SUSMAK GELDİ İÇİMDEN
Kandıra'da şu anda cezaevinin bulunduğu yerde KETSAN Keten Fabrikası vardı. 70'li yılların sonu 80'li yılların başı idi. Bu fabrika kuruldu çevre halkı ürettiği ketenini fabrikaya verdi. Bir kaç sene işletilebildi.
Maalesef Kandıra'da ve Sultanhamam'da birilerinin işine gelmedi. Fabrika kapandı. Yıllar sonra fabrikayı Sinop Ayancıklı bir girişimci aldı. İşletmeye başladı. Proje araştırması için Ayancık'a gittim. Fabrikayı görmek için gittigimde fabrikanın yeni yakılmış külleri ile karşılaştım.
Belediye Başkanı ve Kaymakam beylerle görüştüm. Kaymakam bey bana bu teyzeden söz etti. Ama köy yolu iyi değildir aracınla köprüsüz derelerden geçeceksin hocam, yolu göze alabiliyorsan gidip ziyaret edebilirsin dedi. Taa Kandıra'dan kalkmış buralara kadar gelmişim neden gitmeyeyim dedim.
Kaymakam beyin tarifi ile köye geldim. Teyzenin evini buldum. Kapıyı gelini açtı içeri buyur edildim. Evde gelini ve teyzem vardı. Çekinerek girdim ancak evdeki sıcaklık beni rahatlattı. Buna rağmen 15-20 dakika görüşür çıkarım diye düşünüyor iken gelin mutfakta yemek hazırlamaya başladı. Keten dokuma tezgahı eski evinde kurulu idi.
“Onu da göreyim” dedim. “Tamam evladım yemeğimizi yiyelim ondan sonra gideriz” dedi. Oysa ben 15-20 dakikalık görüşme sonrası çıkmayı düşünüyordum. “Hayır yemeğe kalmayayım” diyemedim. İyi ki dememişim. Karnım aç değil deme şansım yoktu. Nereden ne kadar yoldan geldiğim belli idi. Teyzemin ablası da geldi üç köy kadını aynı sofraya oturduk. Sofraya oturduğumuzda teyzemin ağzından dökülen cümleler bana büyük bir ders oldu:
"Evladım evime nice büyük insanlar valiler milletvekilleri geldi. Hiç birini bu sofraya oturtmadan göndermedim.”
İçimden dedim ki “İyi ki Adem yemeğe kalmayayım” dememişim. Çünkü bu Anadolu kadını: "Adam ekmeğime mudane bile etmedi" diyecekti. Hem de o güzel sohbeti yapamayacak tezgahını bile göstermeyecekti.
Tezgahının bulunduğu eski evine gittik. Fotoğraflamalar ve çekimler yaptım.
Döndük oturdukları evlerine. Ben izin istedim. Çıkarken bu Anadolu Türk kadını bir çanta hazırladı. İçinde ekmek, peynir ve kiraz vardı.
“Oğlum bunları Çankırı'ya gittiğinde abinin ailesi ve çocuklarınla birlikte yersin." dedi.
“ Oğlum gelinim kirazı sabah sen gelmeden önce bu kadar toplamıştı tekrar gonderemedim" diyerek mahcubiyetini de ifade etti.
Beni kasabadan köye gelen evladını gönderir gibi sarılarak uğurladı. Göz yaşları içinde köyden ayrıldım. Gece saat iki sularında Çankırı'da Makine Kimya Endüstrisi’nin fabrikasında müdürlük yapan rahmetli ağabeyimin evine geldim.
Gecenin o vaktine kadar ev halkı uyumamış beni beklemislerdi. Çantamı açtığımda çocuklarım ve yegenlerim: "Baba, amca bütün bunları tanımadığın o kadın mı verdi?" dediler sanki babaannelerinin yanından gelmiştim. “Evet çocuklar hiç tanımadığımız o kadın verdi. İŞTE COCUKLAR BİZİM ANADOLU TÜRK KÖYLÜ KADINIMIZ BU" dedim..
Eğitim Fakültesinde öğrencilerimle tanışırken Teyzemin köylüsü bir öğrencim çıktı. Kendisinden selam gönderir, selamını alırdım.
Değerli hemşehrilerim: Yazacak çok şeyim vardı. Medyanın kadınlar günü dedikodusundan uzak olayım istedim. Rahmetli Hanefi teyzemin hatırasına susmak geldi içimden.

- Toplam 1 yorum
ÖZCAN ÖZDEMİR 12:09 - 13 Mart 2025
DEĞERLİ HOCAM,BENİM GÜZEL ÜLKEMDE SAYISIZ HANİFE ANALAR MEVCUT ELHAMDÜLİLLAH DEĞİLMİ .
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- KAFA KARIŞTIRAN SULAR 10 Ocak 2026 Cumartesi
- AR-GE GİZLİLİK İÇİNDE YÜRÜTÜLDÜ 18 Aralık 2025 Perşembe
- “BİZ”DE KORUNMAYA LAYIK GÖRÜNMEYEN “SU” 14 Eylül 2025 Pazar
- AÇLIK EYLEMİ 18 Temmuz 2025 Cuma
- ÇALTEPESİ’NDE TALAN VAR 01 Temmuz 2025 Salı
- “KAMUSAL TALAN”la Nasıl Mücadele Edilir? 26 Haziran 2025 Perşembe
- SONUÇ ALINAMAYAN DİRENİŞ YOKTUR 18 Haziran 2025 Çarşamba
- İlimize gelen Ahmet Davutoğlu Akçakese Mahallesine gitti 12 Mayıs 2025 Pazartesi
- KUTLAYANLAR ve HAVLAYANLAR 27 Nisan 2025 Pazar
- İZMİT MİLLETVEKİKİLİ SIRRI BEY’İN TÜRK SİYASETİNE ARMAĞANI ALPASLAN TÜRKEŞ ve ÜLKÜCÜ GENÇLİĞİN İMTİHANI 11 Nisan 2025 Cuma