Kadın Olmanın Ortak Yükü: Görünmeyen Savaşlarımız
Anne…
Eş…
Evlat…
Çalışan…
Bakıcı…
Psikolog…
Aşçı…
Ve çoğu zaman da kendi hayatının figüranı…
Kadınların ortak sorunu tam da burada başlıyor:
Herkese yetip kendine yetememek.
Toplum hâlâ kadından “mükemmel” olmasını bekliyor.
Hem kariyer yapacak, hem çocuk büyütecek, hem bakımlı olacak, hem sabırlı olacak, hem susacak…
Ama kimse şunu sormuyor:
“Peki kadın ne istiyor?”
Yıllardır öğretilen tek şey var:
Katlan.
İdare et.
Bozma.
Sus.
Oysa artık kadınlar susmuyor.
Ekonomik bağımlılık, duygusal yükler, görünmeyen ev emeği, değersizleştirilme, yaşla birlikte “yok sayılma”…
Bunların hepsi ortak bir kader gibi önümüze kondu.
Ama kader değil bu.
Bu bir düzen.
Ve düzen değişebilir.
Kadınlar artık sadece ayakta kalmak istemiyor, yaşamak istiyor.
Sevilmek, anlaşılmak, desteklenmek istiyor.
“Güçlü kadınsın, sen halledersin” cümlesini değil,
“Yoruldun mu, ben buradayım” cümlesini duymak istiyor.
Çünkü güçlü olmak zorunda bırakılan her kadın, aslında içten içe biraz kırgındır.
Belki de artık sormamız gereken soru şu:
Kadınlar neden bu kadar güçlü olmak zorunda?
Belki de güçlü değil…
Sadece mecbur bırakıldılar.
Ve unutmayalım:
Kadın mutluysa, toplum sağlıklıdır.
Kadın susuyorsa, bir yerlerde mutlaka adalet eksiktir.
Bugün bir kadına “Nasılsın?” diye sorun.
Gerçekten dinleyin.
Çünkü çoğu kadın ilk kez o zaman konuşacak.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Şifa Dışarıda Değil, İçeride 22 Ocak 2026 Perşembe
- Söylenenle Yetinmeyen Bir Kalem 20 Ocak 2026 Salı