İçsel Çocuk: İçimizdeki Sessiz Çığlık
Psikolojide buna “içsel çocuk” deniyor.
Ben buna daha çok “kalbimizin en savunmasız hâli” diyorum.
Çünkü ne zaman fazla alınıyorsak,
Ne zaman terk edilmekten korkuyorsak,
Ne zaman “beni kimse anlamıyor” diyorsak…
Aslında konuşan yetişkin biz değiliz.
Konuşan, yıllar önce susturulmuş o çocuk.
İçsel çocuk nedir?
İçsel çocuk;
çocukluk anılarımızın, duygularımızın, yaralarımızın ve ihtiyaçlarımızın içimizde yaşamaya devam eden hâlidir.
Çocukken:
Yeterince sarılmadıysak
Dinlenmediysek
Sevilmediğimizi hissetmişsek
Kıyaslandıysak
Kırılmışsak
Bunlar kaybolmaz.
Sadece içimize gömülür.
Ve yıllar sonra bir bakmışız:
Fazla hassasız
Güvensiziz
Sürekli onay bekliyoruz
Terk edilmekten korkuyoruz
Kendimizi değersiz hissediyoruz
Aslında sorun “bugün” değil…
Sorun dünün iyileşmemiş hâli.
Peki içsel çocuk nasıl şifalanır?
Şifalanmak, geçmişi silmek değildir.
Şifalanmak, geçmişe sarılmaktır.
???? 1. Onu fark et
Kendine sor:
“Şu an gerçekten yetişkin ben mi üzgün, yoksa küçük halim mi?”
Bazen bir söz, bir mesaj, bir ilgisizlik bizi olduğundan fazla yaralıyorsa…
Bil ki ağlayan içindeki çocuktur.
???? 2. Kendinle konuş
Belki tuhaf gelecek ama en etkili yöntem:
Gözlerini kapat ve çocuk halini hayal et.
Ona de ki:
“Artık yalnız değilsin. Yanındayım. Seni koruyacağım.”
Çünkü o zamanlar seni kimse korumamış olabilir.
Ama şimdi koruyabilecek biri var: Sen.
???? 3. Kendine şefkat göster
Kendimizi en çok biz eleştiriyoruz.
Oysa bir çocuğa nasıl davranırdık?
Düşse kızmazdık.
Ağlasa sarılırdık.
Kendine de öyle davran.
???? 4. Küçük mutluluklara izin ver
İçsel çocuk oyun ister.
Neşe ister.
Hafiflik ister.
Bazen:
yürüyüş yapmak
kahve içmek
resim çizmek
müzik dinlemek
kahkaha atmak
Bunlar terapi kadar iyileştiricidir.
Çünkü çocuk, ciddiyetten değil sevinçten beslenir.
Son söz
Belki büyüdük…
Ama içimizde hâlâ elinden tutulmayı bekleyen biri var.
Kendimize anne olmayı, baba olmayı, dost olmayı öğrenmedikçe
dışarıdan beklediğimiz sevgi hiçbir zaman yetmeyecek.
İyileşmek başkasından gelmez.
İyileşmek, içimizdeki çocuğa dönüp:
“Artık güvendesin” demekle başlar.
Ve belki de gerçek olgunluk…
o çocuğu susturmak değil,
onu sevgiyle yaşatmaktır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Ruhsal Uyanış: İnsan Kendine Ne Zaman Uyanır? 03 Şubat 2026 Salı
- Alma–Verme Dengesinin Önemi 02 Şubat 2026 Pazartesi
- Mutluluk Gürültüde Değil, İçimizde Saklı 30 Ocak 2026 Cuma
- Kompleksli İnsanların Sessiz Savaşı 29 Ocak 2026 Perşembe
- Günümüz İnsanı ve Güven Sorunu 28 Ocak 2026 Çarşamba
- İnsanın Görünmeyen Gücü: Bioenerji 26 Ocak 2026 Pazartesi
- Görünmeyen Savaşlarımız 23 Ocak 2026 Cuma
- Şifa Dışarıda Değil, İçeride 22 Ocak 2026 Perşembe
- Söylenenle Yetinmeyen Bir Kalem 20 Ocak 2026 Salı