Yeniden Merhaba

02 Mart 2025 10:09
Yazma isteği ağır basınca duramıyor insan. Karşında dilinden anlayan bir okuyucu da varsa eğer sürüklenip gidiyorsun. Bir zamanlar sahne tozu yutmuş bir oyuncunun bir şekilde sahneden uzak kaldığı süre boyunca yine o tozu yutmak için sabırsızlandığı gibi, dönüp dolaşıp kalem kâğıda sarılıyorsun.

Bu sebeple birkaç yıl evvel yine başka bir Kocaeli gazetesinde kısa süreli de olsa deneyimlediğim köşe yazarlığı maceramı göz önünde bulundurursak Yeni Kocaeli Gazetesi sayesinde tekrar merhaba diyorum okuyucuya, yani sizlere. 

Bu kentin, Kocaeli’nin sokaklarından yürüyüp geçerken edebiyata sanata ama en çok insana dair düşündüklerimi, deneyimlerimi sizlerle bu köşeden paylaşmak istiyorum

99 sayısı bu kentte doğup büyümüşler için derin bir acıyı simgelerken, benim için yeni çaldığım umudun ve heyecanın kapı numarasıydı sanki. Burdur gibi küçük bir şehirden ayrılarak bu koca kentin kapısına dayanmıştım. Depremi birebir yaşamamıştım fakat kaldığım yurt, yürüdüğüm yol, sokak aralarındaki yıkıntılar o acı izlerini taşıyordu.

İşte o tarihten beridir de bu şehirde yaşıyorum. Kocaeli benim pek çok anımın başkenti artık. Tren gelip geçmese de şimdiki yürüyüş yolu boyunca serilmiş tren raylarını hatırlıyorum. Sonra İstanbul- Adapazarı arası gidip gelen öksürüklü aksırıklı banliyö treni. 

Yağmur altındaki o İzmit garı her zaman derin düşüncelere dalmış olurdu, tıpkı şimdi olduğu gibi. Saat Kulesi’nin kendine has bir tenhalığı vardı ve hep inceden bir Sezen çalardı bir yerlerden. 

Kocaeli Üniversitesi merkez kampüs civarındaki fotokopiciler sınav zamanları dolup taşardı. Ders çalışma niyetiyle kafelere doluşan öğrenciler, uykusuz gözlerini açık tutabilmek için ardı ardına çay söylerlerdi masalarına. Sınavda çıkma ihtimali olan bir konu için telaşlanırlardı. O merkez kampüsün bahçesinde kendi çıkardığımız edebiyat dergisini satmak için az çabalamadık. Afşar Timuçin hemen yanı başımızdan yürüyerek geçip giderdi. Gün batar batmaz cebimizdeki birkaç lirayla fuara iner, dönüşte bitmek bilmeyen şiir tartışmaları için öğrenci evlerimize çekilirdik. 

Uzun bir süre tiyatrolar ücretsizdi diye hatırlıyorum. Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde sahnelenen Oyunun Oyunu’ nu tiyatrosu dün gibi hafızamda. Mercan Dede’yi de aynı sahnede görme şansı yakalamıştım, Özkan Mert’ i de. Daha adını hatırlayamadığım pek çok oyun ve sanat etkinlikleri de cabası.

Şimdi olduğu gibi, öğrencilik zamanımda da bu şehrin hep kültür sanat etkinlikleri ile dolup taşmasını isterdim. Kar kıyamet bir kış günü dostumla Fındıkkıran balesini izlemeye gittiğimiz, Taksim’deki eski Atatürk Kültür Merkezi’ ne benzer büyük bir sanat merkezi, bu şehirde de olsa fena mı olurdu. Yahut yine Taksim’ in aşağısında, Galatasaray Lisesi’ inden denize doğru inen Boğazkesen Caddesi’nde olduğu gibi, sanat galeri ile dolu bir caddenin bu şehirde de olmasını istemez miydiniz?

İnsan elbet nefes aldığı, doyduğu yerin daha yaşanılır olmasını hep ister. Bu şehirde bunun için mücadele eden çok değerli insanlar oldu ve hâlâ var, biliyorum. Sayıları da az değil. Fakat seslerini ne kadar duyurabiliyorlar emin değilim. 

Yeri geldikçe bu köşede belki de bunlardan bahsedeceğiz. Yaşadıklarımızla, bu kentin anılarıyla, yer yer sizlerden gelen yorumlarla daha yaşanılır bir kent özlemimizi yazıya dökeceğiz. 

Sonuç olarak; bulunduğum yerden körfeze bakıyorum şimdi. Karanlık ama etrafı ışıl ışıl. Körfezi saran binlerce insanın bu kente dair anılarıyla karanlık gökyüzü parlayıp sönüyor. Ateşböceğini andırıyor şimdi Kocaeli. Birkaç saat sonra şehrin üzerinden bu karanlık uçup gidecek ama -ne gariptir ki- bu yazı kalacak.

Yazmaya devam… Yeniden merhaba!

YORUMLAR
  • Toplam 2 yorum
Onur Akıner 15:28 - 25 Mayıs 2025

Bir insanın, böyle güzel bir kalemi olan, kadim bir dostunun olması ne güzel şey. Yine dünyamı aydınlattın, teşekkürler.

0 Beğenmedim
Özgür Bekbaş 12:09 - 09 Mart 2025

Şair ve yazar Mehmet Türel'in özgün kalemine bir kere daha şahitlik etmek mutluluk verici. Sıradaki yazılarını merak ve heyecanla bekliyorum. Yeniden merhaba, yeniden hoş geldiniz.

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X