Yeter artık ama
Bildiğiniz gibi bunu hem İzmit’te hem de Gölcük’te gözlemleme fırsatı buldum. Suriyelilerin vergisiz, kayıtsız, hijyen kurallarına uymayan rahat tavırlarıyla, vatandaşlık görevini eksiksiz yapan Türk insanına haksız rekabet yapıldığını düşünüyorum ve gözlemlerimi siz dostlarımla paylaşıyorum.
Kendimi tamamen emekliliğe ayırdıktan sonra ata topraklarına, Gölcük’te köyüme çekildim ama ömrümü geçirdiğim ve bir ömür verdiğim İzmit’imize aidiyetimi hiç bırakmadım. Bu arada Gölcük’ün esnafını da yakından izleme şansına sahip oldum.
Gene bir iş icabı Gölcük’e indiğim bir gün, merkeze yakın bir yere aracımı çekip Gölcük merkeze yürüyerek geçiyordum ki bir ilkokulun hemen yanında bir tavuk dönerci gözüme takıldı. Biraz oyalandım o bölgede. Dükkânın önünde dört beş kişilik bir grup cıvık cıvık sohbet ediyordu. Yaklaştım, kulak verdim. Suriyeli olduklarını öğrendim; kendi dillerinde sohbet vardı. İş yerine dikkatlice baktım. İş yerinde ne bir ruhsat ne bir yazar kasa var. İş yerini iyice gözlemledim; hijyen bana göre sıfır.
Aynı sırada dostumun iş yeri var, onun yanına uğradım. O da teyit etti ve ekledi: “Ya dostum, biz olsak kapattırırlar ama onlara her şey serbest” dedi.
Misafirliğin de bir sınırı olur, bir yılı olur. Bu insanlar Türk vatandaşı olduysa, her vatandaş gibi T.C. kanunlarına uyan, her vatandaş gibi kurallara uysun. Ha vatandaş değillerse, vergisini veren insanların karşısına haksız rekabetin bitirilmesi lazım ama hâlâ korsan ve kural dışı, denetimsiz iş yerleri çalıştırılıyor.
Hiç şaşırmadım. Ben de otuz beş sene esnaflık yapan, yirmi beş sene kendi cebinden sigortasını ödemiş, emekliliği kazanmış bir birey olarak hem çok üzüldüm hem de sinir katsayım arttı ve o mahallede binbir güçlükle ayakta kalmaya çalışan esnaflar adına üzüldüm. Yani haksız, hukuksuz, korsan bir rekabet ile karşı karşıya kalmak hiç hoş değil.
Şu misafirlik artık bitmeli ve ülkemizde iş yapacak olanların kurallara uygun, rekabet koşullarına eşit şekilde devam etmesi sağlanmalı. Yoksa biz Suriyeli düşmanı değiliz ama misafirliğin de bir sonu olmalı.
Bu adaletsiz uygulama sadece Gölcük ilçemizde yaşanmıyor, İzmit’imizde de yaşanıyor. Artık “yeter” demek lazım değil mi? Bu beleşçi insanlar ile rekabet etmek mümkün mü? Nasıl olacak? Elemanlar korsan, sigorta hak getire; tabela vergisi yok, ruhsat zaten yok, gelir vergisi zaten yok, hijyeni soran yok. Bu tosuncuklara “o ne” derler. Ondan sonra bizim vatandaşlar iş yeri açıyor, yurdun insanı üç ya da beş ay sonra batıp kapatıyor. İflas ettikten sonra bile çeşitli sorumlulukları kapatmak için kredi çeken insanlara yazık, ayıp değil mi?
Güzel ülkemizde gerçek sorunlar konuşulmuyor; en üzüldüğüm nokta da budur. Öyle garip, öyle lüzumsuz konular tartışılıyor ki böyle hayati konular arka planda kalıyor. Ama bu haksız rekabet artık bitmeli. Her önüne gelenin hiçbir mükellefiyet taşımadan iş yeri açma olayına bir son verilmeli. Artık “misafirlik bitti” denmeli. Kendi insanımızın canı yanıyor; fark edilsin diye, farkındalık yaratmak için bu yazımı kaleme aldım.
Sürçülisan ettiysem affola sevgili dostlar.
Kalın sağlıcakla.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Yeni yılda yeni ufuklara mı? 15 Ocak 2026 Perşembe
- Fatih Altaylı önce özür dilemeli 13 Aralık 2025 Cumartesi
- Bu vatanı yolda bulmadık 25 Kasım 2025 Salı
- Kentin çocuklarının oynamadığı takıma, Benim Kocaelispor’um demem arkadaş 01 Ağustos 2025 Cuma
- Yeter ki bu güzel ülkemizden ve ülkümüzden vazgeçmeyelim! 14 Temmuz 2025 Pazartesi
- Böyle Olmamalıydı! 01 Temmuz 2025 Salı
- Kazın ayağı hiç öyle değil 24 Haziran 2025 Salı
- Durdurun bu manyakları! 18 Haziran 2025 Çarşamba
- Sonun Başlangıcı: Fonlar 12 Haziran 2025 Perşembe
- Fuarı bitiremeyenler Metroya başlıyor Şakamısınız siz? 23 Mayıs 2025 Cuma