Sessizlik de Bir İletişimdir
Sefa Sirmen son günlerde tam olarak ikinci yolu tercih ediyor. Uzun süre sosyal medyada sessiz kalan bir aktörün, birdenbire kendi dönemine ait hizmetleri ve mekânları hatırlatan paylaşımlar yapması, rastlantı değil. Bu, oldukça bilinçli bir siyasal iletişim stratejisi.
Önce şunu netleştirelim; Bu bir “anı paylaşımı” değil. Bu bir “iletişim hamlesi.”
Sirmen’in yaptığı şey, klasik anlamda bir kampanya yürütmek değil. Adaylık açıklamıyor, kimseyi doğrudan eleştirmiyor, güncel siyasete girmiyor. Ama buna rağmen güçlü bir siyasal alan kuruyor. Bu da bize siyasetin sadece görünür çatışma üzerinden yapılmadığını; bazen sessiz ve dolaylı biçimlerde daha etkili biçimde yürütüldüğünü gösteriyor.
Sirmen’in paylaşımları siyasal iletişim açısından okuduğunda birkaç temel strateji net biçimde ortaya çıkıyor:
Sirmen “sessizlikten konuşmaya geçiş” stratejisini öne sürüyor. Uzun süre görünmeyen bir aktör, doğru zamanda görünür hale geldiğinde dikkat daha yoğun olur. Sürekli konuşan siyasetçiler arasında, geç konuşan her zaman daha çok fark edilir.
Sirmen açık bir retrospektif performans iletişimi üzerinden yol yürüyor. Yani geçmişte yapılan hizmetler üzerinden bugüne müdahale ediyor. Yuvacık Barajı’ndan İZAYDAŞ’a, SDKM’den rıhtıma kadar yapılan her hatırlatma, aslında tek bir cümleye çıkıyor: “Ben yaptım.”
Ama bu “ben yaptım” doğrudan söylenmiyor. Daha sofistike bir biçimde, mekânlar ve hatıralar üzerinden kuruluyor.
Sirmen’in paylaşımları güçlü bir performans meşrulaştırması içeriyor. Sirmen doğrudan kendini savunmuyor; onun yerine yaptığı işlerin bugün hâlâ konuşuluyor olmasını gösteriyor. Bu da klasik bir siyasal iletişim tekniği … Tartışmaya girmek yerine, performansın kendisini konuşturuyor.
Sefa başkanın paylaşımlarında belirgin bir kent hafızası ve nostalji mobilizasyonu okunuyor. “Rıhtım beton değil, bekleyiştir” gibi ifadeler, teknik bir hizmet anlatımı değil; duygusal bir bağ kurma çabası. Bu da seçmeni değil, kentliyi hedefleyen bir iletişim. Çünkü aidiyet duygusu, siyasal tercihten daha kalıcı.
Sirmen’in söylemleri aynı zamanda bir örtük muhalefet üretiyor. Sirmen kimseyi eleştirmiyor ama yaptığı her paylaşım, ister istemez bir karşılaştırma yaratıyor. “Benim dönemimde…” cümlesi kurulmadan da kurulmuş oluyor. Bu, suya sabuna dokunmadan siyaset yapmanın en klasik yollarından biri.
Sirmen’in kurduğu iletişim belirli bir kitleye yönelik. Hedef kitle; Sirmen dönemini yaşamış, o dönemi hatırlayan ve kıyas yapabilecek seçmenler. Yani bu bir kitle genişletme stratejisi değil; mevcut hafızayı yeniden konsolide etme stratejisi.
Sirmen’in sosyal medya paylaşımlarının yerel basında haberleştirilmesi, bu sürecin bireysel değil, medya senkronizasyonu içeren bir görünürlük stratejisi olduğunu gösteriyor. Yani mesaj sadece paylaşılmıyor; dolaşıma sokuluyor.
Ve son olarak en kritik mesele: Zamanlama!
Bu tür paylaşımlar hiçbir zaman “sadece paylaşım” değildir. Her zaman bir bağlamı vardır. Bu nedenle Sirmen’in son dönemde artan görünürlüğü, basit bir nostalji üretimi değil; geleceğe dönük bir siyasal pozisyon alma ihtimali olarak okunmalıdır.
Özetle… Sirmen’in yaptığı şey çok net: Açık siyaset yapmadan siyaset yapmak.
Ne kavga var, ne slogan… Ama güçlü bir hatırlatma var. Belki de bugün en çok ihtiyaç duyulan şey tam olarak gürültünün değil hafızanın konuşması.
Çünkü siyasal iletişim bize bazen bir liderin en çok konuştuğunda değil, en doğru anda konuştuğunda etkili olduğunu öğretir.
Ve bazı durumlarda… yapılmış olanı hatırlatmak, yapılacak olanı anlatmaktan çok daha ikna edicidir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bir Domates Meselesi 30 Ocak 2026 Cuma
- Elma Olmanın Yorgunluğu 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Bordrolu Yoksulluğa Hoş Geldiniz! 08 Ocak 2026 Perşembe
- Bizi Kim Kurtaracak Kurtarıcılardan? 05 Ocak 2026 Pazartesi
- Altın Olsa Kesenden Bal Olsa Kasenden 26 Aralık 2025 Cuma
- ERKENDEN 2026’ya …. 12 Aralık 2025 Cuma
- HAYALİ BİLE ZOR KURUYORUZ 08 Aralık 2025 Pazartesi
- Kocaeli’ye Kimin Yükünü Yüklüyorsunuz? 30 Kasım 2025 Pazar
- Her Şeyin Pahalıya Mal Olduğu Bir Dünyada Zarurinin Kutsal Çığlığı 24 Kasım 2025 Pazartesi
- Kocaeli Demirin Gölgesinde, Çöpün Kokusunda Isınıyor 14 Kasım 2025 Cuma