Kıyamet kopmaz, merak etmeyin!
Bence, Kürt vatandaşlarımızın anadilde eğitim talepleri kimsenin dayatmasını beklemeden, isteğe bağlı olarak devletimiz tarafından karşılanabilir. Talep oluştuğunda ve belirli bir sayıya ulaşıldığında, bu istekler karşılanabilir. Bunu sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve politikacılar aracılığıyla sağlamak mümkün.
Bu düşünce, 1990'larda da gündeme gelmiş, Kürtçe dil kursları ile geçiştirilmişti. Belki de o zamanlar bu konuya çözüm bulunsaydı, günümüzde bu tartışmalar sona ermiş olurdu. Ancak bu tür toplumsal meseleler hemen çözülmez; milli bir politika oluşturulmadığı sürece, Türkiye’nin düşmanları bu konuyu kaşımaya devam eder, huzurumuz kaçar ve üzülürüz.
Komplekslere kapılmadan, akılcı bir şekilde bu isteği karşılasaydık, bu konu artık ülke gündeminden çıkmış olurdu. Gereksiz kaygılarla kapatılmaya çalışılan bu mesele, tekrar tekrar gündeme gelerek can sıkıyor. Oysa daha can yakıcı sorunlarımız var.
Nasıl ki mevcut iktidar, sığınmacıların artmasıyla talep oluşunca, içlerinden misafir öğretmenler ve yerli öğretmen takviyesiyle yüzlerce okul açılmasına vesile olduysa, anadilde eğitim talebi de belirli kıstaslarla karşılanabilir. Kim hangi dilden, hangi dinden, hangi renkten olursa olsun, çocukların eğitim hakkına karşı çıkılamaz.
Şimdi yine anadilde eğitim konusu gündeme geldi. İçeriden ve dışarıdan, emperyalistlerin maşası olan bazı kesimler bu konuyu tırmandırıyor. Türkiye’nin ve kardeşliğimizin baş belaları, dış güçlerin aparatıdır. Ancak bizim de bu aparatlara malzeme vermememiz gerekiyor. Bütünlüğümüzü bozmak isteyenler tükenmedi, tükenmeyecek de. Kürdü, Türkü, Gürcüsü, Lazı, Balkanlardan gelen her yurttaşımız, hepimiz çok akıllı olmak zorundayız.
Yeni Cumhuriyet döneminde de Şeyh Said gibi Cumhuriyet ve medeniyet düşmanı kullanışlı aparatlar, bölgede dini referanslarla ileri sürülmüştü. Bu da asla son olmadı. Ülkemizde bazı cahil vatandaşlar vasıtasıyla emellerine ulaşmak isteyen hainler her daim fırsat kolluyor.
Kimsenin Kürt dostu, arkadaşı yok mu? Elbette var. Benim de arkadaşlarım var ve onlardan çok memnunum. Hiçbir hainliklerini görmedim. Hainliğin etnik kökeni, dili, dini olmaz; hain haindir, NOKTA.
Geçmişte gençliğimizde arkadaşlarımızın memleketini sormak ayıp sayılırdı. Hâlâ da öyle. Ama nereden nereye geldik... Yılmak yok! Bu cennet vatanı yolda bulmadık; başka Türkiye yok. Empati kuralım, birbirimize saygılı olalım; yoksa birbirimizi çok ararız.
Sağduyulu vatandaşların, bu gerçeklerin acı tecrübeleri ışığında, dışarıdan dikte edilmeden ama tekrar ediyorum: İki dilli bir eğitim değil, fakat isteyen büyük grupların yaşadıkları bölgelerde, talep halinde “anadilde okuma” isteklerinin karşılanması kimseye bir şey kaybettirmez. Bugün Kürtlerin olur, yarın Lazların, Gürcülerin... Bu talebi isteyenler, anadilde eğitimin dünya ile yarışmada yeterli olmadığını görecek, açılan okullar kısa sürede yeterli öğrenci bulamayacak ve konu doğal yollardan kapanacaktır.
Dünyanın yapay zekâ ile uğraştığı bir dönemde, gençler Kürtçe mi öğrensin, İngilizce mi, Almanca mı, yoksa dünyada geçerli başka bir dil mi, karar onların olacaktır.
Diyelim ki bu eğitim düzenlemesi hayata geçirildi ve her şey yolunda gitti. O zaman da devlet olarak eğitim, herkesin anasının ak sütü gibi helaldir. O yüzden merak etmeyin, “Kıyamet kopmaz,” sorun yaşanmaz, buna inanıyorum. Bu, tarihe yayılan bir oyunu bozacaktır. Böylece HÜDA PAR gibi medeniyet ve Cumhuriyet düşmanlarına, PKK gibi vatana ihanet eden yapılara ve onların uzantılarına, emperyalist dış güçlere fırsat vermemiş oluruz.
Siz kıymetli okurlarımın temiz duygularına sığınarak, bu haftayı da çok netameli ve hassas bir konuda derdimi anlatabildiğimi, en azından çabaladığımı düşünüyorum. Eksiklerim vardır; ancak samimiyetle düşüncemi yazdım. Ülkeme bir faydam olursa mutlu olurum. Yorumlarınızla katkı verirseniz, hiçbir komplekse kapılmadan faydalanacağımı belirtmek isterim.
Allah, bu millete bir daha Kurtuluş Savaşı vermeyi nasip etmesin. Bu cennet vatanda, adil, kardeşçe ve hakça bir şekilde ülke kaynaklarının paylaşıldığı bir yaşamı bizlere ve nesillerimize nasip etsin. Tek muradım budur.
Şunu unutmayın: Dünyada yüce dinimizi en temiz, en insani ve en medeni şekilde yaşayan tek ülkeyiz. Bunu kirletmek isteyenlere karşı, Çanakkale’de koyun koyuna yatan atalarımıza layık olmalıyız.
Sağlıklı günler diliyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Yeni yılda yeni ufuklara mı? 15 Ocak 2026 Perşembe
- Yeter artık ama 27 Aralık 2025 Cumartesi
- Fatih Altaylı önce özür dilemeli 13 Aralık 2025 Cumartesi
- Bu vatanı yolda bulmadık 25 Kasım 2025 Salı
- Kentin çocuklarının oynamadığı takıma, Benim Kocaelispor’um demem arkadaş 01 Ağustos 2025 Cuma
- Yeter ki bu güzel ülkemizden ve ülkümüzden vazgeçmeyelim! 14 Temmuz 2025 Pazartesi
- Böyle Olmamalıydı! 01 Temmuz 2025 Salı
- Kazın ayağı hiç öyle değil 24 Haziran 2025 Salı
- Durdurun bu manyakları! 18 Haziran 2025 Çarşamba
- Sonun Başlangıcı: Fonlar 12 Haziran 2025 Perşembe