Üslup Meselesi mi Dediniz?
1 Mayıs Kutlanır mı Anılır mı?
"1 Mayıs kutlanır mı, anılır mı?" diye sordu biri dün. Cevabı basit sanıyoruz: Resmî takvim ‘Emek ve Dayanışma Günü’ diyor, halk ise 'İşçi Bayramı' diyor. Ama meydanlar başka bir şey söylüyor. Çünkü mesele sadece isim değil; meselenin kendisi bir üslup meselesi.
Bir şeyi nasıl söylediğimiz, nasıl hatırladığımızı da belirliyor. “1 Mayıs kutlanıyor” dediğimizde, 1977 Taksim Meydanı'nda yere düşen canların sesini bastırıyoruz. O gün ezilen kemikler, sıkılan kurşunlar, kaçamayan bedenler hâlâ o meydanda yankılanıyor.
Taksim 1977: Unutturulan Hafıza
Taksim’de 1 Mayıs 1977’de yaşananlar bir “provokasyon” değildi. 34 kişi hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı. “Kimliği belirsiz kişiler” dendi, dosyalar kapandı. Oysa bu ülkede kelimelerin de kan lekesi var.
Bugün hâlâ o meydan yasak, çünkü hafıza yasak. Çünkü 1 Mayıs sadece bir gün değil, örgütlü emeğin bastırıldığı bir tarih.
Siyasetin Üslubu, Yasakların Gölgesi
Taksim 1977'den bugüne her 1 Mayıs, meydan kimin olacak sorusuyla geçiyor. Meydanlarda yürüyenler değil, yürüyemeyenler konuşuluyor. Bu bir “güvenlik” değil, bir siyasal üslup meselesi.
Kim konuşabilir? Kim susturulur? Bu sorulara verilen yanıtlar, ülkenin demokrasi barometresi oluyor.
Kocaeli’de Çevreyle, Emekle Alanlardaydık
Biz de dün Kocaeli Çevre Platformu pankartı altında yürüdük. Ama en çok da bir sesin değeri kaldı içimde:
“Hocam yazılar müthiş, devam çevre ile ilgili yazılara!”
Demek ki bu köşeden yükselen ses, birilerinin kalbine değiyor. Kentin çevre sorunlarını görünür kılmak, yalnız olmadığımızı hissetmek — belki de en büyük dayanışma burada başlıyor.
Sessizlik de Üsluptur
Yine de buruk bir sevinç bu. Çünkü her yıl daha azız. Her yıl daha sessiz. Yasaklar, gözaltılar, barikatlar içinde yürümek değil, meydan okurcasına adım atmak gerekiyor artık.
Ve bazen, en çok da kendi yorgunluğuna direnmek. “Yazılar müthiş” diyen bir ses içini ısıtırken şunu düşünüyorsun:
Bu kadar az mı kaldık?
Önce Anlamaya Çalışmak
Ancak şunu da unutmamak gerek:
Karşınızdaki kişiyi tam tanımadan, üslubuna dair sert bir eleştiri getirmek çoğu zaman gereksizdir. Çünkü ne demek istediğini anlayamazsınız. Anlamadığınız bir cümleye öfkeyle karşılık verdiğinizde, istemeden bir kırgınlık yaratabilirsiniz. Ve bazı kırgınlıklar, en az tarihsel suskunluklar kadar derin izler bırakır.
Son Söz
Dün 1 Mayıs’tı. Yine yürüyenler vardı. Yine gözaltılar vardı. Sahi, hâlâ “kutlu” bir gün mü bu?
Yoksa her sene üzerini örttüğümüz bir suç mahalli mi?
Üslup meselesi deyip geçmeyin. Çünkü bazen bir kelime, bir tabancadan daha susturucudur.
- Toplam 1 yorum
Mehmet Toker 13:02 - 02 Mayıs 2025
Kalemine,yüreğine sağlık.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bir Domates Meselesi 30 Ocak 2026 Cuma
- Elma Olmanın Yorgunluğu 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Bordrolu Yoksulluğa Hoş Geldiniz! 08 Ocak 2026 Perşembe
- Bizi Kim Kurtaracak Kurtarıcılardan? 05 Ocak 2026 Pazartesi
- Altın Olsa Kesenden Bal Olsa Kasenden 26 Aralık 2025 Cuma
- ERKENDEN 2026’ya …. 12 Aralık 2025 Cuma
- HAYALİ BİLE ZOR KURUYORUZ 08 Aralık 2025 Pazartesi
- Kocaeli’ye Kimin Yükünü Yüklüyorsunuz? 30 Kasım 2025 Pazar
- Her Şeyin Pahalıya Mal Olduğu Bir Dünyada Zarurinin Kutsal Çığlığı 24 Kasım 2025 Pazartesi
- Kocaeli Demirin Gölgesinde, Çöpün Kokusunda Isınıyor 14 Kasım 2025 Cuma