Hayatımızın Sahibi Kim !
Murat Tolunay

Eline, Diline, Beline Sahip Çıkmayanın İnsanlığı Sarsılır

07 Şubat 2026 12:44
Bu başlığı yazımın başına koymamın sebebi sevgili dostlarım; uzun zamandır gerek kendi çevremizde gerek yaşadığımız coğrafyada olup bitenlere baktığımızda, insanlığın adeta tekeri patlamış bir kamyon gibi yokuş aşağı savrulduğunu görmemdir. İnsan, insanı yok ederek yaşamaya başlamış gibi sanki.

Ben her zaman sağlıklı yaşamdan söz ederken, bunun sadece bedenle sınırlı olmadığını vurgularım. Sağlıklı yaşam; davranışla, tutumla, değerlerle başlar. Önce kendimizden başlayarak, yaşam tarzımızla ve davranışlarımızla çevremize rol model olmayı önemserim.

Ne yazık ki ülkemiz, dünyanın en çok televizyon izlenen ülkeleri arasında yer alıyor. Günlük 5–7 saatimizi ekran başında geçiriyor, kendimizi medyanın akışına teslim ediyoruz. Sürekli olumsuz haberlere maruz kalıyoruz. En çok da çocukların, kadınların ve hiçbir suçu olmayan binlerce insanın, savaş çığırtkanlarının gölgesinde yaşadığı acılara seyirci kalmamız yüreğimizi yaralıyor.

Elbette sosyal sorumluluk adına, insanı insan olduğu için ayırmadan sesimizi çıkarmaya devam edeceğiz. Ancak bunu yaparken, birazdan söz edeceğim beden, davranış ve ahlak sınırlarımızı aşmadan hareket etmemiz gerektiğini de unutmamalıyız.

Yüzyıllar önce Hacı Bektaş Veli’nin söylediği ve bugün hâlâ yolumuzu aydınlatan şu söz, her şeyi özetler niteliktedir:

“Eline, beline, diline sahip ol.”

Bugün hepimiz çok iyi biliyoruz ki sağlıklı insan, sağlıklı toplum ancak bireyden başlayarak mümkündür. Bu bilinçle yaşamaya, çocuklarımıza da iyi insan olmayı öğretmeye devam edeceğiz.

Gelin, bu kadim öğretinin kapısından birlikte içeri girelim. Çünkü yaşadığımız çağda her şeyin ayarı kaçmış durumda. Bu da hayatlarımızda mutsuzluğu, güvensizliği ve endişeyi beraberinde getiriyor. Sağlıklı bireyler ve sağlıklı bir toplum olabilmek için; nerede bir araya geliyorsak — aile ziyaretlerinde, kahvelerde, halk evlerinde — kimseyi ayırmadan, insanı insan olarak sevdiğimizi unutmadan iletişim kurmaya devam etmeliyiz.

Hacı Bektaş Veli’nin öğretilerinden ilhamla, kendi yaşamımda önce kendime, sonra kızıma, aileme ve çevreme örnek olmaya gayret ediyorum.

Eline (Emeğine) Sahip Olmak

Gerçek sevgi, sevdiğine zarar vermekten korkar. El; iyiliğe, üretmeye ve helal kazanca yönelmelidir. Eliyle incitmeyen, emeğini paylaşan insan sevginin en somut hâlidir.
Haksızlığa uğramazsın, sahip isen eline…

Diline (Sözüne) Sahip Olmak

Sevgi, dildeki incelikle beslenir. Gerçekten seven insan, sözüyle kırmaz; kelimelerini sevgiyle yoğurur. “İncinsen de incitme” anlayışı, dilin terbiye edilmesidir. Yalanın olmadığı yerde sevgi, gıybetin olmadığı yerde dostluk yeşerir.

Beline (İffetine) Sahip Olmak

İnsanın kendine ve sevdiğine olan saygısı, beline sahip olmasıyla başlar. Nefsine hâkim olmak, tutkuların esiri olmamak; sevgiyi yücelten bir duruştur. İffetli bir yaşam, saygının ve sevginin temelidir.

Haksızlık karşısında elbette susmayacağız. Ancak kalbi mühürlenmiş bir insana, dünyanın en büyük uzmanları gelse dahi fayda edemez. İnsan olmak bu yüzden çok kıymetlidir. Bazen sakin kalmak, sabırlı olmak ve gerekirse birkaç adım geri çekilmek gerekir. Değişmeyen, iyileşmeyen ve zarar veren insanları hayatımızdan uzaklaştırmak da bir tercihtir.

Kalbine sevgi yerine nefret, öfke ve kin yerleşmiş bir insan; ancak kendi hayatını sorgulamaya başladığında değişebilir. Aksi hâlde sevgisiz ve hasta bir ruh hâliyle yaşamını sürdürür ve her fani gibi bu dünyadan göçer.

Sağlıklı yaşam seminerlerinde, Alzheimer farkındalık toplantılarında her zaman şunu vurguladım:
Sevgi ve saygı, her şeyin anahtarıdır.

Ne olursa olsun, iyi insan olmaktan vazgeçmeyin. İyi bir kalp, güzel bir ruh taşır. Ruhumuzu başkalarının oyuncağı hâline getirmeyelim. Sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek ve buna sadık kalmak, en çok bize iyi gelir.

Dünü sevgiyle uğurlayın, yarını planlarken bugünü yaşamayı unutmayın. En kıymetli an, sabah uyandığınızda bedeninizin size eşlik ettiği andır. Hayallerinizin peşinden giderken içinizdeki sevgiyi hissederek yaşayın. İnanın, bundan yalnızca siz değil, çevreniz de etkilenecektir.

Sevgi bir zorunluluk değildir.
Sevgi bir yaşam anahtarıdır.

El, dil ve bel; sevgimizin yaşam anahtarıdır.
El vermiyorsa,
dil incitiyorsa,
bel sorumluluk tanımıyorsa…
orada sevgi, yalnızca bir sözden ibarettir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X