Hayatımızın Sahibi Kim !
Murat Tolunay

Spor ve Egzersiz Sizin Doktorunuzdur!

25 Kasım 2025 09:40
Merhaba sevgili dostlar,

Umarım görüşmeyeli herkesin sağlığı yerindedir. Bu yazının başlığını görünce çoğunuzun aklından benzer düşünceler geçtiğini tahmin edebiliyorum: “Evet ya, ne kadar doğru…” ya da “Keşke zamanım olsa da spor yapabilsem; hiç vaktim yok ki!”
Bu mazeretler bana da hiç yabancı değil. Çünkü yaklaşık 7 yıl önce ben de günde 10–12 saat, haftanın neredeyse yedi günü koşturuyordum. Üstelik her gün evden iş yerime 300 km yol yapıyor, toplamda 4 saati yolda geçiriyordum. Eve geldiğimde vücudum sanki bana, “Dur artık Murat! Böyle giderse seninle yollarımızı ayıracağız,” der gibiydi. Kendimi bitkin bir şekilde yatağa atıyor, ertesi gün de aynı tempoya yeniden başlıyordum.
Bazen kızım Zwolle’da yaşadığı için onu görmek adına yanına gidiyordum ve orada olmak bana çok iyi geliyordu. Ama yine gece yola çıkıp eve dönüyor, aynı döngüye devam ediyordum. Hayatım iş yerindeki sorunları çözmek ve hasta bakım şirketim nedeniyle sürekli evlere gitmekle geçiyordu. İş sorunları biter sanırken, benim sağlığım ciddi anlamda durma noktasına geldi.
Ve bir gün… Vücudum beni durdurdu.
O andan sonra hayatımda değişim başladı. Daha önce de yazdığım gibi, 2 yıl boyunca dinlenme, terapi ve ardından her gün adım adım yürüyüşler, koşu ve egzersizlerle yeniden bir düzen kurdum. Evde yaptığım sporlarla, disiplinli programlarla kendi kontrolümü tekrar elime aldım.
Kendime en çok savaş açtığım cümle ise hep şuydu:
“Yorgunsun, bugün ilaç aldın… Yarın başlarsın. Boş ver, evde yat uyu.”
Sadece sporda değil, elime kitap alıp 10 dakika sonra bırakan biri olmuşken hayatımın iplerini tekrar elime almak hiç kolay olmadı. Belki sizlere her seferinde aynı şeyleri anlatıyormuşum gibi gelebilir ama bilin ki ben de kendi içimde hakimiyeti kaybetmemek için her sabah ve her akşam kendime bazı cümleleri tekrar etmekten hiç vazgeçmedim.
Bu yazdıklarımı “Siz de böyle yapın” diye söylemiyorum; ama denemenizi tavsiye edebilirim. Hepimizin kendine özgü bir içsel motivasyonu ve inanç sistemi vardır.
Ben her sabah, sağlıklı uyandığım için, nefes alabildiğim için ve zihinsel/ruhsal olarak çok yorgun olsam bile “Bu sabah tekrar deneyeceğim,” diyerek kendimi dışarı atıyordum. Akşamları ise uyumadan önce şükür meditasyonu ve nefes egzersizleriyle içimdeki o küçük çocuğun kırgınlığını onarmaya çalışıyordum. Onu sevmeyi ve yanında olduğumu hissettirmeyi kendime görev edindim.
Bu küçük içsel konuşmalar bile beni güçlendiren büyük adımlar oldu.
Zamanla disiplinli bir yaşam ritmi kendiliğinden oturdu.
Elbette hâlâ çalışan, içsel sıkıntılarını bir türlü atamayan dostlar olabilir. Onlara tavsiyem şu:
Gününüz ne kadar yoğun olursa olsun, spora ve egzersize sadece 20–30 dakika ayırın.
Spor salonuna gitmek zorunda değilsiniz. Kendinizle baş başa kalmak, öz sevginizi toparlamak, öz güveninizi güçlendirmek bile yeterli bir başlangıçtır. Sosyalleşmek, doğada yürümek, nefes almak… Eğer hayatınızdaki eski sizden memnun değilseniz, dışarıyı değiştirmeye çalışarak savaşmayın.
Asıl değişim içeriden başlar.

Hayatında Büyük Değişim Yaşayanlara Bakalım
Hayatlarında farkındalıkla dönüşüm yaşayan bazı örnekler ilham olabilir:
1. Eckhart Tolle
Genç yaşlarında ağır depresyon ve yoğun kaygılarla mücadele etti. Bir gece geçirdiği derin kriz, ona “Ben kimim?” sorusunu yeniden sordurdu. Bu sorgulama, farkındalıklı ve ruhsal bir uyanışın kapısını açtı. Bugün dünyada anda kalma ve bilinçli yaşam üzerine en çok takip edilen yazarlardan biri.
2. Ayşe – Gerçek Hayata Çok Yakın Bir Örnek
Kurumsal hayatta tükenmişlik yaşayan Ayşe, bir gün geçirdiği panik atakla hayatını sorgulamaya başladı. Yoga, meditasyon ve minimalizmle tanıştı; kendine uygun olmayan işten ayrıldı. Şimdi daha sade ve dengeli bir yaşam sürerek öğrendiklerini başkalarına aktarıyor.

Eğer “Farkındalıkla yaşamak nedir?” derseniz; yukarıdaki hikâyeler, benim kendi yaşadıklarım ve belki sizin en yakınınızdaki insanların yaşamları buna zaten cevap verir.
Hayat hepimize bazen kırmızı ışığını yakar. Önemli olan o anlarda uyanık olup iç sesimizin bize ne söylediğini duymaktır. Çünkü cevap çoğu zaman tam oradadır.
Yüz yıllar önce Herakleitos’un dediği gibi:
“Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir.”
Farkındalıklı bir yaşam; zihinsel gücü, bağışıklığı ve hayat disiplinini artırır. Hayatla dost olmamıza, çevremizdeki her canlıyla daha güçlü empati kurmamıza yardımcı olur. Ve en önemlisi, yaşam tarzımızı netleştirip hem ailemize hem çevremize rol model olmamızı sağlar.
Sevgilerimle dostlar..

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X