Hayatımızın Sahibi Kim !
Murat Tolunay

Coşkulu Bir Hayat İçin Farkındalık!

15 Kasım 2025 13:37
Sevgili dostlar, uzun zaman oldu sizlerle sohbet etmeyeli. Tekrar buluşmak harika; sözlerime sizlere selam ve sevgilerimi ileterek başlamak isterim.

Doğan Cüceloğlu’nun bir sohbetinde söylediği şu sözle devam etmek istiyorum: “Anlamanın olduğu yerde öfke yoktur. Öfkenin olduğu yerde anlamak yoktur.”

Evet… Bu cümle üzerine düşündüğümüzde, son zamanlarda kendimize bile tahammül edemediğimiz anlar yaşıyor olabiliriz. Hayatın akışı içinde sabırsızlığımız, çoğu zaman nereden çıktığını bile anlayamadığımız huzursuzluklarımız bizi olmadık davranışlara sürükleyebiliyor.

Gerçekten kendi öz bilincimizi tanırsak, kişiliğimizi anlarsak ve kendimizle yaşam yolculuğumuzun farkına vararak hayatın içinde olursak; hayatımızdaki eşimiz, çocuğumuz, ailemiz ve dostlarımızla olan ilişkilerimizi de dengede tutabiliriz.

Herkesin birbirinden sıkça duyduğu bir cümle vardır: “Beni anlamıyorlar, beni sevmiyorlar, beni önemsemiyorlar…” Ya da daha ağır bir ifade: “Beni kullanıyorlar. Kimseye hayır diyemiyorum.” Bu düşünceler, kişiyi hem zayıf gösterir hem de kendi içinde büyük bir hapishaneye dönüştürür. Anahtarı elinde olduğu hâlde oradan çıkamayan çok insan var.

Bunlardan biri geçmişte bendim. Bu duyguyu çok iyi bilen biri olarak, hâlâ bu durumda olan varsa ve bu yazımı okuyorsa, kendine şu soruyu sormasını isterim: “Ben içimde ne hissediyorum?”
Duygularınız neler söylüyor? Vücudunuzun neresinde bir acı hissediyorsunuz? Kendinizle samimi ve dürüst bir sohbet edin.

Aksi hâlde gün be gün kendinize acı çektirirsiniz. Sonra da vücudunuza hastalıkları davet ederek bağışıklık sisteminin savaşçı hücrelerini olumsuz düşüncelerle zayıflatırsınız.

Sağlam bir beden ancak farkındalıklı bir yaşamla mümkündür. Kendisiyle ve çevresiyle uyumlu yaşayan biri, hayatın içindeki ilişkilerini de daha anlamlı hâle getirebilir.

Yoksa ben burada ne yazarsam yazayım, kişi ne kadar kitap okursa okusun, dışarıdan ne kadar uyarıcı alırsa alsın; farkındalıksız bireyler hayatlarının geri kalanını çaresiz, anlamsız ve coşkusuz bir şekilde yaşamaya devam edecektir. Bu durum yalnızca kendilerine değil, yakın çevrelerine de mutsuzluk yayar. Çevresindeki insanlar da kendilerini koruyamazsa zamanla bu olumsuzluklardan etkilenir ve onların da hayatları “mış gibi” yaşanmaya başlar.

Hayatta en önemli görevimiz, bize verilmiş olan bu yolculuğu sağlıklı ve bilinçli bir şekilde devam ettirmektir. Yaş aldığımızda geriye dönüp baktığımızda yüzümüze ve gönlümüze hangi cümle yansıyacak?

“Çok acı çektim, ömrümün kıymetini bilmedim…”
“Hep başkalarının hayatlarını yaşadım…”
“Keşke hayallerimin en azından birkaçını yapabilseydim…”

Yoksa:

“İyi bir insan olarak yaşadım.”
“Hayatımın hakkını verdim; kendime saygı ve sevgi gösterdim.”
“Başka insanların haklarına saygı duydum, onlarla candan ilişkiler kurdum.”

Bu hayatta her şeyin bir dengesi vardır. En önemlisi de kendi yaşam dengemizi kurabilmektir.

Çocuklarımıza bir gelecek bırakacaksak, onlara coşkulu bir hayatın içini doldurabileceğimiz bir yaşam örneği verelim. En büyük miras, farkındalıkla yaşayan bireyler olarak kendi hikâyelerimizi güzel bir şekilde oluşturmak ve bu yaşamın hep birlikte bir dans olduğunu unutmamaktır.

Hayatın yalnızca mantıksal tarafını yaşayarak var olmak yeterli değildir. Asıl iş, gönlünü koyarak yaşayabilmektir.


Daha Mutlu Bir Hayat İçin Birkaç Öneri:

  • Kendi hayatınızla ilgili duygularınızın farkına varın.
    Yaşadıklarınızdan hangileri sizi mutsuz ediyor?

  • Bir günlük tutun.
    Kendinizi bir dedektif gibi takip edin. Neye kızıyor, neye öfkeleniyorsunuz? Neler sizi mutlu ediyor, neler kırıyor? Sizi hayattan koparan duyguları keşfedin.

  • Değerler bilincine sahip insanlarla sohbet edin.
    Pozitif duygular veren insanlarla iletişim kurun.

  • Hayatınıza spor, egzersiz, sanat, okuma ve doğa yürüyüşlerini ekleyin.

  • Hayatınızın kıymetli olduğunu unutmayın.
    Sevilmeye değer olduğunuzu asla unutmayın.

Siz değerlisiniz ve bu değeri ancak siz kendinize verebilirsiniz.
Her insan değerlidir; fakat farkına varmadan kendini yok sayan çok kişi bu hayattan küskün ayrılmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X