Bir çocuk öldü

22 Ocak 2026 10:51
Bir çocuk öldü.Bir annenin kalbi paramparça oldu.Bir ev, bir daha eskisi gibi olmayacak bir sessizliğe gömüldü.

Ve biz buna yine “bir haber” diyeceğiz.

Alt yazı geçecek.
Üç gün konuşulacak.
Sonra unutulacak.

Çünkü bu ülkede acılar da hızlı tüketiliyor.
Çünkü biz rakamlarla yaşamaya alıştık.
Çünkü çocuk ölümleri bile artık “olağan” sayılıyor.

Ama hayır.

Bu bir istatistik değil.
Bu bir dosya numarası değil.
Bu, yarım bırakılmış bir çocukluk.
Bir annenin içine gömülen ömürlük bir çığlık.
Bir evin duvarlarında asılı kalan sessizlik.

Ve bu sadece bir bıçak meselesi değil.
Sadece “anlık öfke” hiç değil.

Bu;
görmezden gelinen çocukların,
duyulmayan çığlıkların,
“şımartma” denilerek bastırılan duyguların,
“erkek adam ağlamaz” diye öğretilen zehirli kalıpların,
şiddetin evde, sokakta, ekranda normalleştirilmesinin sonucudur.

Biz çocukları sadece hayatta tutmaya çalışıyoruz.
Ama insan olarak büyütmeyi unutuyoruz.

Karnını doyuruyoruz.
Üzerine bir çatı koyuyoruz.
Elinə bir telefon veriyoruz.
Sonra da “neden böyle oldu?” diye soruyoruz.

Oysa sormamız gereken soru şu:
Biz nasıl bir toplum olduk?

Öfkesini kontrol edemeyen yetişkinlerle dolu,
hakaretin “iletişim biçimi” sayıldığı,
şiddetin “terbiye yöntemi” olarak meşrulaştırıldığı,
çocukların değil, hataların korunduğu bir düzenin içindeyiz.
Çocuklar öfkeyle doğmaz.
Şiddetle doğmaz.
Öldürme fikriyle doğmaz.

Ama biz onlara;
ağladığında susturulmayı,
korktuğunda küçümsenmeyi,
öfkelenince cezalandırılmayı,
yardım istediğinde yalnız bırakılmayı öğretiyoruz.

Sonra da sonuçlarına şaşırıyoruz.
Bu bir bireysel çöküş değil sadece.
Bu toplumsal bir iflastır.
Bugün bir çocuğu toprağa verdik.
Aslında bir vicdanı daha gömdük.
Ve eğer bu düzen değişmezse,
eğer çocukların duygusu hâlâ “lüks” sayılırsa,
eğer şiddet hâlâ “disiplin” diye savunulursa…

Yarın yine bir çocuğu konuşacağız.
Yine birkaç gün üzülüp,
yine unutacağız.
Ben bunu bir uzman olarak değil,
bir insan olarak,
bir anne olarak söylüyorum:

Bir çocuğu korumak, sadece ailesinin görevi değildir.
Bu, bir toplumun namusudur.
Ve biz bu sınavdan sınıfta kalıyoruz.
Daha fazla susmayacağım.
Daha fazla “normal” demeyeceğim.
Daha fazla alışmayacağım.

Bir çocuk daha ölmesin diye.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X