Yine mi Beyaz Türkler...
Türkiye’de istikrarsız bir ortam yaratmak için her yolu deneyen ancak başarısız olan dış güçler şimdi de lise öğrencilerine göz dikti. İstanbul Erkek Lisesi’nde başlayan protestonun diğer liselere de yayılması için düğmeye basıldı. Bu protestolar FETÖ, PKK, HDP ve CHP’nin de ağzını sulandırdı.
Olayların başlama noktası olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaklaşık bir yıl önce İstanbul'daki 11 lisenin okul müdürlerini bizzat atamaya başlaması etken gözüküyor.
Bir lisede öğrenciler müdürleri konuşurken sırtlarını dönüyor. Diğerinde akli dengesi yerinde müdür aranıyor. Ülkenin çeşitli yerlerinden liseliler, "Kara mürekkebi dağıtmak için ışığa koşacağız", "Gelin karanlığa sırtımızı dönelim, aydınlığa birlikte yürüyelim" bildirileri yayınlıyor.
Eleştiriyi ya da doğrulamayı bir kenara bırakarak sosyolojik tahlil yaptığımızda bu isyanın altında bulunan şey, açık şekilde ortaya çıkıyor; Belirli liselerdeki özerklik talebi!
Ülkemizde artık liseler de özerklik istiyormuş kendi müdürlerini öğretmenlerini atayan eğitim müfredatını kendileri belirleyen ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bağımsız özel kurulan vakıflar tarafından yönetilen liseler.
Evet, sözünü ettiğimiz liseler, Türkiye’nin en varlıklı, statüsü yüksek ailelerinin çocuklarının gittiği liseler.
Bu çocuklar, diyor ki; bizim liselerimizin geleneklerini bilmeyen, çobanlıktan gelme toprak kokulu Anadolu’nun bir köyünden çıkıp okuyup öğretmen olmuş kişiler müdürümüz olamaz. Hemen peşine ”Gericiliğe izin vermeyeceğiz” cümlesinde bahsedilen şey yani; hem dindarlık, hem de köylülük karışımını içeren o kabul edilemez denklem… Bu, o eski Beyaz Türk zihniyeti. Köylü düşmanlığı ve din karşıtlığını da içeren iflah olmaz sınıf kibri…
Ve bu kibir onları geziden yola çıkarak acaba mı, haydi bir daha diyerek sokaklara döküyor.
Maksat mana aynı sadece figüranlar değişebiliyor kimi zaman maden işçisi Savucuları (olduklarını iddia edenler), bazen çevreci, eşcinsel, üniversiteli, bazen de Bizans şapkalı gençler derken şimdi de liseli kardeşler ile devam ediyor.
Slogan aynı! Zihniyet aynı! Korku aynı!
Ülkemizde bulunan beslemeler üst akıl taşeronları bir şekilde boş durmadan işlerine devam ediyor. Liselileri sokağa dökme eylemi, neresinden bakarsanız bakın, hiç tartışmasız zihniyet lekeleme gencecik beyinleri köreltme ve istismar dır. Liseli çocuklara direniş çağrıları yapmak, kendilerinin beceremedikleri eylemi ve direnişi ahlaksızca küçük çocuklara yaptırtmaktır.
Bir çocuğu 'Elma Şekeri’yle kandırıp istismar etmek neyse, Doğu-Güneydoğu'da çocukların eline taş verme iğrençliği neyse liseli gençlerin enerjisini fırsat bilerek eyleme çağırmak da odur.
Bu ülkedeki sınıfsal kibrin soğukluğunu sırtında hep hissetmiş biri olarak evlatlarımızın en önemli eğitim çağların da bizlerin yaşamış olduğu o sınıfsal ayrışmaya maruz kalmalarını istemem, kimsede istemez. Liseli bir öğrencinin tasarlayamayacağı sloganları farklı farklı hazırlayıp ellerine tutuşturanları da, ülkemin sokaklarını çatışma ortamlarına döndürme hayali ile yanıp tutuşanları da çok iyi tanıyoruz.
Ama korkmayın. Hamdolsun ki!
Gençlerimize vaktinden, nakdinden, feragat ederek hizmet eden gönül elçileri var manevi karakter eğiticileri var Allah onlardan razı olsun ya onlar da olmasa anne baba olarak veremediğimiz eğitimleri karşılıksız veren bu kardeşlerimiz de olmasa vay halimize…
Bu keferelere inat gençliğin karşı karşıya kaldığı tehlikelere önlem olarak Tevfik Fikret çizgisinde birleşerek Haluk'un nesli olma arzusu ile yeni bir nesil yetiştirme çabasında çırpınan Beyaz(jön) Türklere inat Mehmet Akif in , “Asım’ın nesli” dediği ideal Türk gençliği çizgisinde karakter eğitimi veren rehber ağabeyler de görevde! Asım’ın nesli derken iman, irfan, fazilet ve bilgi ile donanmış; karakterli, ahlaklı, kişilikli; vatanına, milletine ve dinine sahip çıkan, dahası bunları yüceltmek için tüm imkânları seferber eden bir gençlikten bahsediliyoruz.” ALLAHIN izni ile gençleri kötü niyetlerinize alet edemeyeceksiniz. Öyle bir kuşak yetişiyor ki aklıselim bu güne hakim yarına kılavuz.
Selam ve dua ile ..