Bir Domates Meselesi
“Sinem artık yoksulluk yok, açlık var” dedi.
Biz “açlık var” derken yanımıza orta yaşlarını geçmiş bir kadın yaklaştı. Pazardan almak istediği sebzeyi alamadığını, tezgâha geri bıraktığını söyledi. Hem Hicran başkan hem ben,
“Bak emekliler konuşuyor, çık sen de konuş” dedik.
Kadın, “Ben ne yapabilirim ki?” diye sordu.
İşte alamadığın sebzeyi anlat be hanım teyzecim dedim kendi kendime …
Meğer teyzem domates alamamış, salça almak istemiş; salça da pahalıymış, onu da almamış.
İnsanlar gerçekten Hicran başkanın dediği gibi artık yoksul değil… İnsanlar artık aç.
Yoksulluk başka bir şeydir, açlık başka bir şey.
Yoksullukta insan idare eder. Açlıkta insan vazgeçer. Sebzeden vazgeçer, ilaçtan vazgeçer, hayattan vazgeçer.
Bu ülkede artık insanlar alışveriş yapmıyor, bu ülkede insanlar aldığını geri bırakıyor. Tezgâha bırakıyor, kasada bırakıyor, hayallerini de bırakıyor.
Ve sonra ne oluyor biliyor musunuz? Siyasiler çıkıp bize hâlâ “büyüyoruz” diyor.
Soruyorum: Kim büyüyor?
Teyze büyümüyor, emekli büyümüyor, genç büyümüyor, markette file büyümüyor, sofra büyümüyor.
Ama rakamlar büyüyor, grafikler büyüyor, nutuklar büyüyor.
Bir ülkede emekliler sokaktaysa, orada sadece ekonomik kriz yoktur, orada siyasal bir çöküş vardır.
Çünkü emekli dediğin insan, ömür boyu çalışmış insandır. Vergi vermiştir, ülkeyi ayakta tutmuştur. Şimdi ise pazarda domatesi tezgaha geri bırakan insandır.
Bu bir utançtır. Ama bu utancı yaşayan emekli değil, bu utancı yaşatan sistemdir.
Bugün iktidar “sabır” diyor. Ama sabır doymuyor. Sabır kira ödemiyor. Sabır reçete doldurmuyor.
İnsanlara sürekli ahlak dersi veriliyor:
“Şükredin.”
“Dayanın.”
“Katlanın.”
Ama kimse çıkıp şunu sormuyor:
Neye katlanacağız?
Neye şükredeceğiz?
Boş tencereye mi?
Eksik ilaca mı?
Tezgâhta bırakılan domatese mi?
Bir ülkede açlık konuşuluyorsa, orada siyaset susmuştur.
Bir ülkede insanlar “geçinemiyorum” demeyi bırakıp “alamıyorum” demeye başlamışsa,
orada ekonomi bitmiştir.
Kadının söylediği şey çok basitti: “Salça alamadım.”
Bu cümle istatistik değildir, bu cümle muhalefet değildir, bu cümle ideoloji değildir.
Bu cümle hayattır.
Ve bu hayat bize şunu söylüyor: Artık mesele yoksulluk değil, artık mesele açlıktır.
Bugün emekliler konuşuyor ama aslında bütün ülke adına konuşuyorlar.
“Biz buradayız” diyorlar.
“Görün bizi” diyorlar.
“Rakam değiliz” diyorlar.
“Grafik değiliz” diyorlar.
“İnsanlarız” diyorlar.
Bir ülkede insan hakları parkının önünde insanlar açlığı anlatıyorsa,orada insan hakları sadece tabelada kalmıştır.
Çünkü aç insanın ilk hakkı karnıdır. Aç insanın ilk talebi hayatta kalmaktır.
Ben dün yürüyüş yolunda şunu gördüm: Bu ülkede insanlar artık yoksulluk anlatmıyor.
Bu ülkede insanlar açlık anlatıyor.
Bu çok ağır bir cümledir, bu çok tehlikeli bir cümledir. Ama çok da doğru bir cümledir.
Doğru olan şudur: Bir ülkede teyzeler salça alamıyorsa, o ülkede hiçbir siyasi başarı hikâyesi tutmaz.
- Toplam 1 yorum
Ahmet 12:10 - 30 Ocak 2026
Doğru söze ne denir?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Elma Olmanın Yorgunluğu 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Bordrolu Yoksulluğa Hoş Geldiniz! 08 Ocak 2026 Perşembe
- Bizi Kim Kurtaracak Kurtarıcılardan? 05 Ocak 2026 Pazartesi
- Altın Olsa Kesenden Bal Olsa Kasenden 26 Aralık 2025 Cuma
- ERKENDEN 2026’ya …. 12 Aralık 2025 Cuma
- HAYALİ BİLE ZOR KURUYORUZ 08 Aralık 2025 Pazartesi
- Kocaeli’ye Kimin Yükünü Yüklüyorsunuz? 30 Kasım 2025 Pazar
- Her Şeyin Pahalıya Mal Olduğu Bir Dünyada Zarurinin Kutsal Çığlığı 24 Kasım 2025 Pazartesi
- Kocaeli Demirin Gölgesinde, Çöpün Kokusunda Isınıyor 14 Kasım 2025 Cuma
- Bir Dakikalık Sessizlik Bir Asırlık Söz 10 Kasım 2025 Pazartesi