Oynayan Sahte İnsanlar

24 Şubat 2026 11:50
Çağımızın en büyük tiyatrosu ne bir sahnede ne de kırmızı perdelerin ardında sergileniyor. Günlük hayatın tam ortasında, gözlerimizin içine baka baka oynanıyor en ustaca roller. Üstelik alkışlayan da biziz, inanan da…

Sahte insanlar artık maske takmıyor; çünkü maskeleri yüzleri olmuş.
Öyle güzel “iyi niyet” oynuyorlar ki şüphe etmek ayıp gibi geliyor. Öyle içten gülümsüyorlar ki kalbinizden geçenleri anlatmak istiyorsunuz. Sizi dinliyormuş gibi yapıyorlar, anlıyormuş gibi bakıyorlar, yanınızdaymış gibi duruyorlar. Ama siz arkanızı döndüğünüz an, sahne değişiyor.
Çünkü onların derdi insan olmak değil, görüntü vermek.
Samimiyetin yerini hesaplar aldı. Dostluklar menfaate, sevgiler ihtimallere bağlandı. Kimin yanında nasıl davranacağını ezberlemiş insanlar var artık. Güçlünün yanında başka, yalnızın yanında başka bir karaktere bürünüyorlar. Duygular bile stratejik.
En acısı da şu:
Sahte olanlar değil, gerçek kalanlar yoruluyor.
Çünkü içi dışı bir olan insan rol yapmayı bilmez. Hesap yapamaz. Laf taşıyamaz. Menfaat için sevemez. Ve bu yüzden bu büyük oyunun içinde “fazla” kalır. Saf denir, iyi niyetli denir, hatta bazen aptal yerine konur.
Oysa gerçek olmak cesaret ister.
Sahte olmak ise sadece korkakların seçtiği bir yoldur.
Kendisi gibi olamayan insan, başkası gibi davranarak var olmaya çalışır. Alkış toplar belki, kalabalıklar edinir, her ortama uyum sağlar. Ama gece başını yastığa koyduğunda kendi sessizliğine bile yabancıdır.
Çünkü rol yapanlar en çok aynadan kaçar.
Bugün en büyük yalnızlığımızın sebebi de bu değil mi? Etrafımızda bu kadar insan varken kendimizi bu kadar yalnız hissetmemiz… Çünkü artık kimse “gerçek” değil. Herkes bir şey olmaya çalışıyor ama kimse kendisi değil.
Oysa hayat bir sahne değil.
Ve biz birbirimizin seyircisi değiliz.
Bir gün bütün roller bittiğinde, ışıklar söndüğünde, geriye sadece hakikat kalacak. İşte o zaman sahte olanlar değil, gerçek kalabilenler kazanacak.
Çünkü bu dünyada en zor şey iyi bir oyuncu olmak değil, dürüst bir insan kalabilmektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
KOTO
kaan uçar masaüstü
X