Hastalıklara Sahip Çıkmamak Gerekir

17 Mart 2026 11:17
İnsan bazen farkında olmadan hayatında bazı şeylere kimlik verir. Üzüntüsüne, korkusuna, hatta hastalığına… “Ben panik atak hastasıyım”, “Ben depresif bir insanım”, “Benim hastalığım var” gibi cümleler zamanla sadece bir durumun ifadesi olmaktan çıkar, kişinin kimliğinin bir parçası hâline gelir.

Oysa hastalıklar bizim kimliğimiz değildir. Onlar hayatımızın içinden geçen bir süreçtir. Bazen bedenimizin bize verdiği bir sinyal, bazen ruhumuzun dinlenmeye ihtiyaç duyduğunu anlatan bir uyarıdır. Ama hiçbir hastalık insanın özü değildir.
İnsan bir şeye sürekli sahip çıktığında, ona enerji verir. Sürekli “benim hastalığım” dediğimizde, farkında olmadan onu hayatımızda tutmaya devam ederiz. Zihnimiz tekrar ettiklerimizi gerçek kabul eder. Bu yüzden bazı insanlar yıllarca aynı acının, aynı korkunun içinde kalabilir.
Oysa iyileşmenin ilk adımlarından biri, hastalığı kimlik hâline getirmemektir. “Ben hastayım” demek yerine, “Ben şu anda bir iyileşme sürecindeyim” demek bile insanın iç dünyasını değiştirir. Çünkü insanın zihni, söylediği kelimelerle şekillenir.
Beden de zihin de sürekli yenilenme potansiyeline sahiptir. Tıp bize tedavi yollarını sunar; fakat iyileşme yolculuğunda insanın inancı, umudu ve bakış açısı da çok önemli bir yer tutar. İnsan kendini sadece hastalığın içinde tanımladığında, iyileşme ihtimalini daraltır. Ama kendini güçlü, iyileşebilen ve dönüşebilen bir varlık olarak gördüğünde, kapılar yavaş yavaş açılmaya başlar.
Bu, hastalıkları inkâr etmek anlamına gelmez. Elbette hastalıklar ciddiye alınmalı, tedavi edilmeli ve gereken destek alınmalıdır. Fakat onları hayatımızın merkezi yapmadan, onlara kimliğimizi teslim etmeden yaşamak mümkündür.
Belki de kendimize şu cümleyi hatırlatmak gerekir:
Ben hastalığım değilim.
Ben, iyileşme gücüne sahip bir insanım.
İnsan kendi içindeki gücü fark ettiğinde, sadece bedenini değil hayatını da iyileştirmeye başlar.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X