Bağcılar'da Bir Hocanın Minik Yüreklere Dokunuşu

08 Nisan 2025 15:59
Geçtiğimiz hafta Cuma akşamı, oğlumu Dubai'ye yolcu etmek için İstanbul Havalimanı'na gittim. Onu uğurladıktan sonra, hafta sonunu İstanbul'da geçirerek Bağcılar Çok Amaçlı Olimpik Spor Salonu’nda düzenlenen İstanbul Minikler Karate İl Şampiyonası'na katıldım.

Spor Salonu'nun o heyecanlı atmosferinde, minik bedenlerin ter döktüğü, umutların yeşerdiği bir şampiyonaya tanık oldum. Tribünlerdeki coşku, minik sporcuların azmi ve ailelerinin gururu adeta salonu inletiyordu. Ancak o kalabalığın arasında, bir köşe vardı ki, beni ve Muzaffer Muyan hocamızı derinden etkileyen bir manzaraya şahit oldum.

Maçın ardından yenilginin omuzlarına çöktüğü belli olan minik bir sporcu, başı eğik, gözleri dolu hüzünlü bir şekilde hocasıyla konuşuyordu. İlk anda, maç öncesi taktikler verildiğini sandım. Ancak yaklaştıkça, o küçük bedenin duyduğu derin üzüntüyü fark ettim. Biraz bekledim. İşte o an, bir antrenörün sadece bir spor eğitmeni değil, aynı zamanda bir rehber, bir yol gösterici, olduğunu hissettim.

Hocası, minik sporcusunun seviyesine inerek diz çökmüş. Aynı hizadan, göz göze gelerek o küçücük kalbinin acısını anlarcasına, yumuşak bir ses tonuyla konuşmaya başladı. Yenilgiye rağmen, o minik yüreğe hatalarını nazikçe anlatıyor, onu teselli ediyor, belki de yeniden ayağa kalkması için ilk adımı atmasına yardımcı oluyordu.

O anki saygı ve sevgi dolu yaklaşım beni ve yanımdaki Muzaffer Muyan hocamı adeta büyüledi. Hocam ile Merakla yaklaştık ve bu örnek davranışın sahibi olan antrenörün ismini sorduk; Muhittin hocam dedi. Bağcılar arması taşıyan bu değerli antrenörümüz, sadece bir spor kulübünün değil, aslında tüm antrenörlerin ve hatta ebeveynlerin örnek alması gereken bir tutum sergiliyordu.

Tıpkı bir baba şefkati gibi, o minik kalbe nasıl yaklaşılması gerektiğini, yenilginin bir son değil, bir öğrenme fırsatı olduğunu en güzel şekilde gösteriyordu.
Ne yazık ki, günümüzde bazı anne babaların, çocuklarına bağıran, onları azarlayan antrenörleri daha başarılı gördüğüne şahit oluyoruz.

Oysa ki bu minik bedenler henüz yolun başında, öğrenme ve gelişme sürecindeler. Maç kaybettikleri için onlara öfkeyle yaklaşmak, onların spor sevgisini zedelemekten, özgüvenlerini kırmak, spordan uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz.

Muhittin Hoca gibi antrenörlerin sayısının artması en büyük dileğimizdir. Onlar, sadece madalya kazanmaya odaklanmak yerine, sporun ruhunu, saygıyı ve en önemlisi insanlığı öğretiyorlar. Onlar, minik yüreklerde spor sevgisini filizlendirirken, aynı zamanda onları hayata hazırlıyorlar. Türk gençliğine böylelikle çok önemli hizmetler ediyorlar.

Değerli anne babalar, evlatlarınızı gözünüzden sakındığınız gibi, onları emanet ettiğiniz kişileri de özenle seçin. Çocuklarınızın sadece fiziksel gelişimine değil, ruhsal ve duygusal gelişimine de katkı sağlayacak, onlara sevgi ve saygıyla yaklaşacak antrenörleri tercih edin.

Unutmayın ki, gerçek şampiyonlar sadece madalya kazananlar değil, aynı zamanda iyi birer insan olarak yetişenlerdir.

Bağcılar'dan yükselen bu anlamlı tablo, umarım tüm spor camiasına örnek olur. Muhittin Hoca'nın o minik kalbe dokunuşu, aslında hepimize verilen bir dersti: Başarı kadar, minik kalplere sevgiyle yaklaşmak…

Muhittin Hocalarımızı tebrik ediyorum, onun gibi antrenörlerimizin sayısının artması dileğiyle, minik şampiyonların yolları açık olsun.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
kaan uçar masaüstü
X