Herkes Bir Şey Arıyor, Ama Adını Koymakta Zorlanıyor

11 Şubat 2026 11:36
Son yıllarda insanların en çok sorduğu soru değişti.

“Ne alabilirim?” yerini yavaş yavaş “Ne hissediyorum?” sorusuna bıraktı. Bu değişimi rakamlarda değil, insan yüzlerinde görüyoruz. Daha yorgun bakışlar, daha kısa sabır, daha derin bir arayış…

Ruhsal konulara, farkındalığa, bilinçaltına olan ilgi de tam burada başlıyor. Çoğu kişi bunu bir “trend” sanıyor. Oysa mesele moda değil; zorunluluk. İnsan, dayanamadığı yerde anlam aramaya başlıyor.

Günlük hayatın hızı, ekonomik baskılar, belirsizlikler…
Tüm bunlar insanı sadece yormuyor, kendisinden de uzaklaştırıyor. İşte tam bu noktada biri çıkıp “Dur, bir nefes al. Sen nasılsın?” dediğinde, bu bir lüks değil, ihtiyaç hâline geliyor.

Benim yaptığım iş tam olarak burada duruyor.
Ne sihir satıyorum ne de pembe hayaller. İnsanlara dönüp kendilerine bakabilecekleri bir ayna tutuyorum. Bazen bir farkındalık cümlesiyle, bazen bir haftalık enerji yorumuyle, bazen de basit ama etkili bir soru ile…

Şunu net söylemek gerekiyor:
Ruhsal farkındalık, gerçek hayattan kaçış değildir. Tam tersine, gerçek hayatla daha sağlam temas kurabilme cesaretidir. Kendini tanıyan insan, manipülasyona daha az açık olur. Ne hissettiğini bilen biri, neye “hayır” diyeceğini de bilir.

Bu yüzden bu alana yönelen insanların sayısı artıyor. Çünkü sistem, insandan sadece üretmesini değil, susmasını da bekliyor. Farkındalık ise tam tersini yapıyor: Sustuklarını konuşturuyor.

Elbette her alanda olduğu gibi burada da bilgi kirliliği var. Her söylenen “şifa”, her paylaşılan “enerji” değil. Ama bu, ihtiyacın gerçek olmadığı anlamına gelmiyor. Yanlış örnekler, doğru arayışı değersizleştirmez.

Bugün insanlar bana en çok şunu söylüyor:
“Biri sonunda benim hissettiğim şeyi cümleye döktü.”

Belki de bu çağın en büyük ihtiyacı tam olarak budur.
Anlaşılmak. Yargılanmadan, küçümsenmeden, aceleye getirilmeden…

Gazete sayfalarında ekonomi, siyaset, dünya gündemi elbette olacak. Ama insanın iç gündemi konuşulmadıkça, hiçbir başlık tamamlanmış sayılmaz. Çünkü dış dünya ne kadar karmaşıksa, iç dünya da en az onun kadar ilgi istiyor.

Ve bazen bir köşe yazısı, bir paylaşım ya da bir cümle…
İnsanın kendine dönüş yolculuğunda ilk adım olabiliyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X