Bu Torba Halkın Değil, Madenin Torbası!
Bu torba, maden şirketlerinin rüyalarını, halkın kâbusuna dönüştürecek türden.
İçinde ne mi var?
✓ Zeytinliklerin altına maden ocağı açmak var.
✓ Ormanları ücretsiz MAPEG’e (Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) devretmek var.
✓ ÇED süreçlerini hızlandırmak var, yani doğayı korumak yerine prosedürü hızla geçmek var.
✓ Kamulaştırmayı kolaylaştırmak, hatta tapu yerine geçirmek var.
✓ Bir inşaat ruhsatı bile olmadan açılmış enerji santrallerine “tamamdır, çalışabilirsin” demek var.
Yani bu yasa geçerse artık şirketlerin “izin” almasına bile gerek kalmayacak. Bizzat gelip ‘al kardeşim, burası senin’ denilecek.
Şimdi gelin halkın diliyle soralım:
- Zeytinlik neden maden ocağına kurban edilir?
Zeytin ağacı bu toprakların hem geçim kapısıdır, hem kültürüdür. Yüz yıllardır süren bir emeğin, bir bereketin simgesidir.
Muğla’da, Akbelen’de binlerce köylünün geçim kaynağı olan bu ağaçları “kömür çıkaracağız” diye kesmek vicdana sığar mı? - Neden ÇED süreci kısaltılır?
ÇED demek doğanın etkilerini önceden değerlendirmek demektir. Ama bu yasa diyor ki: “Yeterince vakit kaybettik, çevreyle oyalanmayalım.”
O zaman niye yapıyoruz ÇED’i? Bari doğrudan “yatırım önce gelir, doğa sonra düşünsün” deyin, daha dürüst olur. - Orman arazisi neden ücretsiz devredilir?
Bu topraklar hepimizin. Devlet, halk adına bunları korumakla yükümlü.
Şimdi bir kağıtla ormanı devretmek ne demek?
Yarın su kaynakları da aynı mantıkla devredilirse, ne yapacağız? - Ruhsatsız enerji tesisine göz yummak, hukuku hiçe saymak değil midir?
Bugün ruhsatsız çalışana “devam et” derseniz, yarın ruhsatlı kimse kalmaz. Hukuk denilen kurum yerle bir olur!
Bu torba, “enerji yatırımları hızlansın” diye savunuluyor. Ama enerji hızlanırken adalet yavaşlarsa, o yatırımın adı kalkınma olmaz. Adı, talan olur.
Unutmayın sevgili okurlar, bu yasa yalnızca ağaçları kesmiyor. Halkın söz hakkını da buduyor. Artık ne belediyeye, ne meslek odalarına, ne köylüye danışılacak. Kamulaştırma kararını tek bir kurum verecek. ÇED görüşünü tek elden alınacak.
İtirazlar mı? Onlar çoktan dozerin altında kalmış olacak.
Son söz şu:
Söz konusu yasa, maden şirketlerinin çıkarlarını gözeten bir içeriğe sahip. Yasa eğer geçerse, bu sadece çevrecilik meselesi değil; hukuk, demokrasi ve yaşam hakkı meselesi olacaktır.
Halkın nefes aldığı ormanlar bir gecede ruhsatlı maden alanına dönüşmemeli. Köylünün 3 kuşaktır ektiği zeytinliğe acele kamulaştırma girmemeli. Ruhsatsız çalışan cezasız kalmamalı.
Hükümete buradan açıkça soruyorum:
- Bu yasa gerçekten halk için mi, yoksa birkaç şirket için mi?
- Kalkınma dediğiniz şey, neden hep doğayı geride bırakıyor?
- Siz bu ülkenin topraklarına bu kadar kolay kıyarken, hangi geleceği planladığınızı sanıyorsunuz?
Zeytin kokan topraklarda, kömür tozu solumak istemiyoruz. Bu yasa geri çekilmeli. Yoksa, bugün kestikleriniz sadece ağaç olmayacak. Halkın sabrını da keseceksiniz.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bir Domates Meselesi 30 Ocak 2026 Cuma
- Elma Olmanın Yorgunluğu 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Bordrolu Yoksulluğa Hoş Geldiniz! 08 Ocak 2026 Perşembe
- Bizi Kim Kurtaracak Kurtarıcılardan? 05 Ocak 2026 Pazartesi
- Altın Olsa Kesenden Bal Olsa Kasenden 26 Aralık 2025 Cuma
- ERKENDEN 2026’ya …. 12 Aralık 2025 Cuma
- HAYALİ BİLE ZOR KURUYORUZ 08 Aralık 2025 Pazartesi
- Kocaeli’ye Kimin Yükünü Yüklüyorsunuz? 30 Kasım 2025 Pazar
- Her Şeyin Pahalıya Mal Olduğu Bir Dünyada Zarurinin Kutsal Çığlığı 24 Kasım 2025 Pazartesi
- Kocaeli Demirin Gölgesinde, Çöpün Kokusunda Isınıyor 14 Kasım 2025 Cuma