KASKF Seçimleri: Adaletli Bir Yarış Mümkün mü?
Mevcut Başkan Murat Aydın’ın “tüzük 10 yıl önce değişti, gayet normal” açıklaması, federasyonun içinden geçtiği çıkmazı gözler önüne seriyor. Çünkü normal olan, değişen koşullara ayak uyduran, katılımcılığı teşvik eden ve adil temsilin önünü açan bir yapıdır. Oysa mevcut tüzük, sadece yeni isimleri değil, geçmişte tecrübe edinmiş önemli şahsiyetleri bile yarışın dışında bırakarak adeta bir “duvar” örüyor.
Değişimin Önündeki Barikat: Tüzük Maddeleri
10 yıl önce kabul edilen bu tüzük, bugün demokratik rekabetin önündeki en büyük engel. İçerdiği katı ve seçici maddeler, yönetimin belirli bir grubun elinde kalmasını sağlayan bir mekanizmaya dönüşmüş durumda. Bu durum, sadece yönetimde istikrarı değil, aynı zamanda durağanlığı ve tek sesliliği beraberinde getiriyor. Temsil gücünün azaldığı, katılım kültürünün zayıfladığı bir federasyon, gerçek bir sivil toplum kuruluşu olmaktan uzaklaşır.
Tüzüğün “doğal” olduğunu savunmak kolay. Ancak Muammer Hazer ya da Rafet Kırgız gibi deneyimli isimlerin kendi adaylıklarını koymak yerine başka bir isim etrafında birleşmek zorunda kalmaları, bu “doğallığın” kimler için geçerli olduğunu açıkça gösteriyor. Bu tablo, yalnızca bugünü değil, geçmişi de sınırlayan bir yapının somut bir kanıtı.
Gerçek bir yarış mümkün mü?
Bugün KASKF, masa başında çizilen stratejilerle yönetilen bir kurum gibi görünüyor. Oysa amatör sporun ruhu sahada, adalet, eşitlik ve katılımcılıkla yeşerir. Mevcut tüzükle bu ruhun yaşaması oldukça zor. Gerçek bir demokratik ortamda, herkesin eşit şartlarda aday olabildiği bir zemin bulunur. Burada ise, yarış başlamadan bitiyor.
Murat Aydın’ın belediyelerle kurduğu güçlü ilişkiler ve federasyona kazandırdığı tesisler göz ardı edilemez başarılar. Ancak yöneticilik sadece fiziki kazanımlarla sınırlı değildir. Kurumsal adaletin tesisi, katılımın sağlanması ve geleceğin inşası da en az bu kazanımlar kadar önemlidir. Bu temel ilkeler yok sayıldığında, kazanılan her saha, kaybedilen bir ilkeyi temsil eder.
Yeni Bir Sayfa Açma Zamanı
Federasyon, birkaç ismin arasında el değiştiren bir yapı olmaktan çıkarılmalı. Tüzük yeniden masaya yatırılmalı; gençlerin önünü açan, kulüplerin sesine kulak veren, şeffaf ve katılımcı bir yönetim anlayışına geçiş yapılmalıdır. Bu sadece bir metin değişikliği değil, bir zihniyet dönüşümüdür.
Murat Aydın’ın deneyimi değerli olabilir. Ancak bu deneyim, değişime kapalı bir sistem içinde değerini yitirir. KASKF artık bir kişinin değil, tüm amatör spor camiasının federasyonu olmalıdır.
Bugün kimin aday olup olamayacağını değil, neden herkesin eşit şartlarda aday olamadığını sorgulamalıyız. Çünkü adalet, sadece kural koymakla değil, o kuralların herkese eşit şekilde uygulanmasıyla mümkündür.
Eğer bu tüzük “normal” ise, o zaman bizim normal olmayan, daha adil, daha kapsayıcı bir gelecek için yeni bir yol çizmemiz şart. Sizce de öyle değil mi?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- TATAMİNİN KRALI HÜSEYİN BAŞ KARATE SPOR KULÜBÜ OLDU! 23 Aralık 2025 Salı
- Nevşehir’de Tarihi Bir İlk, Buruk Bir Son 01 Ekim 2025 Çarşamba
- Bursa’da Kyokushin’in Büyük Buluşması 23 Eylül 2025 Salı
- Hüseyin Baş Spor Kulübü’nde Aile Ruhuyla Gelen Liderlik 22 Eylül 2025 Pazartesi
- Hüseyin Baş Spor Kulübü, yükselen güç 19 Eylül 2025 Cuma
- Ayşe Meryem Yazar’ın İlham Dolu Yolculuğu 11 Eylül 2025 Perşembe
- Gazze Karate Turnuvası İstanbul’da Anlamlı Bir Etkinlikle Tamamlandı 09 Eylül 2025 Salı
- Sessiz Çığlıkların Yanında Olmak 03 Eylül 2025 Çarşamba
- Kapadokya’da Sporun Yeni Nefesi 01 Eylül 2025 Pazartesi
- Kocaeli Karate Camiası İçin Önemli Gelişmeler 29 Ağustos 2025 Cuma