Ruhsal Uyanış: İnsan Kendine Ne Zaman Uyanır?
Gürültüsüz bir devrim.
Eskiden seni kıran şeyler artık dokunmaz.
Herkesi memnun etmeye çalıştığın günler anlamsız gelir.
Kalabalıkların içinde yalnız, yalnızken huzurlu olmayı öğrenirsin.
Çünkü ilk kez dışarıyı değil, içini duymaya başlarsın.
Ruhsal uyanış;
başkasının hayatını yaşamayı bırakıp kendi gerçeğine dönüştür.
Bir gün sorarsın kendine:
“Ben gerçekten ne istiyorum?”
“Bu insanlar benim hayatımda neden var?”
“Bu kadar fedakârlık yaparken kendime ne yaptım?”
Ve cevaplar can yakar.
Ama işte uyanış da biraz can yakar.
Çünkü büyümek, kabuk değiştirmektir.
Eski “sen” ölmeden yeni “sen” doğmaz.
Bazen bir ayrılık başlatır bu süreci…
Bazen bir hastalık…
Bazen de sadece derin bir yorgunluk.
Hayattan değil, kendini ihmal etmekten yorulursun.
Sonra yavaş yavaş şunları öğrenirsin:
Hayır demeyi…
Sınır koymayı…
Sessiz kalmayı…
Ve en önemlisi kendini sevmeyi.
Artık kimseyi kurtarmaya çalışmazsın.
Çünkü anlarsın ki herkes kendi yolunu yürümeli.
Ruhsal uyanış; başkalarını değiştirmek değil,
kendini kabul etmektir.
Ve bir gün aynaya baktığında şunu dersin:
“Geç oldu ama sonunda kendime geldim.”
Belki de hayatın en büyük mucizesi budur:
İnsanın kendine uyanması.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Alma–Verme Dengesinin Önemi 02 Şubat 2026 Pazartesi
- Mutluluk Gürültüde Değil, İçimizde Saklı 30 Ocak 2026 Cuma
- Kompleksli İnsanların Sessiz Savaşı 29 Ocak 2026 Perşembe
- Günümüz İnsanı ve Güven Sorunu 28 Ocak 2026 Çarşamba
- İnsanın Görünmeyen Gücü: Bioenerji 26 Ocak 2026 Pazartesi
- Görünmeyen Savaşlarımız 23 Ocak 2026 Cuma
- Şifa Dışarıda Değil, İçeride 22 Ocak 2026 Perşembe
- Söylenenle Yetinmeyen Bir Kalem 20 Ocak 2026 Salı