İçimdeki Çocuğu Nasıl Bulurum? Çünkü Her Şey Orada Saklı

04 Mart 2026 09:37
İnsan büyüdüğünü sanır. Yaş ilerler, sorumluluklar artar, hayat ciddileşir. Ama bir gün hiç beklemediği bir anda, küçük bir anı, bir koku ya da bir şarkı içini sızlatır. İşte o an fark ederiz: İçimizde hâlâ konuşmayı bekleyen bir çocuk vardır. Ve belki de hayatımızın en büyük sırları tam orada saklıdır.

İçimizdeki çocuk, geçmişte olduğumuz kişi değildir; hâlâ bizimle yaşayan duygularımızdır. Kırıldığında ağlayan, sevildiğinde koşulsuz güvenen, reddedildiğinde içine kapanan o saf yanımız… Zamanla onu susturmayı öğreniriz. “Güçlü ol”, “ağlama”, “büyüdün artık” sözleriyle üzerini örteriz. Ama bastırılan hiçbir duygu kaybolmaz; sadece sessizleşir.
Peki içimizdeki çocuğu nasıl buluruz? Önce durarak. Çünkü o, acele eden zihnin içinde değil, sakinleşen kalbin içinde duyulur. Kendine şu soruyu sormakla başlar her şey: “Ben ne zaman gerçekten mutluydum?” Çocukluğunda seni heyecanlandıran şeyler, bugün hâlâ ruhunun yönünü gösterir.
Bazen içindeki çocuk, anlaşılmadığın anlarda ortaya çıkar. Küçük bir sözün seni beklediğinden fazla incitmesi boşuna değildir; çünkü o yara bugüne değil, geçmişte duyulmayan bir duygunun izine aittir. İçindeki çocuğu bulmak, geçmişi suçlamak değil; o küçük kalbi nihayet anlamaktır.
Onu bulmanın yolu kusursuz olmaya çalışmaktan vazgeçmektir. Çünkü çocuk yanımız hata yapmaktan korkmazdı. Koşar, düşer, yeniden kalkardı. Biz büyüdükçe düşmekten korktuk ve yaşamayı kontrollü hâle getirdik. Oysa içimizdeki çocuk özgürlük ister, yargı değil.
Belki de bu yüzden yetişkinliğin en büyük iyileşmesi, kendine şefkat gösterebilmektir. Kendine kızmak yerine anlamak, eksiklerini saklamak yerine kabul etmek… Çünkü içindeki çocuk hâlâ şunu bekler: “Artık güvendesin.”
Şunu unutmamak gerekir; aradığımız huzur dışarıda değil, geçmişte yarım kalmış duygularımızın içinde saklıdır. İçindeki çocuğu bulduğunda sadece eski anılarını değil, kaybettiğini sandığın neşeyi, merakı ve yaşam sevincini de yeniden bulursun.
Çünkü insan aslında büyüdükçe yeni biri olmaz. Sadece içindeki çocuğa yeniden ulaşabildiği kadar tamamlanır. Ve belki de gerçekten iyileşmek, yıllar sonra o çocuğun elini tutup ona şunu söyleyebilmektir: “Artık yalnız değilsin.”

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X