ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE SEVAL ÖGRETMENİ DİNLEDİLER
Türk Ocakları Kocaeli Şubesinde düzenlenen konferansa Seval Eroğlu konuk oldu.
Türk Ocakları Kocaeli Şube başkanı Yücel Alpay Demir'in ev sahipliğinde gerçekleşen söyleşide, Eğitim ve ögretim deki sorunlar ve çözümleri hakkında konuşan seval ögretmeni Türk Eğitim sen şube başkanı Yaşar Şanlı, Aydınlar Ocağı başkanı Süleyman Pekin, Türk Diyanet vakıf sen başkanı Mehmet Ali Karadaşlı, Kent konseyi genel sekreteri Gültekin Görüm, Türk Ulaşım sen başkanı Agah Oktay Gürler, Bağımsız sağlık sen başkanı Sami Ayyıldız, Thp kocaeli il başkanı Özer Mert Özdemir, BBP Kocaeli İl Başkanı Eyüp Arıcan, Kocaeli üniversitesi ögretim görevlileri, Bağımsız yazarlar ve şairler derneği temsilcileri, Türk Ocaklı ögretmenler ve Türk Ocaklı ögrenciler dinledi. Niğde den ilimize davetli olarak gelen öğretmen Seval Eroğlu Milli Eğitim sistemimizi ögrenci veli ve öğretmen acısından değerlendirerek çözüm önerilerinde bulundu.
Fırat Yılmaz Çakıroğlu anıldı
Programın başında Türk Ocaklı öğrencilerin hazırladığı görüntüler ile bölücü örgüt militanlarınca Şehit edilen öğretmenlerin hayat öyküleri anlatıldı ve bir Tarih Öğretmeni olacak iken şehit olan Fırat Yılmaz Çakıroğlu anılarak dua edilerek programa başlandı. Türk eğitim sisteminin sorunlarını, ve kaliteli öğrenci yetiştirebilmek için çözüm yollarını değerlendiren Eroğlu konuşmasında eğitim bir toplumun DNA’sı dır. “Nasıl ki ebeveynlerin tüm kalıtsal özellikleri DNA ile çocuklarına aktarılıyorsa bir toplumun hafızası ahlak kodları ve ana düşüncesi eğitim yoluyla gelecek nesillere aktarılır. Planlanlamanın doğru olmaması ya da izlenen metodun yanlışlığı hedefde olmayan beklenileni veremeyen sorunlu nesilleri ortaya çıkaracaktır, Eğitim devletlerin elindeki en önemli kozdur diyerek yapılabilecekleri şu şekilde sıraladı;
• Devletler kendileri için tehdit oluşturmayacak, idare edilebilir, standart vatandaşlık kodları ile yetiştirilmiş bir toplum yetiştirebilir. • Siyasi erklerin tüm normlarını koşulsuz yerine getiren, kalem ve mürekkep ile beyinlere nakşedilmiş sorgulamayan bir toplum yetiştirilebilir.
• Eğitim, sömürgeciliğin yumuşak yüzü olarak ta kullanılabilir. Sadece büyük sermayelere bir tüketici olacak, satın almaya programlanmış, hayatın anlamını daha çok tüketerek bulacağını zanneden kitleler yetiştirebilir.
• Eğitimle düzen ve değer tanımayan tamamen yıkmaya ve yok etmeye programlanmış anarşistler de yetiştirilebilir.
• Ya da bizler için Kızılelmaya dönüşmüş olan, Atatürk’ün ana hatlarını çizdiği fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, ahlaki değerlerle bezenmiş, gerçekten insan olmaya namzet nesiller de yetiştirebilir. Yıllar içerisinde Türkiye’nin dünyada ve bölgesinde üstlendiği farklı rollere göre eğitim sistemimiz de biçimlendirilmeye çalışılmıştır.
Emeklemeden yürümek hatta koşmak gerekiyordu
Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında yeni kurulan devleti büyütmek ve donatmak için uygulanan Atatürk'ün kurduğu eğitim sistemi bu güne kadar uygulanan sistemlerin en doğrusuydu. Çünkü beklemeye vakti yoktu, hem bilimsel ve teknolojik yönden gelişmiş toplumlarla kapatmamız gereken ara çok açılmış hem de kendi içinde Türklüğünü yeniden hatırlayacak özüne yeniden dönüp millileşecek olan toplum acil çareler beklemekteydi. Her şey olağan üstü bir hızla şekillendi. Emeklemeden yürümek hatta koşmak gerekiyordu”. “Eksiklerine rağmen kendinden sonra gelen onlarca eğitim sistemi arasında en etkili ve faydalı sistem olduğu su götürmez bir gerçektir. Atatürk’ün fikir dünyasını şekillendiren Ziya Gökalp’in milli düşünceleri genç eğitim sistemimizinde temelini oluştururken heyecanını da Namık Kemalden alıyordu.” dedi.
Stratejiyi doğru kurgulamak lazım
Eğitim sisteminde yapılacak olası stratejik bir yanlış bunda sonra yapılacak olan doğru eğitim programları ve doğru müfredat değişikliği ile bile maalesef düzelmiyor onun için en başta stratejiyi doğru kurgulamak lazım. Bu durum sistemi yamalı hale getirdiği gibi devamlı değişen programlar toplumun devamlılığını ve birbirini anlama döngüsünü hasara uğratır. Sürekli değişecek bir eğitim sistemi, bir dönemin gördüğü eğitim ile bir sonraki dönemin gördüğü eğitim programının tutmamasına ve farklı tornalardan çıkmış apayrı zihin dünyaları ile yetişen farklı nesillerin oluşmasına sebebiyet verir diyerek kalıcı ve sürdürülebilir bir Milli Eğitim sisteminin gerekliliğine değinerek konuşmasını tamamladı. Dinleyicilerin ilgi ve beğeni ile dinlediği söyleşi Türk Eğitim sen şube başkanı Yaşar Şanlı tarafından Türk Ocağı adına hazırlanan Plaket takdiminin ardından tamamlandı.
