Akıntılar, Aryalar ve Küller
Bulunduğun yerde kıyıya eğil biraz. Bir avuç su al. Ne duyuyorsun?
Avucundaki suyun bir kısmı Karadeniz’den Marmara Denizi’ne doğru olan yüzey akıntılarının Dolmabahçe Sarayı açıklarından sırtlanıp sürüklediği sudur. Poyraz rüzgârlarıyla birlikte hareketlenen o yüzey akıntısı, acele etmeden, yavaş yavaş, tüm kıyı şeridinin kendine has dokusunu içine sindirerek işte bu körfeze, yani senin avuçlarına kadar gelir.
Diğer yandan, avucunda çalkalanıp duran suyun diğer bir kısmı da, delice halli Ege Denizi’nden yola çıkıp, yirmi beş ila elli metre diplerdeki yosunları önüne katıp, birer alt akıntı olarak (şiirsel bir tabirle: okyanusografik) önce Marmara’ya, sonra da şu bizim körfeze doğru ilerler.
Şimdi o avucundan damlayan su damlaları sana bir şeyler söylüyor olmalı? Duyuyor olmalısın.
O damlalardan biri, 16 Eylül 1977 sabahında Paris’te, tek başına yaşadığı dairesinde hayata veda eden Maria Callas’ın küllerinden bir zerre olabilir. Callas’ın külleri, vasiyeti gereği, sevdiği denizlere kavuşsun diye Ege’nin sularına bırakıldı. Ege’nin mavi ve tuzlu kolları, o külleri defalarca kıyıya vurdu, sonra bir gün, dip akıntılarına karışarak kuzeye, Marmara’ya doğru yola çıkardı.

Maria Callas
Bir başka damla ise, 10 Mayıs 2008’de Milano’da hayatını kaybeden Leyla Gencer’in küllerinden olabilir. Opera dünyasının “La Diva Turca”sı, son yolculuğuna Boğaz’ın sularında uğurlandı. Dolmabahçe açıklarında suya bırakılan o külleri, poyrazın iteklediği üst akıntılar sırtladı, İstanbul’un iki kıtası arasından süzüldü ve haftalar, aylar, yıllar içinde Marmara’nın geniş kucağına indi.

Leyla Gencer
Şimdi bu iki damla, Ege’den Marmara’ya, Marmara’dan körfeze gelerek, senin avuçlarında buluşmuş olabilir. Biri Atina’da doğmuş, çocuk yaşta New York’a gitmiş, La Scala’da dünyanın en unutulmaz Tosca’larını söylemiş Maria Callas… Diğeri Polonezköy'de doğmuş, Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan çıkıp aynı La Scala’da Norma’ları, Donizetti’leri, Bellini’leri seslendirmiş Leyla Gencer… Aralarında sahnede denk gelmediler belki, ama aynı orkestraların, aynı bestecilerin, aynı evrensel notaların nefesini taşıdılar.
Callas’ın 1953’teki La Traviata yorumunu dinlerken, Violetta’nın her cümlesine kendi trajedisini katışını duyarsın. Leyla Gencer’in 1966’daki Donizetti Anna Bolena kaydını dinlediğinde, aynı acının, aynı gururun bambaşka bir tınıda yeniden doğduğunu hissedersin. Biri dramatik yorumun sınırlarını zorladı, diğeri ise duyguyu zerre zerre işleyerek sahnenin her santimini doldurdu. İki ayrı dil, iki ayrı hayat, ama tek bir ortak şifre: İnsan sesinin mucizesi.
Şimdi düşün: Sen burada, İzmit Körfezi’nin ucunda, elinde tuttuğun suyun içinde, bu iki büyük sanatçının külleri, belki de birbirine değmiş zerrecikler olarak yüzüyor. Küller, insan bedeninin dünyaya karışan son hali… Ama bu sanatçılar için o zerreler sadece bedenin değil, sanatın da yolculuğu. Çünkü notalar, sesler, yorumlar da tıpkı bu akıntılar gibi, sınır tanımaz; dilden dile, kıtadan kıtaya, kalpten kalbe taşınır.
Belki bir gün, bir çocuk bu körfezde yüzmeye iner, su saçlarına yapışır, gözlerini açtığında bu tuzlu maviliğin içinde Callas’ın Casta Diva’sından bir titreşim, Gencer’in Lucia di Lammermoor’undan bir yankı duyar. O çocuk bilmez ama, sanatın evrenselliği tam da budur: Kendi coğrafyasının çok ötesinden gelen bir nefesin, kendi nefesine karışması.
Deniz, her şeyi unutur gibi görünür ama unutmaz. Kıyılar değişir, şehirler büyür, insan sesleri kesilir; yine de deniz, akıntılarıyla hatırayı taşır. Sen bugün avucunda tuttuğun damlayı bıraksan, o damla başka bir kıyıya varır. Belki bir gün bir başka kıyıda, başka bir insan, avucunda aynı suyu tutar ve o da bir şey duyar. Belki Maria Callas’ın kırık bir notasını, belki Leyla Gencer’in gülümseyerek söylediği bir recitativo’yu…
İşte o zaman anlarsın ki, bu körfezde buluşan damlalar, yalnızca su değil; sesin, sanatın, hayatın ta kendisidir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Hoş Geldin 2025 29 Aralık 2025 Pazartesi
- İyi Ki Sordu, İyi Ki Söyledi 14 Aralık 2025 Pazar
- Zaman Makinesi 30 Kasım 2025 Pazar
- İlk Modern 15 Kasım 2025 Cumartesi
- Casa Batlló’ya Nasıl Gidebilirim? 05 Ekim 2025 Pazar
- İzmit’in Bu Aydınlanmada Bir Parmağı Var 07 Eylül 2025 Pazar
- Kocaeli Sokaklarında Don José Kol Geziyor 24 Ağustos 2025 Pazar
- Seni Gidi Bencil Şey 27 Temmuz 2025 Pazar
- Dağ Görgüsü 14 Temmuz 2025 Pazartesi
- Gecenin Sonuna Yolculuk 29 Haziran 2025 Pazar