Ankara’dan Yükselen “Toprağımız Satılık Değil” Sesleri ….
“Toprağımızı Vermiyoruz” diyen sesler artık sadece şehir efsanesi değil, memleketin dört bir yanından yükseliyor. Bu ses bugün, Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde somut bir eyleme dönüşüyor. Saat 10.30’da Ahlatlıbel Atatürk Parkı otoparkında buluşuyoruz. Saat 11.00’de partiler başvurularını iletecek; 11.30’da ise ortak basın açıklamalarıyla hep birlikte sesimizi duyuracağız.
Şimdi itiraf edelim: bu buluşma sadece bir dava destek eylemi değil. Toplumun vicdanının, halkın kararlılığının bir göstergesi. Çünkü bir yasa Meclis’ten geçse de, toplumun onayı yoksa yürürlükte kalsa ne olur? Kağıt üzerinde işler, ama halkın sesi hep ayakta kalır.
Torba Yasaların Gölgeleri
7554 sayılı yasa, doğayı şirketlerin talanına açıyor. Zeytinliklerimiz, meralarımız, ormanlarımız… Birbirine karışmış, değerlerini yitiren varlıklar gibi. Ama sadece doğa değil, toplumsal hafıza ve kültürel miras da tehdit altında. Tarihi alanlar, köklü tarım arazileri, ekosistemler… Bunlar bizim sadece bugünkü değil, gelecek nesillerin de mirası.
İşin ilginç yanı, yasayı çıkaranlar “Halk için yapıyoruz” diyor. Ama halkın sesi duyulmamış. Katılımsız, habersiz, bir yasa daha. İşte tam burada “Toprağımız bizimdir ve bizimle birlikte karar alınmadan yok edilemez” demek için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru devreye giriyor.
Ankara’da Bir Araya Gelmek
17 Eylül buluşması, sessizliği bozmak için bulunmaz bir fırsat. İnsanlar sadece yasayı iptal ettirmek için Ankara’ya gitmiyor. Aynı zamanda toprağın, geleceğin yanında durmak için gidiyor. Her katılımcı “Ben buradayım, sesim var, toprağımı vermeyeceğim.” diyor. Küçük gibi görünse de, toplumsal hafızada büyük bir iz bırakıyor.
Partiler de işin içine giriyor, ama esas güç burada toplanan halkın iradesinde. Katılım ne kadar geniş olursa, ses o kadar gür çıkar.
Sadece Çevre Mücadelesi Değil
Bakın, bu mücadele sadece zeytinlikler için değil. Aynı zamanda toplumsal sorumluluk, hak arama ve demokrasi bilincinin bir göstergesi. Yurttaşlar, doğayı koruyarak kendi söz hakkını kullanıyor; hukuki yollarla devletin karar mekanizmalarına müdahale ediyor.
Toprağı korumak demek, toplumsal hafızayı, kültürü ve yaşam hakkını korumak demek. Çünkü her çevresel kayıp, bir demokrasi sınavıdır. Bir zeytin ağacının kesilmemesi, bir meranın talan edilmemesi sadece ekolojiyi korumaz; toplumsal bilinci de ayakta tutar.
Sesimizi Birleştirelim
Ankara’da sesimizi yükseltirken birbirimize saygıyı unutmayalım. Bu mücadele bağırmakla değil, kararlılık ve sağduyu ile yürütülür. Kırıcı sözler mücadeleyi zayıflatır; akıl ve vicdanla yapılan eylem güçlendirir. Yanımızdaki komşumuza, yan yana yürüdüğümüz arkadaşımıza değer verelim. Çünkü birleşen sesler her zaman daha gür çıkar.
Geleceğe Miras
17 Eylül buluşması küçük gibi görünse de büyük bir mesaj taşıyor: Toprağımız bizimdir ve vazgeçmeyeceğiz. Bu mesaj Ankara ile sınırlı değil; memleketin dört bir yanına, köylere, şehir merkezlerine ve genç kuşaklara ulaşıyor. Katılım, farkındalık ve dayanışma Türkiye’deki diğer mücadelelere de örnek oluyor.
Doğayı ve kültürel mirası korumak sadece bugünün değil, yarının da sorumluluğudur. Ankara’da birleşen ses, bir kez daha hatırlatacak: Sessiz kalmak ihanet, birleşmek gelecek için sahip çıkmaktır.
Toprağımız Bizimdir, Vazgeçmiyoruz
Toprağımızı Vermiyoruz hareketi, sadece bir yasaya itiraz değil. Toplumsal vicdanın, demokratik bilincin ve gelecek kuşakların hakkını savunmanın sembolüdür. 17 Eylül Ankara buluşması bunun canlı kanıtı olacak. Her birey kendi sesiyle bu hareketin parçası olabilir. Her adım, her slogan, her katılım geleceğe bir iz bırakır.
Lütfen hatırlayın: Toprak sessiz değildir. Biz ona ses veriyoruz. Sesimizi birlikte yükselttiğimizde, sadece bir yasayı durdurmakla kalmayacak, geleceğimizi de korumuş olacağız.
- Toplam 4 yorum
Y. Ayfer Anar 17:08 - 18 Eylül 2025
Her zaman ki gibi çok akılcı ve gerçekleri açıkça anlatan bir yazı. Güzel kızım yüreğine kalemine sağlık.
Raif KANDEMİR 16:02 - 17 Eylül 2025
KUTLUYORUM !
Mehmet türel 14:49 - 17 Eylül 2025
Elinize sağlık
Adem 13:47 - 17 Eylül 2025
Sinem hanım Kocaeli 'den Mehmet TOKER, Fahri KAYAÖZ, Adem BAYRAM ve ben Adem ARI da oradaydık.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bir Domates Meselesi 30 Ocak 2026 Cuma
- Elma Olmanın Yorgunluğu 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Bordrolu Yoksulluğa Hoş Geldiniz! 08 Ocak 2026 Perşembe
- Bizi Kim Kurtaracak Kurtarıcılardan? 05 Ocak 2026 Pazartesi
- Altın Olsa Kesenden Bal Olsa Kasenden 26 Aralık 2025 Cuma
- ERKENDEN 2026’ya …. 12 Aralık 2025 Cuma
- HAYALİ BİLE ZOR KURUYORUZ 08 Aralık 2025 Pazartesi
- Kocaeli’ye Kimin Yükünü Yüklüyorsunuz? 30 Kasım 2025 Pazar
- Her Şeyin Pahalıya Mal Olduğu Bir Dünyada Zarurinin Kutsal Çığlığı 24 Kasım 2025 Pazartesi
- Kocaeli Demirin Gölgesinde, Çöpün Kokusunda Isınıyor 14 Kasım 2025 Cuma