Kocaeli’ye Kimin Yükünü Yüklüyorsunuz?
Kime yarıyor bu iş?
Dip taraması yapılacak, yeni iskele eklenecek, kapasite artırılacak, 61 bin DWT’lik gemiler gelecek.
Peki ya biz?
Bizim payımıza ne düşüyor?
Haberde açık açık yazıyor:
“Ek istihdam yok.”
Bir liman büyüyor ama iş büyümüyor.
Proje devleşiyor ama insanın hayatı değişmiyor.
Sermaye genişliyor ama bu kentte yaşayanların sırtına bir yük daha biniyor.
Şimdi birileri çıkıp “Ama yatırım iyi bir şey” diyecek.
Evet, yatırım iyidir.
Ama yatırımın iyisi de kötüsü de vardır.
Bir şehrin geleceğini ilgilendiren bir projede, halkın hiçbir fayda görmediği yatırımın adı yatırım değil; yüktür.
Derince kıyısına bir bakalım…
Yıllardır sanayi yükü altında nefes almaya çalışan bir bölge.
Körfez zaten ağır; dip taraması demek ekosistemle yeni bir kavga demek, tanker trafiğinin artması demek, kaza riskinin artması demek, denizin dengesini bozmak demek, balıkçının ekmeğini küçültmek demek.
Bunlar romantik cümleler değil; bu kentin gerçekleri.
Kocaeli’de çevre konuşmak hâlâ bazılarına “lüks” gibi geliyor ama kusura bakmasınlar, kirlenen bir hava, kirlenen bir su ve kirlenen bir kıyı lüks değil, felakettir.
Şimdi soruyorum:
Bu felaket riskinin karşılığında halk ne alıyor?
Hiçbir şey!
Bu mesele sadece çevre meselesi değil; sosyal adalet meselesi.
Eğer bir proje kentte yaşayanlara istihdam sağlamıyor, ekonomik katkı sunmuyor, yaşam kalitesini artırmıyorsa; o proje bu kente değil, sadece şirkete hizmet ediyor demektir.
Bu şehrin gençleri iş bulamadığı için başka illere gidiyor, bu şehrin işçileri servisle bir uçtan öbür uca taşınıyor, bu şehrin halkı her gün artan kirliliği ciğerinde taşıyor.
Eğer liman büyüyecekse, önce bu şehrin insanı büyüsün, eğer yatırım yapılacaksa, önce bu kente nefes gelsin, eğer bir proje ilerleyecekse, bunun topluma bir karşılığı olsun.
Ama yok.
Bu projede sosyal fayda yok.
İstihdam yok.
Şeffaflık yok.
Hesap verebilirlik yok.
Var olan tek şey:
“Siz merak etmeyin, biz genişliyoruz” diyen bir yatırım dili.
Kocaeli uzun zamandır birileri için “büyütülecek alan”, bize gelince “katlanılacak risk” muamelesi görüyor.
Bu artık kabullenilecek bir şey değil.
Bu kentin halkı aptal değil, bu kentin insanı saf değil. Bu kent, yıllardır yük taşımaktan yoruldu.
Buradan çok açık bir çağrı yapıyorum:
Bu şehir bir şirketin lojistik kapasitesinin parçası değildir, bu şehir, yaşayan bir organizmadır.
Bu şehir, kendisine rağmen değil, kendisi için büyümek ister.
Petrol Ofisi limanı büyütmek istiyorsa; bu kentin insanına ne katkı sağladığını anlatmak zorundadır, ekosistem üzerindeki riskleri şeffafça konuşmak zorundadır. İstihdam yoksa, neden yok? Bunu açıklamak zorundadır.
Bu kent artık “yatırım var ama sana bir şey yok” cümlesini kabul etmiyor.
Ben Sinem Siklon olarak söyleyeyim:
Bu liman büyür.
Gemiler gelir.
Toner dolu tankerler yanaşır.
Beton yükselir.
Planlar yapılır.
Ama bu kent susmazsa, bu kent kaybetmez.
Biz bu şehrin hem sakini hem sahibiyiz.
Kocaeli’nin geleceği, bir şirketin dosyasına değil; bu kentte yaşayan insanların iradesine bağlıdır.
Soru net:
Kocaeli’ye kimin yükünü yüklüyorsunuz?
Biri çıkıp bunu açıklasın. Biz de bu kentin çevre aktivistleri olarak nasıl haddehaneneye hayır diyorsak çöp tesisini Kandıra’ya dikemezsin diyorsak limanı büyütemezsin diyerek Kocaeli’ye sırtına çeşit çeşit sorun yükleyenlerin takipçisi olacağız.
- Toplam 1 yorum
Göksel 16:32 - 30 Kasım 2025
Tebrikler güzel bir yazı
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bir Domates Meselesi 30 Ocak 2026 Cuma
- Elma Olmanın Yorgunluğu 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Bordrolu Yoksulluğa Hoş Geldiniz! 08 Ocak 2026 Perşembe
- Bizi Kim Kurtaracak Kurtarıcılardan? 05 Ocak 2026 Pazartesi
- Altın Olsa Kesenden Bal Olsa Kasenden 26 Aralık 2025 Cuma
- ERKENDEN 2026’ya …. 12 Aralık 2025 Cuma
- HAYALİ BİLE ZOR KURUYORUZ 08 Aralık 2025 Pazartesi
- Her Şeyin Pahalıya Mal Olduğu Bir Dünyada Zarurinin Kutsal Çığlığı 24 Kasım 2025 Pazartesi
- Kocaeli Demirin Gölgesinde, Çöpün Kokusunda Isınıyor 14 Kasım 2025 Cuma
- Bir Dakikalık Sessizlik Bir Asırlık Söz 10 Kasım 2025 Pazartesi