Tamyüksel’den net çıkış: “Hesap mı verildi, yoksa savunma mı yapıldı?”
İYİ Parti İzmit İlçe Başkanı Haluk Tamyüksel, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın “Sadece Hizmet Ettik” başlığıyla gerçekleştirdiği 7. yıl programına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Programın içeriği ve kullanılan dil üzerinden konuşan Tamyüksel, ortaya konan tablo ile sahadaki gerçekler arasında önemli farklar bulunduğunu ifade etti.
“Dün kapsamlı bir sunum yapıldı. Ortaya konan emek ve yapılan çalışmalar elbette kıymetlidir.
Ancak bir şehirde asıl mesele, anlatılanların uzunluğu değil, vatandaşın aklındaki soruların ne kadar cevap bulduğudur.
Bugün İzmit’te insanların hâlâ net cevap beklediği başlıklar varsa, orada konuşulması gereken şey sunumun kendisi değil, eksik kalan taraflardır.”
Tamyüksel, programın başlığı ile içeriği arasındaki çelişkiye dikkat çekti:
“Program ‘Sadece Hizmet Ettik’ başlığıyla sunuldu.
Ancak konuşmanın önemli bir bölümü, hizmet anlatımından çok değerlendirme ve eleştirilere cevap verme üzerine kurulu bir içerik taşıyordu.
Bir yandan ‘polemik yapmıyoruz’ denirken, diğer yandan kullanılan dilin önemli bir kısmı doğrudan polemik içermektedir.
Bu çelişkiyi İzmit halkı açıkça görmektedir.”
Programın üslubuna da değinen Tamyüksel, şu ifadeleri kullandı:
“Bir belediye başkanının dili, sadece destek verenlere değil, bu şehirde yaşayan herkese hitap etmelidir.
Dün kullanılan üslup yer yer meydan okuyan, yer yer eleştiriyi dışlayan bir tona yaklaşmıştır.
Oysa şehir yönetimi, meydan okuma diliyle değil,güven veren bir iletişimle güçlenir.”
Tamyüksel, programda vurgulanan “7 yıl” meselesine ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:
“Dün 7 yıllık bir yönetim anlatıldı. Ancak bu şehrin yönetim hafızası çok daha eskiye dayanıyor.
Bugün ortaya çıkan tabloyu değerlendirirken, sadece bugünü değil, yıllardır süren yönetim anlayışını birlikte görmek gerekir.
Bu şehirde yaşananlar, tek bir dönemin değil, uzun bir sürecin sonucudur.”
Şeffaflık ve hesap verme vurgularına değinen Tamyüksel, şu ifadeleri kullandı:
“Şeffaflık; uzun sunum yapmak değildir. Şeffaflık; zor sorulara açık ve net cevap verebilmektir.
Eğer bir sunumda soru-cevap bölümü yoksa, orada tek taraflı bir anlatım vardır.
Gerçek anlamda hesap verme ise, ancak karşılıklı bir iletişimle mümkündür.”
“Ancak dikkat çeken bir diğer önemli konu ise,
bu kapsamlı sunumda bazı kritik başlıkların hiç yer almamış olmasıdır.
Özellikle kamuoyunda uzun süredir tartışılan çöp tesisi meselesi, bu sunumda tamamen görmezden gelinmiştir.
Kandıra’da planlanan ve daha sonra vazgeçilen bu proje ile ilgili, bugün gelinen noktanın ne olduğu, alternatif çözümün ne olacağı konusunda tek bir açıklama yapılmamıştır.
Bir şehirde sadece yapılanları anlatmak yetmez; yapılamayanları, ertelenenleri ve belirsiz kalan konuları da açıkça konuşmak gerekir.
Eğer bir sunumda zor başlıklar yoksa, orada eksik bir tablo vardır.”
“Dünkü programın ardından yapılan değerlendirmeler incelendiğinde, ortaya çıkan ortak bir tespit olduğu görülmektedir.
Programın yalnızca bir hizmet sunumu olmadığı, önemli ölçüde savunma ve eleştirilere cevap verme üzerine kurulduğu yönünde görüşler öne çıkmaktadır.
Özellikle soru-cevap bölümünün olmaması, ‘hesap verme’ iddiasının kamuoyunda tartışılmasına neden olmuştur.
Bu değerlendirmeler, ifade ettiğimiz hususların yalnızca bir siyasi eleştiri değil, farklı kesimler tarafından da dile getirilen bir gerçeklik olduğunu göstermektedir.”
“Dün yapılan programın ardından kaleme alınan bazı köşe yazılarını ve değerlendirmeleri de dikkatle takip ettik.
Ancak görüyoruz ki bu değerlendirmelerin önemli bir kısmı, sahadaki gerçekleri tartışmak yerine, yapılan sunumu tekrar eden ve savunan bir çerçevede kalmıştır.
Oysa bu şehirde ihtiyaç duyulan şey; anlatılanları övmek değil, vatandaşın yaşadığı sorunları da aynı açıklıkla ortaya koymaktır.
Eğer yazılanlar, vatandaşın sorularına ses olmak yerine, sunumu gerekçelendirmeye yöneliyorsa, burada sağlıklı bir kamuoyu zemini oluşmaz.”
“Kocaeli artık şunu istiyor: Daha uzun sunumlar değil, daha net cevaplar.
Daha fazla savunma değil, daha güçlü bir güven duygusu.
Meydan okumalar değil, çözüm üreten bir anlayış.
Bu şehirde insanlar anlatılanları değil, yaşadıklarını esas alır.
Ve bugün İzmit’te hissedilen duygu şudur:
Söylenen çok, ama cevap bekleyen hâlâ birçok konu var.
İzmit daha iyisini hak ediyor.”
