Hayatımızın Sahibi Kim !
Murat Tolunay

Yaşamaktan Korkma!..

28 Mart 2025 00:25
İnsan neden korkar ki! Bu cümleyi okuyunca ne düşündünüz? İçten içe içinizden bir korku mu yükseldi, yoksa hafif gülümseyerek bir heyecan mı hissettiniz? Hangi duygunuz daha güçlüydü?

Ben burada sizi geçmişe küçük bir yolculuğa çıkarıp sonra bugüne getirmek istiyorum. Belki de bu yazıyı okuduktan sonra ertelediğiniz hayallerinize sıkı sıkıya sarılıp eyleme geçmek için ihtiyacınız olan cesur adımı atabilirsiniz.

Aslında hepimiz birbirimizin aynasıyız. Ama çoğu zaman farkında olmadığımız için birbirimizin yanından sessizce geçip gideriz. Hayatın içinde de böyleyiz. Kaç defa yaşadığımız sarsıntıların aslında bize, "Hadi uyan! Hayatını daha fazla ziyan etmeden ona sahip çık," diye fısıldadığını duymazdan geldik?

Size bir şey diyeyim mi? Vücudunuz tam ve sağlıklıyken ona gereken özeni gösterin. Başkalarının sizin yerinize hayatınızla ilgili kararlar vermesini artık beklemeyin ve buna izin vermeyin.

Kendi yolculuğunuzun kahramanı aslında hep sizinleydi. Ama bunu fark edebilmek zaman alıyor. Ta ki bir gün yolda ilerlerken bir anda yığılana kadar... Günlerce kendinize gelemediğinizde, neredeyse komalık bir durumda aylar süren bir mücadeleden sonra, yeniden kendi başınıza yürümeye, banyonuzu yapmaya ve en önemlisi sağlığınıza kavuşmaya başladığınızda... İçinizdeki özle, maneviyatla buluşmaya başladığınızda, şükür duygusuyla birlikte hayatın geri kalanını kaygıyla, endişeyle, sevgisiz ve değersiz hislerle geçirmek istemediğinize dair kendinize ve evrene söz verirsiniz.

Nerede yaşıyor olursak olalım, kendimize karşı dürüst olmayı unutmayalım. Çünkü bizimle ömrümüzü tamamlayana kadar, en değerli şey asıl kimliğimiz olacak.

Ben 9-10 yaşlarındayken Erzincan’da yaşadığım dönemde gökyüzünde süzülen uçakları gördüğümde içimden şu cümleyi kurardım: “Bir gün bu uçaklardan birine binip en uzağa gideceğim.” O zamanki çocuk dünyam hayata karşı biraz kırgındı. Ama yıllar sonra gerçekten de bir uçağa binip 4 bin kilometre uzağa gittim. Fakat unuttuğum bir şey vardı: Ne kadar uzağa gidersek gidelim, hatta başka bir gezegene bile gitsek, zihnimizin içindeki yaraları iyileştiremezsek, 9-10 yaşımızdaki duygusal yoksunluğumuz, 35-45 yaşlarımızda da bizimle olur.

Gelelim asıl meseleye… Kendimizi bir zaman yolculuğuna çıkardığımızda, yaralarımızın farkına varırız. Eğer hâlâ geçmişin acılarını keskin ve yok edici duygularla beslemeye devam ediyorsak, vay halimize! Kalan ömrümüze el sallayıp geçelim…

Yok eğer, “Ben içimdeki yaralarımı kanatıp durmak yerine, her defasında geçmişe saldırarak oradan kendimi beslemeyeceğim,” diyorsanız, en önemli adımı atmışsınızdır. Kendinize şu soruları sormaya başladığınızda, yeniden özünüzle buluşursunuz:
"Ben ne istiyorum? Hayatta var olacaksam, yaşamdaki yerimi nasıl belirleyeceğim?"

Önce kendinize gereken şefkati vermelisiniz. Sonra bir kâğıt kalem alın ve yıllardır hayalini kurduğunuz ama başkalarını daha çok düşünerek ertelediğiniz ne varsa yazın. Bunu yapmak için nelerin gerektiğine odaklanın ki, hayaliniz size doğru gelsin.

Ama en önemlisi, bu hayalinizi ne kadar çok istiyorsunuz?
Ona gerçekten inanıyor musunuz?
Bu yolculuğa çıkarken ruhen hazır olup olmadığınızı kendinize sormalısınız.

Bazılarımız hayallerini gerçekleştirmek için "para, zaman, şartlar" gibi engeller sıralayabilir. Ama size samimiyetle söyleyebilirim ki, ben hayallerimin peşinden 49 yaşından sonra gitmeye başladım. Ve birçok hayalimi gerçekleştirmek için paranın düşündüğüm kadar büyük bir etken olmadığını fark ettim.

Size birkaç yaşadığım tecrübeyi paylaşayım:

Ortaokul yıllarımda, resim öğretmenimin şiddetine maruz kaldığım için resimden soğudum. Yıllarca "resim" dendiğinde buz kesilirdim. Kara kalem alıp Cin Ali bile çizemiyordum.

2017’de geçirdiğim araba kazasından sonra tedavi sürecinde bir psikoloğa gittim. Son seansımda bana şu soruyu sordu:

"Murat Bey, artık sizinle vedalaşacağız. Bundan sonraki hayatınızda neler yapacaksınız?"

Verdiğim cevap çok netti: "Geçmişimle barışacağım. Sağlıklı bir Murat Tolunay olup kızıma iyi bir rol model olacağım. Bana verilen bu güzel yaşam armağanına sahip çıkıp, ona önce ben gereken sevgiyi vereceğim."

Ve en can alıcı soru geldi:
"Hayalleriniz var mı?"

Şunu samimiyetle söylemeliyim ki, tam 15 dakika boyunca donup kaldım.
Konuşamadım.

Seansın sonunda psikoloğum bana bir ödev verdi:
"Murat Bey, haftaya kadar hayalleriniz üzerine notlar yazın ve öyle gelin."

Haftaya son randevumdu. Giderken elimde A4 kâğıdına doldurduğum bir liste vardı.
İlk birkaç gün yazmak çok zor oldu. Ama sonra her gün içime döndüm ve dedim ki:

"Hadi Murat, sen en çok neleri yapmak isterdin? Yaz bakalım!"

Ve listem şu şekilde oluştu:

Resim yapmak – Yağlı boya, kara kalem.

Anadolu’yu gezmek – Tarihi yerleri görmek, ruhen doyum almak, sırt çantamı takıp yola çıkmak.

Bir amacım olmalı – Kızıma ve çevreme rol model olmak. Çocuklarla ilgili projeler üretmek. Bugün, 6 yıldır süren bir proje sayesinde 30’dan fazla şehirde ve köylerde 5 binden fazla çocuğa destek olduk.

Farkındalık oluşturmak – Alzheimer Vakfı’nda seminerlere katıldım. Türk toplumuna bu hastalığın önemini anlatan Türkçe eğitimler vermeye başladım.

Sağlıklı yaşama dönmek – Spora başladım, kurslara katıldım, sağlıklı yaşam seminerleri vermeye başladım.

 Sevgili okurlar, asıl önemli nokta şu: Yaşamaktan korkmayın!

Kendi hikâyenizi siz yazabilirsiniz. Geçmişinizin yükünü taşımak yerine, hayallerinizi gerçekleştirmek için küçük ama değerli bir adım atabilirsiniz.

Önümüzde bir bayram var. Umarım yaşadığımız yerde herkesle barış içinde, şeker tadında bir bayram geçiririz. Bunu sağlamak için birbirimize saygı ve sevgiyi eksik etmemeliyiz.

Son olarak, rahmetli hocam Doğan Cüceloğlu’nun şu sözleriyle bitirmek istiyorum:

"Kendi yolculuğumuzu yapmak için buradayız. Bu yolculukta kendimiz olabilme cesaretini bulmamız kolay değildir. Ama kendimiz olmadan, yaşamımızdaki hiçbir şey anlamını bulamaz."

YORUMLAR
  • Toplam 2 yorum
Kezz 20:04 - 28 Mart 2025

Harika bir yazı olmuş Murat, son kısımda verdiğin örnekler ve fotoğraflar da tamamlayıcı olmuş (sadece tavsi ve deneyimlerini paylaşmak yerine ayni zamanda pratikte de ete kemiğe bürünmüş halini göstermeyi seçmen çok kıymetli ve anlamlı). Sanki kendimi okur gibi hissettim özellikle 'hayaller' kısmında. 4 yıllık farkındalık yolculuğumda hala kalemi kagidi alıp 'hayallerimi' yazmakta zorlanıyorum. Sen ne güzel hem yazmışsın hem gerceklestiriyorsun hem de bizimle paylaşıyorsun. Teşekkürler ????????

0 Beğenmedim
Kadiriye 19:49 - 28 Mart 2025

Maşallah Murat bey, kendin olma kabiliyetinizi ve başarilarinizi tebrik ediyorum. Selamlar Kadiriye

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X