Kocaeli’nde Nefes Almak Zorlaştı: Dilovası ve Darıca’nın Sessiz Çevre Çığlığı
Bazı şeyleri laboratuvar verileriyle değil, burun direğinizin sızısıyla anlarsınız. Hani sabah camı açınca yüzünüze çarpan o ağır koku var ya… İşte o, yıllardır konuştuğumuz “çevre kirliliği”nin en somut hâli.
Ben bu köşede bilimsel terimlerle değil, vatandaşın anlayacağı dilden konuşuyorum. Çünkü mesele artık sadece karbon salınımı, sera gazı etkisi ya da iklim değişikliği değil. Mesele; Kocaeli’nin sokaklarında yürürken soluduğumuz kirli hava, Dilovası’nda yükselen bacalar ve Darıca’da yok edilen sahiller.
Ben size istatistikle değil, yaşanmışlıkla anlatıyorum. O yüzden bu yazıları okurken kendinizi bir bilimsel raporun içinde değil, mahallenizin ortasında, komşularınızla dertleşirken hissedin istiyorum. Çünkü çevre dediğimiz şey, uzaklarda kutuplarda eriyen buzlar değil sadece. Aynı zamanda sizin balkondaki fesleğeni kurutan, parkta çocuğunuzu oynatmaya korktuğunuz havayı da kapsıyor.
Çünkü çevre susarsa biz susmayacağız.
Dilovası: Nefes Almanın Bedeli
Bakın mesela Dilovası… Adını duyunca ilk ne geliyor aklınıza? Fabrikalar mı? Bacalar mı? Yoksa gri gökyüzü mü? Kocaeli’nin kalbinde ama adeta bir solunum cihazına bağlı yaşıyor. Oysa ki orada da çocuklar büyüyor, analar nefes alıyor, insanlar yaşamak istiyor. Ama nasıl?
Uzmanlara göre Kocaeli ilinin Dilovası ilçesi, “dünyada sanayi alanı kurulması gereken en son yer.” İlçe, vadide yer alıyor ve rüzgâr hareketi yok denecek kadar az. Bu da bacalardan çıkan zararlı gazların havada asılı kalmasına neden oluyor. Kısacası, burada yaşayanlar her gün ciğerlerine zehir çekiyor.
Bunu sadece bilimsel raporlar değil, mahallenin kahvehanesi de anlatıyor. Orada oturup bir çay söyleyin; birkaç dakika içinde ya karşı masadaki adamın ya da garsonun başından geçen bir kanser hikâyesi duyarsınız. Bu ilçede kanser, neredeyse hane halkı gibi olmuş.
Evlerin balkonları egzoz tozuyla kaplı. Pencereleri açmak bile cesaret ister olmuş. Gece uyurken camı açık bıraksan, sabaha ciğerin yanıyor. Hastanelerin verilerinden çok, mezarlıklardaki isimler anlatıyor bu ilçenin çevre çilesini. Genç yaşta kaybedilenler, artan solunum hastalıkları... Bunlar sadece hekimlerin değil, bakkalın da bildiği gerçekler artık.
Dilovası’nda “yaşamak” bir seçim değil, bir direniş. Ve sorun yalnızca hava değil; toprak yorulmuş, su küsmüş. Derelere karışan kimyasallar, zehirlenen ürünler, unutulan balıkçılık… Bahçesine bir şey eken, çıkan ürünü kendi çocuğuna yedirmeye korkuyor.
Ama kimse açık açık konuşmuyor. Sanki göz göre göre bir sessizlik perdesi çekilmiş. Çevre hakkını savunanlar yalnız bırakılıyor, uyarılar duymazdan geliniyor. Oysa bu sadece Dilovası’nın değil, tüm Kocaeli’nin, hatta Marmara’nın meselesi. Çünkü kirli hava sınır tanımaz, adalet gibi dağılmaz ama yayılır.
Darıca: Betonun Gölgesinde Sıkışan Yaşam
Kocaeli’nin sahil kasabası olarak anılan Darıca da çevre sorunlarıyla kuşatılmış durumda. Eskiden doğasıyla bilinen ilçe, bugün kontrolsüz yapılaşma ve yeşil alan kaybıyla gündemde. Sahil şeridi boyunca dolgu alanları çoğaldı, deniz ekosistemi büyük zarar gördü.
Darıca Hayvanat Bahçesi hâlâ ilgi çekiyor olabilir ama artık bu ilçe beton blokların gölgesinde yaşıyor. Yeni konut projeleri, doğanın değil rantın izini sürüyor. Alt yapı yetersiz, üst yapı plansız.
Trafik yoğunluğu ve gürültü kirliliği Darıca’da yaşam kalitesini düşürüyor. Nefes alınacak alanlar giderek azalıyor. Çocuklar sokaklarda değil, AVM otoparklarında büyüyor. Sahil yürüyüş yolları betonla boğulmuş; eski Darıca’nın izleri silinmek üzere.
Darıca halkı için çevre sorunları soyut değil; gözle görülen, kulakla duyulan, ciğerde hissedilen bir gerçeklik. Bu gerçeklik, yalnızca belediyelerin değil, biz yurttaşların da sorumluluğunda.
Temiz Hava Bir Ayrıcalık Değil, Haktır
Dilovası’nda, Darıca’da ya da Kocaeli’nin başka bir ilçesinde yaşayan her yurttaş için çevre sağlığı temel bir haktır. Kimse doğduğu ilçe yüzünden daha az temiz hava solumamalı, daha fazla hastalık riski taşımamalı.
Çevreyi sadece raporlarla, projelerle değil; mahalledeki çocuğun gözünden, pazardaki yaşlının nefesinden okumalıyız. Çünkü çevre mücadelesi, geleceğe bırakacağımız en sade ama en değerli mirastır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bir Domates Meselesi 30 Ocak 2026 Cuma
- Elma Olmanın Yorgunluğu 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Bordrolu Yoksulluğa Hoş Geldiniz! 08 Ocak 2026 Perşembe
- Bizi Kim Kurtaracak Kurtarıcılardan? 05 Ocak 2026 Pazartesi
- Altın Olsa Kesenden Bal Olsa Kasenden 26 Aralık 2025 Cuma
- ERKENDEN 2026’ya …. 12 Aralık 2025 Cuma
- HAYALİ BİLE ZOR KURUYORUZ 08 Aralık 2025 Pazartesi
- Kocaeli’ye Kimin Yükünü Yüklüyorsunuz? 30 Kasım 2025 Pazar
- Her Şeyin Pahalıya Mal Olduğu Bir Dünyada Zarurinin Kutsal Çığlığı 24 Kasım 2025 Pazartesi
- Kocaeli Demirin Gölgesinde, Çöpün Kokusunda Isınıyor 14 Kasım 2025 Cuma