Yeter ki bu güzel ülkemizden ve ülkümüzden vazgeçmeyelim!

14 Temmuz 2025 12:10
Ülkemizin medarı iftiharı, amiral gemisi fabrikalarımızı eksiklerini tamamlayıp daha verimli kılacağınıza kapattık ve bugün gelinen yer sizce güzel mi?

Bugün gibi hatırlıyorum. Örneğin SEKA… Her sene beş milyon dolar yenileme masrafı devlete yük oluyormuş diye laf pompalanmıştı. Kente ve ülkeye ilk profesyonel algı böyle yeşerdi ülkemizde ve kamuda. Belediyelerde bir kargaşa yaşandı o günlerde. Personeller oradan oraya savrulup gitti. Öyle ki “Sen o işi becerebilir misin?” diye irdelenmeden kamu dairelerine, belediyelere… Kâğıt üretmek olan insanlar zamanla dağıtıldı veya tazminatları verilerek işlerine son verildi ve SEKA batan geminin malları misali özelleştirildi İzmit’te.

Peki, kapatıldı da bitti mi problem? Şehrin ana sigortasını kesmekten doğan işsizlik, dışa bağımlılığı, açlığı, sefaleti doğurmadı mı? Toplumsal infiali önlemek için sadece Kocaeli’ne yılda en az elli milyon dağıtılmıyor mu? Hem de kapı numarası atlanmadan bazı mahallelere yardım adı altında devletin parası dağıtıldığı ve artarak sürdüğünü unutmadık.

Kentimizde yaşadıklarımızı yazıp tarihe not düşeceğimi önceki yazılarımda belirtmiştim. Yani gelecek nesillerimiz “Kimse uyanmamış mı böyle yıkıma?” demesinler diye tarihe not düşüyorum.

Biliyorum mevcut yönetim anlayışı asla dert etmeyecek, ithalata sarılmaya devam edecekler. Ama o günleri bizzat yaşayan biri olarak ben üzerime düşeni yapayım diyorum. Çünkü bir vatansever olarak uyku girmiyor gözlerime.

Bir de şöyle bir üzüntüm var: Binlerce kişiye iş, aş veren kentte sanatsal, sosyal, sportif etkinlikleri desteklemesi ayrı bir güzellikti. SEKA’nın satışından devlete getirisi de sadece bir itfaiye aracı parası kadar hazineye irat kaydedildi. Çok ilginçti. Koskoca SEKA, resmen batan geminin malları misali, Cumhuriyet’in dev kuruluşu kapatıldı gitti.

Bu süreci, dış istihbaratların maşası vatan haini FETÖ’cülerin memleketimize ilk ihanetlerinden biri olarak sayabiliriz. Yani veballeri büyüktür. Ülkenin her yanındaki büyük emeklerle kurulmuş, Atamızın mirası fabrikalar teker teker satıldı. Sonuç ortada.

Türkiye tarihinin en bağımlı ve en kötü, en tehditkâr ve kötülüklerden beslenen –istisnalar hariç– asalak sürüsü, iktidarı oylarıyla tehdit edip hem kendini maaşa bağlattı hem de biraz sermayesi olanlar bu hainliği fırsata çevirdi. Buna çok üzülüyor ve bozuluyorum.

1970’lerde, 80’lerde Bulgaristan, Romanya, Rusya gibi ülkelerde halkların baskıcı rejimlerde yaşadıklarına üzülürken, onların yıllar önce yaşadıklarını bizlerin bugün yaşamak, yaşatmak zorunda kalması akıl alacak gibi değil. Tabii ki insan olan, biraz Allah’tan korkan, kuldan utananların üzüldüğü, bizlerin kahrolduğu bir olguyu yaşıyor ülkemiz.

Ama yine söylüyorum; bu FETÖ denen iğrenç yapının ülkemize ilk kötülüğü, ATA tohumlarını yasaklatarak başladı. Savunmadan sanayiye, tarımdan hayvancılığa ülkemizi uçurumdan önceki son çıkışa getirdiğini biliyoruz. Bunları belki zamanla düzeltiriz ama istisnalar hariç öyle bir toplum ortaya çıkardılar ki… Ahlaki maneviyatı da bildik tüm değerleri de alt üst edip beleşçi, nobran, sözde dindar ama Yüce Allah’ın ilk emri Alak Suresi “Oku”yu bilmeyen, okumayan, ilme, bilime inanmayan, onlarca TV kanalı varken çıkarına gelmeyen bağımsız kanalları izlemeyi bile reddeden insanlarımız oluştu. Partisinin yaptığını sorgulamayan, robot gibi gruplar oluştu güzel ülkemizde. Aslında biz komşusu ağlarken ağlayan, gülerken gülen insanların oluşturduğu bir topluluktuk halbuki.

En kötüsü de istisnalar hariç, bu gruplar ülkemize hiçbir şey üretmeyen; dünyaya kafa tutmuş, mazlum ülkelere ilham kaynağı olmuş, mandacılığı reddeden, Sevr’i yırtıp Lozan’ı imzalayan, imzalatan büyük önder Atatürk’ü düşman belleyen medeniyet düşmanı insanlar oldu. Bu cennet ülkeyi nasıl yaşatacağız bilemiyorum. Ama çabalayacağız. Kendi nesillerimiz için değil, hiç tanımadığımız ama bu vatanın evlatları olan, hangi dinden, mezhepten, renkten, bölgeden olursa olsun… Ülkemizi yaşatmaya, medeni ülkeler sıralarına sokmaya, kardeşçe bu cennet ülkede yaşatmaya, yaşamaya mecburuz.

Buna inanın sevgili okurlarım. Lütfen… Bir sabah kalktığımızda FETÖ’nün şımarttığı hainleri ya da kötücül akla sonradan bulaşanların –istisnalar hariç– kendilerini kurtarmak için sağa sola bulaşıp iddiası bile olmayan suçsuz insanlara eziyet etmesi akıl alacak gibi değil. Bu zor günler elbet bitecek. Bundan hiç şüphem yok. Yaşarsak, ömrümüz oldukça bunu göreceğiz inşallah.

Yeter ki bu güzel ülkemizden ve ülkümüzden vazgeçmeyelim. Çünkü biz birlikte güçlüyüz. Bir Afganistan, bir Suriye olamayız. Emperyal ülke veya taşeronlarının oyununa gelmeyip kardeşlik hukukumuza helal getirmeyelim. Sağcısı, solcusu, muhafazakârı, milliyetçisi ile birlikte Türkiye’yiz.

Kalın sağlıcakla değerli dostlarım.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X