Gönüllü Sürgün
Elimdeki sayfalara sadece okumak gözüyle bakmam, bir not defteri olarak da görürüm. Beğendiğim ve aklımda kalmasını istediğim yerleri sadece altını çizmek ya da kitabın konusuna dair fikir notu tutmak olarak düşünmeyin. Kitapla hiç alakası olmasa da o an hissettiğim bir duyguya, o anda yaşanıveren bir şeye veya "İlerde bugünü unutmamalıyım." dediğim önemli/önemsiz olaylara dair karaladığım cümlecikler olabilir.
Yıllar sonra kitabın kapağını açıp notu okuduğumda, yaşamakta olduğum zamandan koparak yazdığım o ana giderim. Kitapla bağımı - okunmuş, bitmiş bile olsa - koparmamış olurum. Böyle böyle pek çok yere "anlar" istiflerim.
“Sürgün Küçük Bulutlar*” tam da bu bahsettiğim anları sayfalarında barındıran bir kitap. Bu kitap, geçen hafta çıktığım İspanya seyahatinde, yağmurlu, gri bir Barselona gününde aklıma geldi. Roma döneminden kalma Gotik mahallenin uç uca ekli dar sokaklarında yürüyerek sığınacak bir yer arıyorduk. Yüzlerce yıllık taş binaların labirentinde, kaldırımlarda, hep bir yerlere yetişmeye çalışan insanlar arasından ilerleyerek yönümüzü bulmaya çalıştık. Restoranların vitrinlerinde pek çoğunun tatlarına yabancı olduğumuz türlü yemek isimleri, sağlı sollu hediyelik eşya dükkanları, kitapçılar hep ardımızda kaldı. İnadımızın sonunda ünlü La Rambla Caddesi’ne çıktık. Tıpkı bütün Barselonalılar gibi biz de o caddeden geçmek zorundaydık. Devasa heykellerin, ağaçların ve kimin kime tanıklık ettiği meçhul tarihi binaların ortasından yürüyerek ilerledik.
İşte bu yürüyüşlerde Sürgün Küçük Bulutlar kitabı ve dolayısıyla yazarı Demir Özlü sık sık aklıma geldi. Onu hatırlamam boşuna değil. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi aslında bir sürgün Demir Özlü.
Özlü, Türk öykücülüğünde "altın çağ" olarak anılan 1950 sonrası öykücülerinden. O dönemdeki Türkiye’nin siyasi çalkantılarından fazlasıyla nasibini almış bir avukat. 1971 askeri müdahalesi sonrası bir süre tutuklu kalıyor. 1979’da İsveç’e yerleşiyor ve 1980 darbesi sonrası vatandaşlıktan çıkarılıyor. Nihayet 1989’da Türkiye’ye dönebiliyor. Vefat edeceği 2021 senesine kadar artık yaşadığı iki şehri oluyor: Stockholm ve İstanbul. Kitapta, Özlü’nün bireyin yalnızlığına odaklandığı, mutsuzluğunu, bunalımlarını ön plana çıkardığı yazıyor. Öykülerinde bunu fazlasıyla hissediyorsunuz.
Okudukça, az önce Barselona’dan bahsederken belirttiğim havayı hemen hemen her öyküde kokluyorsunuz. Avrupa kentlerinin kendine has basıklığı, yazarın kalemine fazlasıyla yansımış. Ama kentlerden, kent içinde küçülen, kaybolan insandan, yalnızlıktan o kadar ustaca bahsediyor ki aynı hüznü, aynı ağırlığı derinden hissediyorsunuz.
Kocaeli’ye dönünce kitabı açtım. Sürgün Küçük Bulutlar, Demir Özlü’nün toplu öykülerinin olduğu kalınca bir kitap. İlk sayfada bir not. 2012’de almışım bu kitabı. Sağ üste, tarihin altına, satın aldığım şehri not etmişim: İstanbul. Bu kitabı yıllar evvel yine bir Avrupa seyahatinde okumaya çalışmıştım ama bitirememiştim, hatırlıyorum. Şöyle yazmışım: "Bu kitap, benimle beraber bavulumda Hollanda, Belçika, Paris, Lüksemburg, Köln ve en sonunda Amsterdam’ı dolaştı ama İstanbul’da okundu. Bir haftalık gönüllü sürgün…"
İçten içe Özlü’den bir özür dilercesine yazmışım bu cümleleri. Ama işin garibi, yetmemiş, yıllar sonra kitabı elime tekrar almışım ve yeni bir not düşmüşüm: "24 Ekim 2020: Kitap şimdi Kocaeli’de. Arden yanımda oynuyor. Bir buçuk yaşında. Ara ara hatırlarım bu kitabı."
Bu nottan tam bir yıl sonra Demir Özlü’yü kaybetmişiz ve hemen kitabı açıp şu notu düşmüşüm: "17 Şubat 2021: 13 Şubat 2021’de kaybettik seni, Sayın Özlü. Tekrar okuyacağım bu kitabı."
Bakın, bir şey peşimi bırakmamış bu kitapta. İçten içe bir sürgünlük hali devam ediyor sanki ve beni çepeçevre sarmış Demir Özlü’nün kalemi. Bu sefer üç yıl sonra, 16 Haziran 2023. Notum şöyle: "Şimdi elime tekrar aldım bu kitabı. Kendimi sürgün gördüğümden ya da Avrupa’yı sevdiğimden ya da kitapta kocaman bir yalnızlık olduğundan. Bilemedim."
Başta söylediğim "anı yakalamak, hapsetmek" derken, bundan bahsediyordum. Sürgün Küçük Bulutlar artık benim için sadece bir öykü kitabı değil; öykü kitabı olduğu kadar bana has bir anı kitabı, içselleştirilmiş bir yalnızlıkla beraber unutulmamak için küçük notlarla yazılan bir bireysel tarih kitabı.
Kitaptaki “Stockholm’de Bir Öğle Vakti” öyküsünden kısa birkaç cümle aktarayım size. Özlü’ye ait anlatmak istediğimi çarçabuk anlayacaksınız:
//
Ön yüzleri Rokoko tarzından bozma yapılarıyla düzgün bir cadde. Kurşun rengi, koyu sarı, mat açık mavi yapılar. Ekim ayının yağmurlu bir günü. Sokaklar ıslak, biraz önce dinmiş yağmur…
…Ne çok özledin çocukluğunun kayın ağaçlarını. Orada, küçük bir kasabada. Simav’ın yeşil doğası içinde. Kırlara doğru bahçeler. Sana rahat vermeyen bir geçmişin ıslak görüntüleri…
…Ağacın altında, kanepede, başka bir ülkede yaşayan çocuğun yanında kalmanın nasıl bir şey olduğunu düşündüm. Kapalı gökyüzü altında, ağaçların, bu kara ağaçların altında; bütün, çok uzağında olduğun ülkenin bir görünüp bir yiten, seni yoklayan görüntüleri altında…
…Şimdi artık kurşun rengi bir akşam vakti yaklaşıyor… Gecenin derin yalnızlığına gireceksin. Bu rengi kararan dış dünya, birkaç saat boyunca hiçbir şey söylemeyecek sana. Dilsizdir akşam vakitleri. Gece… Gece belki daha aydınlık olabilir.
//
Bir gün, belki de bir Avrupa kentinde, yağmurdan kaçıp sığındığım bir kafede bu kitabı yine okuyacağım ve yeni yeni notlar alacağım sayfalarına. Düşüneceğim: geçmişin beni yoklayan görüntüleri altında anılarımı düşüneceğim.
___
*Sürgün Küçük Bulutlar, Demir Özlü, Toplu Öyküler, YKY.
- Toplam 1 yorum
Murat Tolunay 21:05 - 30 Mart 2025
Bu güzel yazınız için teşekkürler, insanı kendi içsel yolculuğuna dahil etmişsiniz.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Hoş Geldin 2025 29 Aralık 2025 Pazartesi
- İyi Ki Sordu, İyi Ki Söyledi 14 Aralık 2025 Pazar
- Zaman Makinesi 30 Kasım 2025 Pazar
- İlk Modern 15 Kasım 2025 Cumartesi
- Casa Batlló’ya Nasıl Gidebilirim? 05 Ekim 2025 Pazar
- İzmit’in Bu Aydınlanmada Bir Parmağı Var 07 Eylül 2025 Pazar
- Kocaeli Sokaklarında Don José Kol Geziyor 24 Ağustos 2025 Pazar
- Akıntılar, Aryalar ve Küller 10 Ağustos 2025 Pazar
- Seni Gidi Bencil Şey 27 Temmuz 2025 Pazar
- Dağ Görgüsü 14 Temmuz 2025 Pazartesi