İyi Ki Sordu, İyi Ki Söyledi

14 Aralık 2025 11:55
Bazı kitaplar vardır; adını duyar duymaz okuyup bitirmek için can atarsınız. Hele elinizde halihazırda okuduğunuz başka bir eser varsa, o sırada aklınız diğerinde kalır. Size göz kırpan o yeni kitaba ara ara kaçamak bakışlar atar, sayfalarını hızlıca karıştırıp merakınızı dindirmeye çalışırsınız.

Geçen hafta sonu tam bu tarife uyan bir kitabın yazarı Şener Aksu’nun imza gününe katıldım. Eserin ismi: “Sormasam Söylemezdi”*. Bu isim, kitabın karakterine ve içeriğine dair o kadar çok ipucu veriyordu ki... Bilgece ve ağırbaşlı bir metin okuyacağımızın habercisiydi.
Şener Aksu, Kocaeli’de yaşayan; ucundan kıyısından da olsa şiirle, romanla veya tarihle uğraşmış hemen herkesin yolunun kesiştiği bir yazardır. Kendisini Kocaeli Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarımdan beri tanırım. Her şeyden önce bizim tarih öğretmenimizdi. O yıllarda edebiyatla ilgilenen her gencin destekçisi ve sohbet arkadaşı oldu. Yürüttüğü felsefe, edebiyat ve şiir atölyeleri ile bilginin kendisinde kalmaması için elinden geleni yaptı, yapmaya da devam ediyor.
“Sormasam Söylemezdi”nin* kahramanı ise Afşar Timuçin. Afşar Hoca'dan bir yazımda, yine bu köşede bahsetmiştim. Yeri zor doldurulacak bir felsefeci olduğu kadar; yazar, şair ve çevirmendi. Edebiyat dergisi çıkardığımız yıllarda bizi kırmamış ve bir yazısı ile dergimize destek olmuştu. Düşünüyorum da ne kadar kıymetli bir davranıştı; yanımızda olduğunu hissettirmişti.
Aksu ve Timuçin’in yolları Kocaeli Üniversitesi’nde kesişmiş. Dostlukları, Timuçin’in konuşmacı olarak üniversiteye geldiği bir etkinlikte başlamış. Timuçin sonradan Felsefe Bölüm Başkanlığı’na atanınca aynı kurumda meslektaş olmuşlar. Aksu felsefe yüksek lisansına başlayınca da öğretmen-öğrenci ilişkisi aralarındaki dostluk bağını daha da kuvvetlendirmiş.
İkili, sadece kampüs içinde değil; sokaklarda yürüyerek, düzenli olarak farklı mekanlarda buluşarak çeşitli konular üzerine konuşmayı bir gelenek haline getirmişler. “Sormasam Söylemezdi” kitabı işte o sohbetlerin ürünü. Kitapta sadece Şener Aksu’nun merak ettikleri değil, Afşar Timuçin’e ulaşıp soru sorma fırsatı yakalayamayanların Aksu aracılığıyla ilettikleri sorular da var. Kitabın sunuşunda Aksu, açık yüreklilikle şu notu düşüyor: “Elinizdeki metin yaklaşık yirmi yıl öncesinde hazırlanmış bir metindir. Noktasına bile dokunmadan sunuyorum önünüze…”



Afşar Timuçin
Sorular özenle seçilmiş. Tüm yanıtlarda Afşar Timuçin’in derin bilgisi ve içtenliği hissediliyor. Kendisi ne yazık ki artık aramızda değil ama bu kitapla yirmi yıl öncesinden sesleniyor bizlere.
Eser elbette felsefe konuları ile başlıyor. Felsefenin insana katkısı ve Türk toplumunda felsefenin yeri irdeleniyor. Türkiye’nin sayılı düşünürlerinden Timuçin’den ne çok şey öğreneceğimiz daha ilk sayfalarda anlaşılıyor.
Türk toplumu üzerine sorulan sorulardan da verilen yanıtlardan da çok şey öğrendim. Örneğin; "Türk toplumunun temel sorunu nedir?" diye sormuş Aksu. Timuçin ise hiç tereddüt etmeden “Vergi” demiş: “Türk toplumunun en büyük sorunu vergi sorunudur. Çok kimse bu konuya böyle bakmıyor biliyorum… Adaletli bir vergi düzenlemesi yapılmadan tüm toplumsal sorunlar çözümsüz kalacaktır.”
Bu konuya hiç bu açıdan bakmamıştım mesela. Aksu ve Timuçin’in arkadaşlığı bana yeni bir pencere açmış oldu, ne güzel.
Türkiye’de aydın sorunu, Türk devrimi, feminizm gibi konularda çok ilginç noktalara parmak basılıyor; benim de altını çizdiğim pek çok yer oldu. Aksu, yönelttiği sorularla derin bir deryayı bitimsiz karıştırıyor ve köpürtüyordu.
Timuçin ve Aksu arasında aynı zamanda bir şair kardeşliği de var. İkisi de şiire verdikleri emek çerçevesinde edebiyata dair sorunları bol bol tartışmışlar. Bir soru üzerine şöyle demiş Timuçin: “...Şiir tam bir sefilliği yaşıyor, söz oyunlarını sanat sanan bir garip şiir yazıcısının elinde tam tamına aptallaşmış durumda. Roman okunmayacak kadar kötü. İçini dökmeyi öykü yazmak sanan birileri de o alanı ele geçirmiş bulunuyorlar. Bize hayır dua etmek düşüyor.”
Kitaptaki kimi yanıtlardan Timuçin’in derin bir müziksever olduğunu da anlıyoruz. Sayfalarda Beethoven da var, Led Zeppelin de. Bach da anılıyor, Chris Rea da…
“Sormasam Söylemezdi”de beni en çok etkileyen kısımlar, Timuçin’in açık yüreklilikle hayata dair verdiği yanıtlar oldu. Ölüme, evliliğe, dostluğa dair söyledikleri ile Timuçin’in insan tarafını da görmüş oluyoruz. Sevinen, aşık olan, ölümle yüzleşen bir felsefeci var karşımızda.
Şener Aksu’ya ne kadar teşekkür etsek az. Yirmi yıl öncenin sesini tutup bize getirdi. Bu kitaptaki sorular sanki koca bir dağa karşı bağırılmış da yankısı yirmi yıl sonra gelmiş gibi. O koca dağ yıllar sonra dile gelip konuşmuş.
Şener Şener Aksu, Afşar Timuçin’in iyi ki dostu olmuş. Bu kent çok şey borçlu bu dostluğa. Biri iyi ki sormuş, diğeri de iyi ki söylemiş.



* Sormasam Söylemezdi. Afşar Timuçin’le hayatı sorgulama. Şener Aksu, Aydilisanat Yayınları, 2025

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X