Ona Bir Oda Ver Baba
Sadık elbette kendisinden sonra oğlu Deniz’in güvende olmasını, bir aile ortamında sevgiyle büyümesini istiyor. Bir babanın oğlu için bir oda dilemesi çok değerli bir metafor. Oda, yakınlık demek; oda, rahatlama ve güven demek.
Düşüncemizi biraz daha ilerletelim. Oda, kendimize en yakın olduğumuz yer demek; yani “odama çekiliyorum” diyerek sıyrılıyoruz kalabalıklardan. Oda, aynı zamanda saygı demek; kapımızı ancak tıklatarak girebiliyor yabancılar. Oda biziz; yani karakterimizdir. İçindeki her eşya bizim verdiğimiz kararlarla oradadır. Derli toplu oluşu da bize aittir, dağınıklığı da. Oda, içsel yolculuğumuzu temsil eder.
Bir insan için “oda” denince bunlar geliyor aklıma. Peki, bir kent için “oda” deyince neler söyleyebilirim? En basit haliyle, meslek ya da ticaretle ilgili kuruluşların odaları gelir aklımıza, değil mi? Ama ben bu soruya ilk akla geldiği şekilde değil de bambaşka bir yönden; biraz daha yakınlık, güven ve rahatlama açısından cevap vermek istiyorum.
Eğer odayı kent bağlamında ele alacaksak ve bu kavrama güveni, rahatlamayı, içsel yolculuğu, kente ait duyguları da dahil edeceksek, bu sorunun cevabı müzikle ilişkili bir şey olmalı: Oda orkestraları.
Müzikle ilgili derin bir bilgiye sahip değilim ama müzikle iç içe olmayı sevdiğim için okudukça öğreniyorum. Oda orkestralarına geçmeden önce, oda müziği hakkında birkaç cümle kurmak daha isabetli olur. Oda müziği, konser salonları gibi büyük mekanlar dışında, daha küçük yerlerde ve daha az sayıda çalgıyla icra edilmek üzere bestelenmiş eserleri kapsıyor. Normalde büyük konser salonları için bestelenen eserlerin aksine, oda müziği ev ortamı, çalışma odası, resepsiyon salonları ya da saray odaları için besteleniyor. Hatta bu tür samimi ortamlar için bestelendiğinden dolayı, “arkadaşların müziği” olarak da adlandırılıyormuş. Tarihi Rönesans dönemine kadar uzanıyor.
Bu durumda oda orkestraları, senfoni ya da filarmoni orkestralarının sahip olduğu yaklaşık 100 kişilik kadrolarının aksine, daha az sayıda müzisyenden oluştuğunu söyleyebiliriz. Oda orkestrası için kimi kaynaklarda 15 ila 45 arasında müzisyenin yer alabileceği belirtiliyor. Ama bu katı bir kural değil; 3 ila 8 kişilik oda müziği toplulukları da müzik icra edebiliyor.
Oda orkestrası, hareket kabiliyeti yüksek, çevik ve pek çok mekâna uyum sağlayabilen bir yapıya sahip olunca, müzik tarihinin önde gelen pek çok bestecisi de oda orkestraları için eserler yazarak bu türün yaygınlaşmasına katkı sağlamış. Yazımın sonunda, merak edenler için birkaç ünlü oda müziği eserine ait bilgi de paylaştım.*
Dünyada çok sayıda ünlü oda orkestrası var ve her birinin pek çok takipçisi bulunuyor. Ülkemizde de çok başarılı oda orkestralarımız var. Borusan, İstanbul, İzmir, Anadolu (Eskişehir) gibi aktif orkestralarımız mevcut, ne mutlu ki.
Peki biz bu kentte, kentsel odamıza çekilip içsel bir yolculuğa çıkmak istersek ne yapabiliriz? Kendimizi nerede rahat ve güvende hissedebiliriz? Elbette bu kente ait bir oda orkestrasıyla.
Ben de öyle yaptım. Kocaeli Sanayi Odası Oda Orkestrası’nın, Şef Prof. Dr. Revnak Yengi yönetimindeki “Yaza Merhaba” konserini dinleme şansı yakaladım. KSO, yeni hizmet binasının alt katını konser için yeniden düzenlemişti. İlgi oldukça yoğundu ve bir saat boyunca yedi eser seslendirildi. Bu eserlerden bazılarını daha önce hiç dinlememiştim ve benim için güzel bir deneyim oldu diyebilirim.

(Kocaeli Sanayi Odası Oda Orkestrası – Fotoğraf KSO web sayfasından alınmıştır.)
Biraz araştırınca öğrendim ki KSO Oda Orkestrası 2007 yılında kurulmuş ve dünyada bir oda orkestrası kuran ilk “oda” olma unvanına da sahipmiş. Bu, kentimiz adına atılmış çok değerli bir adım. Deneyimli şef Revnak Yengi’nin yönettiği orkestra sayesinde, bu şehirde büyüyen, hayata atılan genç müzisyenleri tanıma şansı yakalıyoruz ve bir kez daha gurur duyuyoruz.
Kente ait oda orkestraları sayesinde — daha doğrusu, bu oda orkestralarının seslendirdiği eserler sayesinde — yaşadığımızı anlıyor ve içinde günlerimizi geçirdiğimiz kentin sadece iş, mücadele ve trafikten ibaret olmadığını hissediyoruz.
Kendimi biraz Sadık’ın yerine koymak istiyorum: “Ey kent yöneticileri, kentte sözü geçenler, gücü yetenler, ey eli baton tutanlar, bir müzik aletini hakkıyla çalabilenler! Bu kente daha fazla oda verin. Halk olarak biz de o müzik dolu odaları boş bırakmayarak elimizdekilere sahip çıkalım elbette.
Hatırlatma: 28 Mayıs 2025 Çarşamba günü, Kocaeli Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Oda Orkestrası’nın da bir konseri var. Az zaman kaldı. Yine Revnak Yengi hocamızın yöneteceği eserleri dinleyeceğiz. Şimdiden sabırsızlanıyoruz.
* Dvorák'ın Yaylı Çalgılar Dörtlüsü No. 12 / Ravel'in Yaylı Çalgılar Dörtlüsü / Debussy'nin Flüt, Viyola ve Arp için Sonatı / Tchaikovsky'nin Yaylı Çalgılar Dörtlüsü No. 1 / Janácek'in Yaylı Çalgılar Dörtlüsü No. 2
- Toplam 1 yorum
Şerafettin Ergül 11:43 - 26 Mayıs 2025
Toplumları bir arada tutan en önemli olgu kültürel zenginliklerdir. Kamuya ait alanların daha etkin biçimde ortak kültürel etkinliklere tahsis edilmesi bir zorunluluktur. Kaleminize sağlık değerli arkadaşım ???????? Sahhaf/ Kitap Keyfim
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Hoş Geldin 2025 29 Aralık 2025 Pazartesi
- İyi Ki Sordu, İyi Ki Söyledi 14 Aralık 2025 Pazar
- Zaman Makinesi 30 Kasım 2025 Pazar
- İlk Modern 15 Kasım 2025 Cumartesi
- Casa Batlló’ya Nasıl Gidebilirim? 05 Ekim 2025 Pazar
- İzmit’in Bu Aydınlanmada Bir Parmağı Var 07 Eylül 2025 Pazar
- Kocaeli Sokaklarında Don José Kol Geziyor 24 Ağustos 2025 Pazar
- Akıntılar, Aryalar ve Küller 10 Ağustos 2025 Pazar
- Seni Gidi Bencil Şey 27 Temmuz 2025 Pazar
- Dağ Görgüsü 14 Temmuz 2025 Pazartesi