Haddehane: Çeliği Ezip Geçen Bir Çığlık
Şimdi konuşmamız gereken şey haddehane.
Ne Menem Şeydir Bu Haddehane?
Kitabi tanımıyla: Yüksek ısıda çelik, demir veya metalin şekillendirildiği, haddeden geçirilerek uzun çubuklara, levhalara, saclara dönüştürüldüğü tesis.
Ama halktan biridir anlatıyorsa daha gerçektir tanım: “Dumanı bitmez, sesi dinmez, kokusu geçmez yer.”
Çünkü haddehane, ağır sanayidir. Ateştir, gürültüdür, zift kokusudur, kimyasal partiküllerdir…Bir yerleşim yerine kurulduğunda sadece çelik değil, o mahallenin huzurunu, sağlığını ve geleceğini de ezer. Toz partikülleri ciğerlerimize yapışır, ağır metal salınımları toprağa sızar, gece yarısı camı kapatıp “Bugün de boğazım kesiliyor gibi uyandım” dersiniz. Bir komşu migrenle savaşır, diğerinin çocuğu astım krizinden okuldaki dersini kaçırır. Yaşlılar daha çok zorlanır. Henüz konuşmayı öğrenememiş bebekler bile daha çok ağlar; çünkü en çok onlar hisseder havanın ağırlığını.
Bir şey daha: Bu tür tesisler, çoğu zaman “istihdam” bahanesiyle halka yutturulur. Oysa bölgede yaşayan herkes çoğu işin dışarıdan geldiğini, mahalleye düşenin sadece kirlilik olduğunu bilir.
Kocaeli’de yıllardır aynı sahneyi izliyoruz. Sanki birileri defalarca aynı filmi izleyip hâlâ finalin değişeceğini sanıyor. “Endüstri kenti” olmakla “zehir soluyan kent” olmak arasındaki çizgi çok ince. O çizgi, vizyonla vicdanın buluştuğu noktada çizilir. Eğer vizyon yoksa, geri kalan sadece beton, pas ve öfke olur.
Kartepe’de yaşanan tam da budur!
Bir mahalle düşünün: çocukların sokakta top oynadığı, sabah balkonlarda çay içilen, insanların birbirine “kolay gelsin” diyerek selam verdiği bir yer… Şimdi o mahallenin kapısına devasa bir sanayi tesisi dikmek isteniyor. “Merak etmeyin, filtre var” diyorsunuz. O filtrelerin ne zaman çalıştığını, ne zaman çalışmadığını kim denetliyor? Çevre Şehircilik mi? Kağıt üzerinde, evet. Gerçekte? Biliyoruz işte. Zaman zaman sis bahanesiyle şehri kaplayan o esrarengiz dumanı hepimiz gördük.
Neden Susmuyoruz?
Bu kentte çevre aktivistleri neden susmuyor sanıyorsunuz?
Çünkü kimse çocuğuna “İyi ki bugün de nefes alıyorsun, şanslısın” demek zorunda kalmamalı.
Çünkü çevre meselesi ideolojik değil, biyolojiktir.
Soluduğumuz hava parti tutmaz, kimlik tanımaz, oy rengini bilmez.
Kirlenirse hepimizi vurur.
Bugün Kartepe’de yükselen ses, sadece bir mahallenin değil, Körfez’de kokuya uyananların sesi, Dilovası’nda kanserle mücadele eden ailelerin sesi, Derince’de liman tozuna sinirlenen çocukların, Kartepe’de ormanını kaybetmek istemeyenlerin,İzmit’te sabah sisini artık doğal sanamayanların sesi, Gölcük’te “havada metalik bir koku var farkında mısınız” diye soranların sesi …
Evet, hakkını teslim edelim: Bu kentte hâlâ susmayanlar var. Kimi bilim insanı, kimi öğretmen, kimi anne, kimi öğrenci, kimi emekli işçi… Ama hepsini birleştiren şey çok basit:
Nefes hakkı, yaşam hakkı!
Bu hak satılamaz, pazarlık konusu olamaz, “yatırım yapıyoruz” diye üstü örtülemez. Gerçek kalkınma, insanların sağlıklı yaşadığı, çocukların güvenle büyüdüğü kenttir. Betonun değil, insanın değer gördüğü yerdir.
Şimdi sıra bizde.
Bugün Kartepe için konuşmazsak yarın kendi mahallemiz susar. Şimdi dayanışma zamanı. Çünkü bu hikâyede taraf seçmek çok kolay:
Doğayı mı savunursun, yoksa ciğerine inen pası mı?
Kocaeli nefes almak istiyor, Kocaeli, ses olmak istiyor, Kocaeli, geleceğini kiraya vermek istemiyor.
Haydi Kocaeli! Maskeleri Takmamak İçin Buluşmaya!
Kocaeli halkı!
Soluduğun nefesi korumak istiyorsan,çocuğunun gökyüzü hakkına sahip çıkmak istiyorsan, bu şehrin geleceğini pasın ve dumanın eline bırakmak istemiyorsan:
Uzunbey Mahallesi
8 Kasım 2025 Cumartesi
Basın Açıklaması
Ve eğer ilk buluşmayı kaçırdıysan…
Uzunbey Mahallesi
15 Kasım 2025 Cumartesi
İkinci Basın Açıklaması – Nefesin İçin Bir Adım Daha!
Gel! Yan yana duralım, birlikte söyleyelim:
Bu şehir kirli sanayiye teslim olmayacak. Bizim nefesimiz, sizin kârınızdan değerlidir! Maskelerimizi değil, sesimizi takalım. Kocaeli; nefes almaya devam etmek için orada ol!
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bir Domates Meselesi 30 Ocak 2026 Cuma
- Elma Olmanın Yorgunluğu 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Bordrolu Yoksulluğa Hoş Geldiniz! 08 Ocak 2026 Perşembe
- Bizi Kim Kurtaracak Kurtarıcılardan? 05 Ocak 2026 Pazartesi
- Altın Olsa Kesenden Bal Olsa Kasenden 26 Aralık 2025 Cuma
- ERKENDEN 2026’ya …. 12 Aralık 2025 Cuma
- HAYALİ BİLE ZOR KURUYORUZ 08 Aralık 2025 Pazartesi
- Kocaeli’ye Kimin Yükünü Yüklüyorsunuz? 30 Kasım 2025 Pazar
- Her Şeyin Pahalıya Mal Olduğu Bir Dünyada Zarurinin Kutsal Çığlığı 24 Kasım 2025 Pazartesi
- Kocaeli Demirin Gölgesinde, Çöpün Kokusunda Isınıyor 14 Kasım 2025 Cuma