Bir Yılın Ardından: 2026 İçin Kendime Mektup
Umarım görüşemediğimiz zamanlarda hayatlarınızda her şey mükemmel olmasa da, en azından sağlıkla ilgili ve kendinizle ilgili farkındalık konuşmalarında, bedeninize ve ruhunuza gerekli özeni göstermeye devam ediyorsunuzdur.
Aralık ayına girince hem dünyada hem de içimizde farklı duygular uyanıyor diye düşünüyorum. En azından bende böyle oluyor. Aralık, benim için yalnızca bir yılın sonu değil; aynı zamanda durup düşünme, sadeleşme ve içe dönme zamanı.
Yeni yıla girerken “her şeyi geride bırakmak” yerine şunu soruyorum kendime:
Geçtiğimiz yıl bana neler öğretti?
Neleri planladım, neleri yapabildim, neleri yapamadım?
Sağlıklı, disiplinli bir yaşam için elimden geleni yaptım mı?
Her günün kıymetini gerçekten bildim mi?
Şükür duygusunu her nefes alışımda, gökyüzüne her baktığımda, ayaklarım her sabah yere değdiğinde hissediyor muyum?
Yediğim her lokmada bedenimin iyileştiğini, artık canımın acımadığını fark ediyor muyum?
Kızımla buluşmalarımızda onun gözlerindeki mutluluğu kendi kalbimde hissedebiliyor olmanın şükrü ve duygusal bağ kurmanın değeri.
Daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Hayatıyla büyük sınavlar vermiş biri olarak, benzer zorluklar yaşayan sizlere şunu söylemek istiyorum:
Geç kalmadan, hayatınızda neyi geride bırakmanız gerektiğini bulun.
Kendinize şu soruları sormaktan korkmayın:
Ben nasıl biriyim?
Neden değişmek için adım attığımda disiplinli olamıyorum?
Sağlığımla ilgili neleri daha iyi yapabilirim?
Kendimi gerçekten seviyor muyum?
Ailemiz, çocuklarımız, anne babamız, kardeşlerimiz var…
Peki bu büyük aile içinde hep veren taraf mı oldum?
Evlatlarımız için her şeyi yaparken, onları sağlıklı bireyler olarak mı yetiştiriyoruz, yoksa bize bağımlı mı kılıyoruz?
Ve belki de en acı soru:
Geçmişte yaşadığımız sevgisizliği, kırgınlıkları hâlâ bugüne taşıyıp, çocuklarımızı da bu yükün altına mı sokuyoruz?
Ben her yıl yeni yıla girerken kendime bir mektup yazarım.
O mektubu bir sonraki yılın Aralık ayında çıkarır okurum.
“Hey Murat,” derim,
“2024’te bunları yazmıştın. 2025’te hangilerini yapabildin, hangilerini yarım bıraktın?
Elinde olmayan konularda sabırlı olabildin mi?”
Şunu artık çok net biliyorum:
Bazı konularda ne yaparsanız yapın, sonuç istediğiniz gibi olmayabilir.
Ailede, işte, sağlıkta…
Elinizden gelenin en iyisini yaparsınız ama yetki sizde değildir.
İşte burada çok geç öğrendiğimiz bir kavram devreye giriyor:
Sabır.
Çünkü hayatta bazen yetkili ve etkili olan siz olmazsınız.
O zaman başkasının merhameti, vicdanı ve adaleti devreye girer.
Ve evet, bazen elimiz kolumuz bağlanır.
Ama tam da o noktada içimizde yakan duygular ortaya çıkar.
O duyguları tanımaz ve dizginlemezsek;
Bizi hasta edebilir, hayatımızı altüst edebilir.
Savaşmak yerine, makul olanı yapın.
Elinizden gelenin en iyisini yapın.
Ki yıllar sonra kendinize şunu diyebilin:
“Ben o gün, o şartlarda elimden gelenin en iyisini yaptım.”
Bu cümle, insanın kendine verdiği en büyük hediyedir.
Yeni yıla girerken geçmişteki acılarla vedalaşın.
Geriye gidin, o yaşınızdaki size sarılın.
Ona güzel şeyler söyleyin.
2025 için kendinize bakın:
Hangi hedeflere adım attınız, hangilerine atamadınız?
Yapamadıklarınız için kendinizi yargılamak yerine, nedenlerini anlayın.
Ben her yıl “Hollandacamı ve İngilizcemi geliştireceğim” diye yazarım.
Yıl sonunda disiplinli olmadığımı görünce önce kızarım, sonra derim ki:
“Tamam Murat, seneye daha bilinçli ol.”
Ama her sene mutlaka sağlığımı yazarım.
Sporu, yürüyüşü, egzersizi, hobileri…
Emekli olabilirsiniz, uzun süre hastalık yaşamış olabilirsiniz.
Ama ne olur, hayatınızı hastalık konforuna teslim etmeyin.
Bunu yaşayan biri olarak söylüyorum:
Bu alan insanı fark etmeden duygusal çöküntüye sürükleyebilir.
Hayatınıza dengeli hazlar katın.
Bir fincan kahve, bir müzik, küçük yolculuklar yapın, yeni insanlar…
Zihninizi ve kalbinizi boşluğa bırakmayın.
Ve şunu unutmayın:
Mutluluk size gelmez.
Siz ona doğru cesaretle adım atarsanız, o sizinle yan yana yürür.
Size çok samimi bir şey söyleyeyim mi sevgili dostlar?
Ben kendimi çok geç tanıdım.
“Hayır” demeyi, alma–verme dengesini 50’li yaşlarda öğrendim.
Altı yıldır bu okulun öğrencisiyim.
2019’da kendime bir mektup yazmıştım:
“Murat, merak etme. Artık hep senin yanındayım. Bu yolculuğa birlikte çıkacağız.”
Zor günler yaşadık, yaşıyoruz.
Ama terazinin diğer kefesine kattıklarımı koyunca, denge kuruluyor.
Çocuk Murat artık karanlıkta değil.
O şimdi, olgun Murat’ın ellerinde güvende.
O zaman ne diyoruz?
Karalar bağlamıyoruz.
Duygularımızı tanıyoruz.
Sağlığımız için farkındalık oluşturuyoruz.
Ve 2026’ya sesleniyoruz:
“Seni tüm kalbimle karşılamaya hazırım.
Sen de gelirken en güzel hediyenle gel.”
Son olarak teşekkür etmek istiyorum:
Bir baba olarak, hayatıma güç katan güzel kızıma…
Rahmetli hocam Doğan Cüceloğlu’na…
Nurdoğan Arkış hocama…
Gülseren Budayıcıoğlu’nun kitaplarına…
Değerli psikiyatristlerim Aynur Bayram ve Emel hocama…
Ve hayat yolculuğumda yanımda olan sevgili eşime…
İyi ki varsınız.
Yeni yıl hepimize farkındalık, sabır ve sağlık getirsin.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Kararlarımızın Kaderle Buluştuğu 5 Saniye! 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Düzgün Amca’dan Hayat Notları 16 Ocak 2026 Cuma
- Sen Bir Mucizesin 27 Aralık 2025 Cumartesi
- Spor ve Egzersiz Sizin Doktorunuzdur! 25 Kasım 2025 Salı
- Coşkulu Bir Hayat İçin Farkındalık! 15 Kasım 2025 Cumartesi
- Yaşlanmaktan Korkma, Yaşamayı Bir Sanata Dönüştür! 18 Eylül 2025 Perşembe
- Hayaller Birgün Gerçek Olur! 06 Eylül 2025 Cumartesi
- NEFES ALIYORSAM, HAYATIMIN HAKKINI VERMELİYİM 27 Ağustos 2025 Çarşamba
- Sağlıksız Yaşam Tarzımızı Neden Değiştirmeliyiz! 03 Ağustos 2025 Pazar
- UNUTTUM! Aklımı Başımdan Kim Aldı? 28 Temmuz 2025 Pazartesi