Kim Bu Alzheimer!
Hayat, hızla akıp giderken zaman zaman durup düşünmemiz gereken çok önemli gerçekler var. İşte bunlardan biri, belki de en sessiz ama en yıkıcı olanı: Alzheimer hastalığı. Bu yazıda sizlerle hem kişisel bir yolculuğumu hem de toplumsal farkındalık adına önemli bilgileri paylaşmak istiyorum.


Ben Hollanda’da yaşıyorum.. Yaklaşık dört yıl önce tamamen tesadüf eseri bir Alzheimer buluşma merkezinin kapısından içeri girdim. Sadece izleyici olarak katıldığım bu etkinlik beni derinden etkiledi. Sonrasında her ay sonu bu toplantılara katılmaya başladım.
Çevremdekilerle de bu tecrübemi paylaşmak istedim, ancak Türkçe içeriklerin azlığı nedeniyle çok etkili olamadım.
Neyse ki Alzheimer Hollanda Derneği, Türkçe, İngilizce ve Arapça afişlerle farklı topluluklara ulaşmak için büyük bir çaba içindeydi.
Bir yıl sonra, cesaretimi toplayarak Alzheimer Derneği’nin kapısını çaldım: “Ben Türk toplumu için gönüllü olarak Türkçe bilgilendirme yapabilirim,” dedim. Zaten sağlıklı yaşam, beslenme ve psikolojik farkındalık konularında seminerler düzenliyordum. Zamanla fark ettim ki Alzheimer konusu da bu konuların tam merkezinde yer alıyor.
Bugün, Hollanda Alzheimer Derneği çatısı altında gönüllü olarak Türkçe bilgilendirme konuşmaları yapıyor ve eğitimlerle kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Şimdi de Yeni Kocaeli Gazetesi’nin bana sunduğu bu köşede, Alzheimer farkındalığını sizlerle paylaşmaktan büyük onur duyuyorum.
Her An Kapınızı Çalabilir
Alzheimer hastalığını ilk tanımlayan kişi Alman nörolog Alois Alzheimer’dır. Alzheimer; beyin hücrelerinin yavaş yavaş ölmesiyle başlayan, hafıza kaybı, düşünme ve karar verme yetilerinde bozulmalarla ilerleyen nörodejeneratif bir hastalıktır.
Eskiden sadece yaşlılarda görülür sanılırdı ama artık 35-45 yaş arası bireylerde bile rastlanabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya genelinde 55 milyondan fazla demans hastası bulunuyor. Bu sayının 2030’da 78 milyona, 2050’de ise 139 milyona çıkması bekleniyor. Her yıl 10 milyon yeni vaka ekleniyor!
Peki, kim bu "arkadaş"?
Neden her an kapımızı çalabilir?
Kapımızı çaldığında onu nasıl karşılamalıyız?
Onunla nasıl sohbet etmeliyiz?
İsterseniz onunla artık tanışalım.
Alzheimer hastalığını dünyaya tanıtan kişi, Alman nörolog ve psikiyatrist Alois Alzheimer’dır.
1906 yılında, bir hastasında tespit ettiği beyin hasarlarını ve sergilenen farklı davranışları yıllarca takip etmiş, hasta öldükten sonra beynini inceleyerek bu hastalığı “presenil demans” olarak tanımlamıştır.
1915 yılında Alois Alzheimer’in vefatından sonra, bu hastalık onun soyadıyla “Alzheimer” olarak literatüre geçmiştir.
Alzheimer hastalığı basitçe şöyle tanımlanabilir:
Beyin hücrelerinin yavaş yavaş ölmesiyle hafıza kaybıyla başlayan, zamanla düşünme yetilerinin ve bilişsel işlevlerin bozulmasına yol açan ilerleyici bir nörodejeneratif hastalıktır.
Toplumda “bunama” olarak da bilinen demansın en yaygın türüdür.
Eskiden sadece yaşlılık hastalığı olarak görülse de artık 35-45-55 yaş gruplarında da görülmeye başlanmıştır.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre:
Dünya genelinde 55 milyondan fazla demans hastası vardır.2030’da bu sayının 78 milyona,2050’de ise 139 milyona ulaşması beklenmektedir.Her yıl yaklaşık 10 milyon yeni vaka eklenmektedir.
Alzheimer hastalığında en çok fark edilen belirtiler:
En son öğrenilen bilgileri unutmak veya hatırlamada zorluk yaşamak
Yer, isim ve olayları sık sık unutmak
Günlük işleri yapmakta zorlanmak (örneğin: yüz yıkamak, banyo yapmak, alışveriş yapmak)
Konuşurken kelimeleri unutmak veya hatırlayamama
Karar vermekte zorlanmak
Problemleri çözmekte güçlük çekmek
Bunlar gibi birçok belirti vardır. Aşağıdaki görselde bu durum basitçe anlatılmaya çalışılmıştır.

Bu evrede, aile bireylerinden birinde bu belirtiler sık görülüyorsa, şu hatalara düşmeyin: “Zaten bende de oluyor.”
“Babamda da vardı ama geçti.”
“Artık herkeste böyle şeyler oluyor.”
Bunlar yerine, bu durumun bir hastalık olabileceğini düşünün. Kişiyi yakından takip ederek gerekirse aile hekimine başvurun.
Bir örnek: Dolaptan herhangi tereyağını alıp fazla geldiği için geri koymak istersiniz. Ama otereyağını yatak odasında, yastık arkasına saklanmış halde bulursanız, bu durum normal değildir.
Bir başka örnek: Kişi evin yolunu rahat bulurken, son zamanlarda sokakları karıştırmaya, farklı bir eve gitmeye başlıyorsa, bu da normal değildir.
Bu tür davranışları yaşa, yorgunluğa ya da strese bağlamak bazen hastalığın ilerlemesine sebep olabilir. Ne kadar erken fark edilirse, hem hasta hem de bakımı üstlenen kişi için hayat o kadar kolaylaşır.
Alzheimer hastalığında 7 evre vardır:
Normal Hafıza (Evresiz Durum)
Çok Hafif Hafıza Kaybı (Başlangıç Evresi)
Erken Dönem Alzheimer (Hafif Evre)
Orta Dönem Alzheimer (Orta Düzey Evre)
İleri Dönem Alzheimer (İleri Evre)
Çok İleri Alzheimer (Son Evre)
Son Dönem

Benim babam şu anda 4. evrede Alzheimer hastası ve Erzincan’da yaşıyor. Zaman zaman hastaların gidebileceği yerleri araştırıyorum. Ne yazık ki Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri, batıdaki kadar şanslı değiller. Uzman doktor bulmak bile bazen çok zor.
Türkiye Alzheimer Derneği’nin varlığı ve ülke genelinde sağladığı katkılar çok kıymetli.
İzmit Belediyesi Alzheimer Yaşam Evi ’nde hastaların misafir edilmesi, uzman desteğiyle ilgilenilmesi gerçekten harika bir iş.
Çünkü gün boyu hasta yakınlarının da yıpranması kaçınılmaz.
Bu 2-4 saatlik sosyal ortamlar herkes için büyük moral desteği sağlar.
İzmit Büyükşehir Belediyesi’ni ve emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Bu tür örnek projelerin artmasını diliyorum.
Bizler de bu konuda farkındalık oluşturursak, hem hastaları hem de hasta yakınlarını daha iyi anlayabilir, onlara destek olabiliriz.
Son olarak Alzheimer hastaları olan dostlarımıza kendi tecrübelerimden bazı kısa notları paylaşarak sevgiyle kalın diyorum:
1. Kişiye güven telkin edin.
2. Zamanı anlamasını kolaylaştırın.
3. Düzenli, alışılmış faaliyetler organize edin.
4. Çevreyi demanslı bireyin ihtiyaçlarına göre düzenleyin.
5. Ortamı aniden değiştirmemeye çalışın.
6. İletişimi sakin ve yumuşak bir dille kurun.
7. Bağırmadan, basit ve anlaşılır kelimeler kullanın.
Şefkatli ve Sabır Olmak Bu Yoldaki En Önemli Gücünüz Olacaktır.
Kaynak: Alzheimer Türkiye Derneği ve Alzheimer Hollanda Vakfı.
- Toplam 3 yorum
Mediha 20:18 - 11 Temmuz 2025
Ve küçük iftiralar büyüyebilir. Bu yaşlılık değil, hastalığın bir yansımasıdır.Tahminim, bu ruhsal değişimlere önceki yazılarında değinmiş olabilirsin. Henüz o yazıları okumadım ama yine de bu önemli noktayı eklemek istedim.“Huysuzluk yaşlılıktandır” demeyelim. Fark edelim, anlayalım, yalnız bırakmayalım.Umarım çok sayıda insana, özellikle de hasta yakınlarına ulaşabilirsin.Saygılarımla Mediha Aslan, Hollanda
Mediha 20:17 - 11 Temmuz 2025
Öncelikle bu tabu hassa konuyu görünür kılma çabanı gönülden kutluyorum.Hastalığın ileriki evrelerinde, hasta yakınları için tarifsiz bir psikolojik süreç başlıyor. Ne yazık ki Alzheimer, Türk toplumunda hâlâ bir tabu gibi görülüyor, çoğu zaman da “yaşlılık”la karıştırılıyor. Bu çok büyük bir yanılgı.Kişide geçmişte hiç olmayan davranışlar ortaya çıkabilir, adeta zıt bir karaktere dönüşebiliyor.Memnuniyetsizlik, şüphecilik ve iftira gibi davranışlar zamanla artabilir
Atilla kaya 19:35 - 09 Temmuz 2025
Hocam her hafta bilgilerinizden faydalanıyoruz çok teşekkürler ederim
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Kararlarımızın Kaderle Buluştuğu 5 Saniye! 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Düzgün Amca’dan Hayat Notları 16 Ocak 2026 Cuma
- Sen Bir Mucizesin 27 Aralık 2025 Cumartesi
- Bir Yılın Ardından: 2026 İçin Kendime Mektup 21 Aralık 2025 Pazar
- Spor ve Egzersiz Sizin Doktorunuzdur! 25 Kasım 2025 Salı
- Coşkulu Bir Hayat İçin Farkındalık! 15 Kasım 2025 Cumartesi
- Yaşlanmaktan Korkma, Yaşamayı Bir Sanata Dönüştür! 18 Eylül 2025 Perşembe
- Hayaller Birgün Gerçek Olur! 06 Eylül 2025 Cumartesi
- NEFES ALIYORSAM, HAYATIMIN HAKKINI VERMELİYİM 27 Ağustos 2025 Çarşamba
- Sağlıksız Yaşam Tarzımızı Neden Değiştirmeliyiz! 03 Ağustos 2025 Pazar