken uzmanlar, depremin yalnızca binaların yıkılmasıyla değil, ekonomi ve eğitim gibi birçok alanda ciddi zararlarla sonuçlandığını belirtti. Özellikle İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde beklenen büyük depremler konusunda yürütülen çalışmaların hızlandırılması gerektiği vurgulandı. Doç. Dr. Özkan Coruk, depremlerin yalnızca yıl dönümlerinde hatırlanmasının yetersiz olduğunu belirterek, "Depreme karşı hazırlıklı bir toplum olmalıyız. Ancak bunun için somut adımlar atmamız gerekiyor. Akademisyenler olarak hangi önlemleri almamız gerektiğini tartışmalıyız" dedi.
DEPREM YÖNETMELİĞİ VE YAPI GÜVENLİĞİ
2018 yılında hazırlanan ve 2019'da yürürlüğe giren Deprem Yönetmeliği'nin yapı güvenliğini artırmayı hedeflediği belirtilirken, uzmanlar sadece bina kalitesinin yeterli olmadığını, zemin faktörünün de büyük önem taşıdığını dile getirdi. Maraş depremlerinde bazı bölgelerde zemin sıvılaşmasının, sağlam inşa edilen binaların bile yıkılmasına neden olduğu hatırlatıldı.

TEHLİKELİ BÖLGELER İÇİN RİSK HARİTALARI ÖNERİSİ
Deprem riskini azaltmak için jeolojik haritaların oluşturulması ve kent planlamalarının bu haritalara göre yapılması gerektiği ifade edildi. Özellikle fay hatlarının bulunduğu bölgelerde yapılaşmaya dikkat edilmesi gerektiği vurgulanırken, uzmanlar risk haritalarının titizlikle hazırlanmasının önemine dikkat çekti. Uzmanlar, Türkiye’nin deprem gerçeğine karşı daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini belirterek, Atatürk’ün Erzurum Pasinler depremi sonrası söylediği şu sözleri hatırlattı: "Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirler düşünmek lazımdır, geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur."
YAPI GÜVENLİĞİ: EKSİKLER VE DERSLER
Panelde, Türkiye'nin yapı güvenliği konusunda ciddi eksikliklerle karşı karşıya olduğu belirtildi. Dr. Öğr. Üyesi Erkan Akpınar, 6 Şubat depremlerinin ardından yapılan incelemelerde binaların performansı ve yapı kalitesi açısından önemli eksikliklerin ortaya çıktığını ifade etti.
MALZEME VE İŞÇİLİK SORUNLARI DEVAM EDİYOR
Depremde yıkılan binalar üzerinde yapılan analizlerde, malzeme ve işçilik sorunlarının hâlâ büyük bir problem olduğu tespit edildi. Akpınar, beton dökme konusunda ciddi eksiklikler bulunduğunu ve bu durumun yalnızca eski binalarla sınırlı olmadığını vurguladı. "Yeni inşa edilen yapılarda da uygun olmayan malzemeler kullanıldı. Kolonların içinde birden fazla farklı donatı tespit edildi. 1980-1990’lı yıllarda kullanılan çeliklerde sünek yapı malzemesi eksikti" dedi.
2008 sonrası inşa edilen binalarda proje hatalarının azalması beklense de birleşim noktalarında hatalı donatı uygulamalarının devam ettiğine dikkat çekildi. Özellikle yetersiz aderans boylarının bırakılmasının, binaların dayanıklılığını olumsuz etkilediği ifade edildi.
BİNALAR TEK BİR SEBEPLE YIKILMIYOR
Uzmanlar, deprem sırasında binaların yalnızca tek bir nedenle yıkılmadığını, bir tetiklenme zinciri sonucunda çökmelerin yaşandığını belirtti. Zemin kalitesinin önemine vurgu yapılsa da yalnızca sağlam zeminin binayı ayakta tutacağına dair yanlış bir algının olduğuna dikkat çekildi. İnşaat mühendisleri, binaların sadece duvarlar üzerinden hesaplanmadığını, yapı bütünlüğünün ve malzeme kalitesinin deprem anındaki direnci belirlediğini ifade etti.
DEPREM GERÇEĞİYLE YAŞAMAK ZORUNDAYIZ
Depremin büyük bir enerji açığa çıkardığını ve onunla mücadele etmenin kolay olmadığını belirten uzmanlar, yapı standartlarının titizlikle uygulanması gerektiğini vurguladı. Deprem gerçeğini kabul ederek, bilimsel temelli çözümler üretmek ve yapı güvenliğini en üst düzeye çıkarmak, gelecekte yaşanacak can ve mal kayıplarını önlemek açısından hayati önem taşıyor.