Özgürlük? Kimin İçin?
Takvimler 3 Mayıs’ı gösteriyor. Dünya Basın Özgürlüğü Günü! Bugün herkes özgürlükten bahsedecek, basının toplum için ne kadar önemli olduğunu anlatacak, "demokrasinin temel taşlarından biri" gibi süslü cümleler havada uçuşacak. Ne güzel! Ne büyük bir kutlama!
Fakat bir dakika… Basın özgürlüğü gerçekten var mı? Yoksa biz sadece varmış gibi mi yapıyoruz? Kalem tutan her el gerçekten özgür mü? Yoksa yazdıklarının ağırlığını sırtında taşımak zorunda mı kalıyor? Gazeteciyseniz, haber yazarken özgürlüğünüzü değil de, başınıza gelebilecekleri hesap ediyorsanız, burada bir sorun yok mu?
Özgürlüğün Tanımı Değişti mi?
Sansür mü? Hayır, bizde sansür olmaz! Bizde sadece haberler "uygun hale" getirilir. Kelimeler törpülenir, ifadeler yumuşatılır, bazen de haber hiç yayımlanmaz. Çünkü gerçeklerin herkes tarafından bilinmesi iyi bir şey değildir (!) Özgürlük kelimesinin içini o kadar güzel boşalttılar ki artık yalnızca bir isimden ibaret.
“Ama internet çağındayız, herkes istediğini yazıyor” diyenler yine burada mı? Evet, doğru, herkes yazıyor. Ama kim yazdığı için yargılanmıyor? Kim yazdıkları nedeniyle işinden olmuyor? Kim bir tweet yüzünden sabaha karşı kapısında polis görmüyor? Özgürlüğün bedelini kim ödüyor?
Birileri düdüğü çalıyor, diğerleri o düdüğün ritmine ayak uyduruyor. “Bağımsız basın” diyorlar, fakat bağımsızlığın tanımını kim yapıyor? Gerçekten kimin ne kadar bağımsız olduğuna kim karar veriyor? Eleştirmek yasak değil, ama dozunu kaçırırsan etiketin hazır: “hain”, “provokatör”, “dış güçlerin maşası”.
Yeni Kocaeli ve Direnen Kalemler
Ancak biz, Yeni Kocaeli muhabirleri ve köşe yazarları olarak, tüm baskılara rağmen gerçeğin peşinde olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Kalemimizi eğmeye çalışanlara inat, doğruları söylemeye devam edeceğiz. Belki yazdıklarımız bazılarını rahatsız edecek, belki hoşlarına gitmeyecek. Ama gazetecilik, gerçeği saklamak değil, ortaya çıkarmaktır!
Bir gün, gerçekten özgür bir basının olduğu bir dünyada yaşar mıyız acaba? Belki o zaman Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nü gerçekten kutlayabiliriz. Bugünse bize düşen, susturulan cesur kalemleri anmak ve “Acaba bir gün…” diye umut etmektir.
Ne diyelim... Allah "özgür" basınımıza zeval vermesin! Verirse de şaşırmayız, değil mi?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bir Domates Meselesi 30 Ocak 2026 Cuma
- Elma Olmanın Yorgunluğu 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Bordrolu Yoksulluğa Hoş Geldiniz! 08 Ocak 2026 Perşembe
- Bizi Kim Kurtaracak Kurtarıcılardan? 05 Ocak 2026 Pazartesi
- Altın Olsa Kesenden Bal Olsa Kasenden 26 Aralık 2025 Cuma
- ERKENDEN 2026’ya …. 12 Aralık 2025 Cuma
- HAYALİ BİLE ZOR KURUYORUZ 08 Aralık 2025 Pazartesi
- Kocaeli’ye Kimin Yükünü Yüklüyorsunuz? 30 Kasım 2025 Pazar
- Her Şeyin Pahalıya Mal Olduğu Bir Dünyada Zarurinin Kutsal Çığlığı 24 Kasım 2025 Pazartesi
- Kocaeli Demirin Gölgesinde, Çöpün Kokusunda Isınıyor 14 Kasım 2025 Cuma