Herkes Muzdarip Ama Ses Çıkaran Yok
Ülke çapında sorun yaratan, memnuniyetsizlik oluşturan, nazik bir konu olduğunun bilincindeyim. Umarım yanlış anlaşılmam. Ancak birileri bunu dile getirmeli, çünkü artık zamanı geldi.
Her köşe başında, istisnalar hariç, insanlarımızın vicdanını suistimal eden, hatta ısrarla market önlerinde sipariş bile veren dilenciler var. Bu kişilere yardım etmediğinizde arkanızdan beddua edildiğine bile şahit oldum. Dilenen, hele hele genç insanlar her yerdeler; marketlerin önlerinde, ışıklarda, banka kapılarında, kalabalık yürüyüş yollarında, pazarlarda... Kısacası her noktada karşılaşıyoruz.
Devlet kurumlarımız başta olmak üzere, valilikler, belediyeler, tarikatlar, dernekler, vakıflar, herkes işi gücü bırakmış ihtiyaç sahiplerine yardım ediyorken, bu kadar insanın el açıp dilenmesi içimi acıtıyor. Arap ülkeleri gibi toplumun her bireyine yaşayacak kadar maaş bağlasak kimse çalışmaz, ancak bizim öyle bir gelir kapımız, petrol kaynaklarımız yok.
Yaşadığım köyden İzmit’e, Gölcük’e her indiğimde etrafımı saran genç insanların el açıp dilendiğini görüyor, üzülüyor ve sinir oluyorum. Daha düne kadar komşusundan bile bir şey istemeye utanan, onurlu halkımıza ne oldu? Suriyeli sığınmacılar ile patlayan dilencilik sorunu gittikçe büyüyor, işi büyütüyor ve bazı alanları mafya usulü parselliyorlar. Yani arkalarında bir örgüt bile olabileceğini hissediyorum.
Benim gözlemlerime göre gerçekten ihtiyaç sahibi olan, dürüst vatandaşlar asla bu yola başvurmaz. Mahallesinde komşuları, akrabaları, muhtarları onun zaruri ihtiyaçlarını karşılar. Ancak meslek edinilmiş bir şekilde çeteleşmiş gruplar var. Çalışmak yerine her gün kurum kurum dolaşıp bir emekliden, asgari ücretliden daha fazla gelir elde edenlerin varlığını biliyoruz.
Yanlış anlaşılmak istemem. Yaşlı veya bedensel engeli olanları ayrı tutuyorum, çünkü devletin verdiği para ile hayatlarını sürdürmelerinin mümkün olmadığını biliyor ve onları anlıyorum.
Bir Yaşanmışlık
İzninizle bir yaşanmışlığımı paylaşmak isterim. Benim itirazım genç kadınların, delikanlıların dilenirken görünce tansiyonumun yükselmesine sebep olan manzaraya…
İzmit’e son gelişimde maaşımı çekmek için bankamatik önünde sıramı beklerken, 30’lu yaşlarda genç bir kadın yanıma yaklaştı ve ajitasyon dolu sözlerle dilendi. Çevremde de sıra bekleyen insanlar vardı. Dilenen kardeşimize güzel bir Türkçe ile konuşarak Türk vatandaşı olduğunu anladım.
"Bak kardeşim, elin ayağın tutuyor, şükür sapasağlamsın, gençsin. Bu onurlu bir yol değil. Seni bizim gazeteye yönlendireyim, beş yüz lira vereyim, alın teri iyidir," dedim.
Kadın bana ters ters bakıp mırıldanarak çekip gitti. Yanımdaki bir hanımefendi söze girerek şöyle dedi:
"Hocam, yarım günlük ücrete o paraya gelmezler. Hele bizim gibi kerizler varken neden çalışsınlar? Onursuzca dilenirler ama makul ücretle bir iş yapmaya gelince, yaşlıdan, ihtiyacı olandan bile insafsızca yüksek ücret isterler."
Bu sözler beni hem düşündürdü hem de hak verdim. Beş dakikalık bu sohbetten anladım ki bu mesele artık kamu spotu olacak kadar büyük bir sorun.
Çalışmıyorsunuz, tamam. Ama madem öyle, çalışan, üreten kadınlara, ihtiyacı olan yaşlılara makul ücretlerle yardımcı olun, ekmeğinizi kazanın.
Sırtınız terlemeyecek, o topluma hiçbir katkınız olmayacak ama toplum size para verecek? Bu adil değil. Bizim dedelerimiz, babaannelerimiz, anneannelerimiz ölene kadar toprakta alın teri dökerek yaşadılar. Çocuklarına, köyüne, ülkesine yük olmamak için kamburlaşana kadar çalıştılar. Ben de böyle bir ailede büyüdüm.
Bugünün gençleri neden bu kadar ajitasyon yapıyor?
Neden bu kadar beleşçiliğe, asalaklığa yöneldiler? Toplumu sömüren bu zihniyet içimi acıtıyor.
Bu büyük sorunu siz değerli okurlarımla paylaşmak istedim. Lütfen eli ayağı tutan genç insanlara para verip dilenmeyi teşvik etmeyin.
Bu konudaki duygu ve düşüncelerinizi gazetemizin yorum bölümünde paylaşabilirsiniz. Önerilerinizden beslenmek isterim.
Kalın sağlıcakla, değerli dostlar.
- Toplam 1 yorum
Ata RUACAN 16:00 - 17 Şubat 2025
Çok doğru, bu tür kişilere bende çok içerliyorum. Resmen bu konuda mafyalaşmışlar . Gerçekten ihtiyacı olana da güvenmeyip yardım etmiyorum. Kaleminize sağlık.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Yeni yılda yeni ufuklara mı? 15 Ocak 2026 Perşembe
- Yeter artık ama 27 Aralık 2025 Cumartesi
- Fatih Altaylı önce özür dilemeli 13 Aralık 2025 Cumartesi
- Bu vatanı yolda bulmadık 25 Kasım 2025 Salı
- Kentin çocuklarının oynamadığı takıma, Benim Kocaelispor’um demem arkadaş 01 Ağustos 2025 Cuma
- Yeter ki bu güzel ülkemizden ve ülkümüzden vazgeçmeyelim! 14 Temmuz 2025 Pazartesi
- Böyle Olmamalıydı! 01 Temmuz 2025 Salı
- Kazın ayağı hiç öyle değil 24 Haziran 2025 Salı
- Durdurun bu manyakları! 18 Haziran 2025 Çarşamba
- Sonun Başlangıcı: Fonlar 12 Haziran 2025 Perşembe