Hayatımızın Sahibi Kim !
Murat Tolunay

Kararlarımızın Kaderle Buluştuğu 5 Saniye!

21 Ocak 2026 14:23
O Beş Saniyeyi Hiç UnutmuyorumBu değişimi ve bırakabilmeyi ben de yaşadım. Kolay olmadığını da, her defasında sizin için kaleme aldığım yazılarımda anlatmaya çalıştım. Benim kararlarımın kaderimle buluştuğu o beş saniyeyi hiç unutmuyorum.

Doktorumun odasında, terapi seansında… Özellikle çok ağır geçen EMDR çalışmalarında; zehirli duygularla, geçmişi bırakmakla ilgili konuşurken bana şu soruyu sormuştu:

“Murat Bey, bir yol ayrımındasınız. Ya şimdi ‘iyileşmeyi seçiyorum’ deyip devam edeceksiniz ya da bu seanslar yıllarca sürse bile, iyileşmeyi yine ertelemiş olacaksınız.”
Sevgili dostlar, işte o soru tam olarak beş saniyelik bir soruydu. Ve ben o beş saniyede, belki de hayatımın en net kararını verdim.
İyileşmeyi seçtim.
Kolay olacağını sanmayın. O karar alındıktan sonra her şey sihirli bir şekilde düzelmedi. Canım yine acıdı, zorlandım, tökezledim. Ama artık şunu biliyordum: Kaçmak yerine kalmayı, ertelemek yerine yüzleşmeyi seçmiştim.
O beş saniye bana şunu öğretti: İnsan her zaman şartlarını seçemez ama tavrını seçebilir. Acının içinde kalıp büyümeyi de seçebilir, yıllarca aynı yerde dönüp durmayı da…
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu çok net söyleyebiliyorum: Hayatımın yönü, o odada sorulan tek bir soruya verdiğim beş saniyelik cevapla değişti.
İşte bu yüzden bu yazıları yazıyorum. Eğer bir kişinin bile o beş saniyesine ışık olabiliyorsam, yaşadıklarım anlam kazanıyor.
Yol ayrımında olan herkese şunu söylemek isterim: Korkmanız çok normal. Ama unutmayın, iyileşme bir gün olur bitmez; seçtiğiniz gün başlar.
Ve bazen bir ömür, sadece beş saniyede yön değiştirir.

Hazırsanız, 5 saniyenin bir hayatı nasıl dönüştürdüğüne birlikte bakalım.
Beş saniyede hayatımızda neler değişebilir, hiç düşündünüz mü? Bazen bu beş saniye yalnızca bizim değil; en yakınımızdan en uzağımıza kadar birçok insanın hayatını etkileyebilir. Peki biz bunu ne kadar fark ediyoruz?
Hayatının dönüm noktalarında derin acılar yaşamış olanlar, eminim ki bu soruyu en az bir kez sormuştur. Belki de “beş saniye” olarak değil; şu cümlelerle…
“Şimdi ne yapacağım?”
“Bundan sonra onsuz nasıl yaşayacağım?”
“Her şeyimi kaybettim, bittim.”
“Bu hastalık neden beni buldu?”
Bu sorular zihnimizde dolaşırken, tam da o anlarda, sanki dünyanın bütün ağırlığı göğsümüzün ortasına oturur. Nefes almak zorlaşır, düşünceler karanlık bir odada yankılanır.
Keşkelerle Yüzleştiğimiz O An
İşte tam burada başlar keşkeler…
Oysa bu keşkelerin çoğunu hayata geçirebilecek imkânlarımız bir zamanlar vardı. Ancak hayatın dayattığı koşuşturma, herkese yetişme çabası, fedakârlığı hep başkalarına yapıp kendimizden esirgediğimiz zamanlar… Küçük bütçeleri, kısa molaları, kendimize ayıracağımız o küçücük anları sürekli “sonraya” erteledik.
Bu erteleme hali, neredeyse bedenimizin bir parçası gibi içimize yerleşti. Ta ki bizi o karanlık odada, kendimizle baş başa bırakan o beş saniyeye kadar…
Keşkelerin Beş Saniyesi
Keşke geçen yıl hayalini kurduğum yere gidebilseydim.
Keşke çocuklarıma, eşime daha çok zaman ayırsaydım.
Keşke kırdığım insanlardan özür dileseydim.
Keşke yeni bir başlangıç yapma cesaretini zamanında gösterebilseydim.
Keşke geçmişle şifalı bir vedalaşma yaşayabilseydim.
Ve belki de en önemlisi:
Keşke kendimi daha çok sevseydim…
Keşke kendime değer verseydim…
Bu satırları okurken, sizin de içinizden geçen başka keşkeler olduğunu hissediyorum. Çünkü o beş saniye, insana çok şey gösterir.
Bugünün Beş Saniyesi
Şunu unutmayalım: Bugünden itibaren o beş saniye bizim hayat mottomuz olabilir.
Yaşadığımız onca şeye rağmen, şikâyet etmek yerine; hastalıkları, kayıpları, hayal kırıklıklarını sürekli kötüye çağırmak yerine kendimize şunu söyleyebiliriz:
“Değişmek için hâlâ zamanım var.”
Şu an sahip olduğumuz sağlıklı yanlarımıza tutunup, kendimiz için neler yapabileceğimize odaklanma zamanı gelmedi mi?
Bunun için her gün kendimize yalnızca beş saniye ayıralım.
Günde 24 saatin 8 saati uykuysa, geriye kalan 16 saatten her saat başı beş saniye… Sadece şunu söyleyin:
“Evet, bunlar başıma geldi ama hayattan kopmayacağım.”
Bir sonraki beş saniyede ise şunu ekleyin:
“Keşkelerde kalmayacağım, eyleme geçeceğim.”
Bu eylem bir gezi planı olabilir, yarım kalan bir vedalaşma, ya da kendinizle yüzleşmek… Her biri, size yapışmış olan pişmanlık duygusundan kurtulmak için büyük bir fırsattır.
Hayat Dersleri ve Maslow’un Piramidi
Unutmayalım ki dünyadaki birçok başarılı insanın hayatında dramlar, kayıplar ve keşkeler vardır. Fark yaratan şey, bu yaşanmışlıklardan ders çıkarabilmektir.
Burada Maslow’un ihtiyaçlar piramidini hatırlatmak isterim. Fizyolojik ihtiyaçlar (yemek, su), güvenlik, sevgi ve aidiyet, saygı ve değer görme… Bu sıralama bize, hayatımızda neyin önce gelmesi gerektiğini net bir şekilde gösterir.
Kendi piramidimize baktığımızda, belki de eksik olan basamağı fark ederiz.

Değişimi Paylaşmak ve Bırakabilmek
Hayatınızı yeniden şekillendirirken, bu değişimin nedenlerini sevdiklerinizle paylaşın. Alacağınız kararların, koyacağınız sınırların nedenlerini bilmeleri önemlidir. Şaşıranlar olacaktır; ama en çok da siz kendinize şaşıracaksınız.
Zehirli ilişkilerden, zararlı duygulardan vedalaşmak kolay değildir. Ancak pişmanlıkları azaltmak ve daha sağlıklı, anlamlı bir yaşam istiyorsak, o beş saniyeyi iyi değerlendirmeliyiz.
Unutmayın; yardım almayı seçmez, sürekli başkalarını suçlarsak, başa döneriz. Ve belki de bir gün, bizi kurtaracak o beş saniye bir daha karşımıza çıkmaz.
Bu hayata öğrenci olarak geliyoruz. Şartlarımız eşit olmayabilir ama en önemli dersimiz şudur:
Her saat başı, beş saniyede bazı şeyleri bırakabilmeyi öğrenmek.
Yolculuk şimdi başlasın.
Kendinize iyi bakın.
Sevgilerimle.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X