23 Nisan’da Çocukları Kutlamak Kolay, Peki Onlara Ne Bıraktığımızın Farkında mıyız?

23 Nisan 2025 08:18
Bugün 23 Nisan. Sokaklar süslü, minik ellerde Türk bayrakları. Ekranlarda şiir okuyan gülen yüzlü çocuklar, nutuk atan siyasiler, sosyal medyada duygusal videolar.

Her yıl aynı tablo. Peki, gerçekten içten mi bu kutlamalar? Yoksa üzerimize serpilmiş bir parıltıdan mı ibaret?

Ekranın dışında başka bir gerçek var.

23 Nisan, sadece çocuklara adanmış bir gün değil. Halkın egemenliğini temsil eden bir simge, bir irade beyanı. Ama soralım: Egemenlik gerçekten halkta mı bugün?

Bundan tam 105 yıl önce, emperyalizmin pençesinden kurtuluş mücadelesinin fitili ateşlenirken, geleceğin teminatı olan çocuklarımıza armağan edilmişti bu anlamlı gün. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyonu, o küçücük yüreklerde yeşerecek umutlardı. Bağımsız, çağdaş, aydınlık bir Türkiye hayaliydi.

Peki, aradan geçen onca yılda o hayaller ne kadar gerçekleşti? Bugünün çocukları ne kadar özgür, ne kadar mutlu, ne kadar umutlu?

Eğitim sistemimiz yapboz tahtasına dönmüşken, her gelen bakanla değişen müfredatlar, sınav stresine hapsolmuş minik bedenler... Çocuk işçiliği hala kanayan bir yara iken, yoksulluk kol gezerken, fırsat eşitsizliği derinleşirken... Hangi bayramdan bahsediyoruz?

Saraylarda debdebeyle yapılan törenler, şatafatlı kutlamalar, halkın gerçekleriyle ne kadar örtüşüyor? O makam araçlarına binen küçük misafirler, evlerindeki soğuk duvarları, yetersiz beslenmeyi, yarınsızlığı biliyorlar mı acaba?

Atatürk, "Küçük hanımlar, küçük beyler... Sizler hepiniz geleceğin birer gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız" demişti. O güller solarken, o yıldızların parıltısı kaybolurken, o baht karartılırken, biz hala hamasi nutuklarla avunmaya devam mı edeceğiz?

Seçilmişlerin Yerine Atananlar, Egemenlikten Söz Edilebilir mi?

Belediyelerine kayyum atanan şehirler, susturulmuş meclis kürsüleri,
tutuklu gazeteciler, sansürlenen kitaplar… Bunlar egemenliğin halkta olduğu bir tablonun parçaları olamaz. Ve bu ortamda çocuklara “yarının liderleri” demek, sadece bir temenniden ibaret kalır.

Çocuklara Bayram Değil, Gelecek Gerek

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, her üç çocuktan biri yoksulluk sınırında yaşıyor.
Eğitimde fırsat eşitsizliği derinleşiyor. Kız çocuklarının eğitime erişimi hâlâ bölgesel farklılıklara göre değişiyor. Deprem bölgelerinde hâlâ konteyner okullarda eğitim gören çocuklar varken, hangi 23 Nisan kutlaması içten olabilir?

Doğa da Onların Hakkıydı, Kaybettik

Çocukların oyun alanı olan doğa, bugün şirketlerin kâr alanı. Kaz Dağları’nda altın madenciliği, İkizdere’de taş ocakları, Marmara’da müsilajın geri dönüşü…Çocuklara temiz bir gökyüzü borçluyuz. Ama biz hâlâ kömür santrallerinden çıkışı konuşamıyoruz.

Eleştiren Değil, İtaat Eden Çocuk Yetiştiriliyor

Sorgulayan, fikir üreten çocuklara ihtiyaç varken, eğitim sistemi giderek otoriterleşiyor.
Bilimsel temelden uzaklaşan müfredatlar, dogmatik ezberleri dayatıyor. Bu sistemin içinden
yarının eşitlikçi yurttaşlarını beklemek mümkün mü?

Kutlu Olsun, Ama Gerçeklerle Birlikte

23 Nisan, sadece bir bayram değil, bir muhasebe günü. Omuzlarımızdaki sorumluluğu hatırlatma, geleceğe dair umutları yeniden yeşertme günü. Çocuklarımızın gözlerindeki ışıltıyı söndürmeden, onların hayallerini yarım bırakmadan, gerçekten onlara layık bir gelecek inşa etmek zorundayız. Yoksa, her 23 Nisan'da aynı nakaratı tekrarlayıp, sonra kendi karanlığımıza gömülmeye devam ederiz. Ve o çocuklar, o güzelim çocuklar, o yarım kalan hayallerin buruk acısıyla büyümeye mahkum olurlar.

Evet, 23 Nisan kutlu olsun. Ama sadece törenlerle değil, yüzleşmeyle de kutlansın. Çocuklara güvenli bir gelecek, özgür bir eğitim, temiz bir doğa, ve en önemlisi kendi kaderlerini tayin edebilecekleri bir ülke bırakmadan 23 Nisan sadece bir tarih olur, bayram değil.

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
bahattin bal web
kaan uçar masaüstü
X