SİVAS’TAN CHP’YE: BU OMURGA KIRILMAZ!

4 Eylül 1919’dan bugüne uzanan bir bağımsızlık çizgisi…

Bazı tarihler vardır; yalnızca geçmişi anlatmaz, bugünü ve yarını da anlamlandırır.

4 Eylül 1919, Türk milleti için işte böyle bir tarihtir.

Sivas Kongresi, işgal altındaki bir milletin yeniden ayağa kalkışının siyasi iradesidir. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde toplanan kongrede, Türkiye’nin kaderinin yabancı devletlerin himayesine bırakılmasına karşı tarihi bir irade ortaya konuldu.

Manda ve himaye tartışmaları yapıldı.

Sonunda milletin iradesi ağır bastı:

Tam bağımsızlık!

İşte bu bağımsızlık iradesinin Sivas’taki en dikkat çekici sembollerinden biri de Tıbbiyeli Hikmet’tir. Genç bir tıp öğrencisi olarak Sivas Kongresi’ne katılan Tıbbiyeli Hikmet, Türk gençliğinin işgale ve manda-himaye düşüncesine karşı ortaya koyduğu kararlı duruşun simgelerinden biri olmuştur.

Tıbbiyeli Hikmet’in şahsında, yalnızca bir genç tıp öğrencisinin değil, Türk gençliğinin bağımsızlık iradesi vardır.

Sivas’ta ortaya konulan irade, gençliğiyle, milletiyle, aydınıyla ve Anadolu’nun temsilcileriyle tek bir noktada birleşmiştir:

Türkiye’nin geleceği, Türk milletinin kendi iradesiyle belirlenecektir.

İşte Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel köklerini arayanların bakması gereken ilk yerlerden biri Sivas’tır.

Çünkü CHP’nin hikâyesi yalnızca 9 Eylül 1923’te başlayan bir parti hikâyesi değildir.

CHP’nin siyasi ve fikrî kökleri; Milli Mücadele’nin örgütlenmesinde, Sivas Kongresi’nde ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin oluşturduğu milli irade zemininde aranmalıdır.

Başka bir ifadeyle:

Sivas, CHP’nin kuruluşundan önceki kuruluşudur.

Sivas’ta şekillenen milli irade Ankara’da Büyük Millet Meclisi’ne taşındı; Kurtuluş Savaşı’nın siyasi zemini oluşturuldu. Ardından Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte bu mücadeleyi taşıyan siyasal damar, Cumhuriyet Halk Fırkası adıyla kurumsal bir kimliğe kavuştu.

Bu nedenle Sivas’ı CHP’den koparmak, CHP’yi kendi tarihsel köklerinden koparmaktır.

CHP’NİN DNA’SINDA SİVAS, SİYASAL KODLARINDA SAYIN KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN ARINMA MİSYONU VARDIR

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi denildiğinde yalnızca güncel siyasi tartışmaları düşünmek, partinin tarihsel anlamını eksik okumaktır.

CHP’nin genetik kodunda Sivas vardır.

Sivas’ın bağımsızlık kararlılığı vardır.

Tıbbiyeli Hikmet’in şahsında gençliğin bağımsızlık iradesi vardır.

Milli egemenlik vardır.

Örgütlü halk iradesi vardır.

İşgal karşısında boyun eğmeyen Anadolu vardır.

Ve en önemlisi, “milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” anlayışının siyasi ruhu vardır.

Tam da bu nedenle CHP’nin tarihsel çizgisine dönmesi, yalnızca geçmişi hatırlamak değil, kuruluş felsefesini yeniden siyasal hayatın merkezine koymak anlamına gelir.

İşte burada CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun üstlendiği siyasi misyon önem kazanıyor.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına yeniden geçmesiyle birlikte önündeki temel mesele yalnızca bir genel başkanlık dönemi yürütmek değildir.

Asıl mesele, CHP’nin kendi kuruluş kodlarıyla yeniden buluşmasıdır.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu döneminde ortaya konulan arınma iradesi, yalnızca parti içerisindeki isimlerin veya kadroların değişmesi olarak okunamaz.

Asıl mesele zihniyet değişikliğidir.

CHP’nin yeniden Sivas’ın ruhuna, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine ve tam bağımsızlık anlayışına dönmesidir.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun tarihsel misyonu tam da burada aranmalıdır.

CHP’nin kuruluş kodlarını yeniden hatırlatmak…

CHP’yi kendi tarihsel kimliğiyle yeniden buluşturmak…

Partinin rotasını Cumhuriyet’in kurucu iradesiyle yeniden ilişkilendirmek…

Ve CHP’yi kendi tarihsel hafızasından uzaklaştıran anlayışlardan arındırmak…

Bu açıdan bakıldığında Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mirası, yalnızca geçmişte kalmış bir genel başkanlık dönemiyle ölçülemez.

Mesele, CHP’nin hangi CHP olacağı meselesidir.

Sivas’ın CHP’si mi?

Yoksa Türkiye’nin geleceğini dış güçlerin güvenlik hesapları içerisinde arayan bir CHP mi?

Cevap açıktır:

CHP, Sivas’ın CHP’sidir.

MANDA VE HİMAYEYE KARŞI SİVAS, TESLİMİYETE KARŞI CHP

Tam da bu nedenle bugün manda ve himaye kavramını yeniden konuşmak zorundayız.

Çünkü manda zihniyeti yalnızca 1919’da kullanılan bir kavram değildir.

Bir ülkenin kendi iradesine güvenmemesi, kendi gücünü küçümsemesi, geleceğini başka güçlerin himayesinde araması ve milli çıkarlarını dış güçlerin beklentilerine göre şekillendirmesi; farklı biçimlerde ortaya çıkabilen bir teslimiyet anlayışıdır.

Bugün bu tartışmanın CHP açısından da önemli bir boyutu vardır.

Eski CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in, 1 Haziran 2026 ve 1 Temmuz 2026 tarihlerinde NATO ve Avrupa’dan destek istemeye yönelik olduğu ifade edilen mektupları ve Türkiye’nin NATO içerisindeki konumuna ilişkin yaklaşımı siyasi olarak elbette tartışılabilir.

Ancak burada altı çizilmesi gereken nokta şudur:

Bir CHP yöneticisinin NATO’ya ilişkin siyasi yaklaşımı, CHP’nin kuruluş iradesinin kendisi değildir.

CHP’nin kuruluşunda esas olan, herhangi bir dış gücün güvenlik şemsiyesi değil; Türk milletinin kendi kaderine sahip çıkma iradesidir.

Sivas’ta manda ve himaye reddedilirken CHP’nin siyasal karakterinin temel taşları döşenmiştir.

Bu nedenle CHP’nin tarihsel mirasıyla çelişen, Türkiye’nin bağımsızlık iradesini zayıflatan ve ülkenin geleceğini dış güçlerin stratejik hesaplarına bağlayan her anlayışın CHP içerisinde sorgulanması kaçınılmazdır.

Manda ve himayeyi reddedenlerin partisinde mandacı zihniyet barınamaz.

Ve barınamadı.

Çünkü CHP, kendi tarihsel köklerinden koparılamaz.

SAYIN KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN ARINMA ÇİZGİSİ NEDEN ÖNEMLİ?

Burada Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP'ye yeniden hatırlattığı ve bizzat hareket alanını belirlediği "Atatürk'ün siyasi mirasına yeniden dönmek gerekiyor." Sözüdür

Çünkü CHP’nin kuruluş kodlarına dönüş tartışması, kişisel bir Sayın Kemal Kılıçdaroğlu tartışması değildir.

Bu, CHP’nin kimlik tartışmasıdır.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ön plana çıkardığı arınma iradesi, CHP’nin kendisini kuruluş felsefesi üzerinden yeniden sorgulaması bakımından önemlidir.

Partinin;

- Cumhuriyetçilikten,
- milli egemenlikten,
- laiklikten,
- bağımsızlıktan,
- halk iradesinden,
- emperyalizme karşı duruşundan

kopmadan yoluna devam etmesi gerekir.

Çünkü CHP’nin tarihsel meşruiyeti yalnızca seçim sandığından gelmez.

CHP’nin tarihsel meşruiyetinin bir ayağı da Sivas’tır.

Bu nedenle CHP’nin kendi içerisindeki her siyasi yaklaşımın ölçüsü şudur:

Sivas’ın bağımsızlık iradesiyle örtüşüyor mu?

Örtüşmüyorsa sorgulanmalıdır.

Bu sorgulama CHP’nin zayıflaması değil, tam tersine kendi köklerine dönerek güçlenmesidir.

Ve CHP’nin arınma iradesi tam da budur.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün üstlendiği siyasi sorumluluğun tarihsel anlamı da burada ortaya çıkmaktadır:

CHP’yi kendi kuruluş kodlarına döndürmek.

SİVAS’A BAK, CHP’Yİ ANLA!

Bugün CHP’nin yönünü anlamak isteyen Sivas’a bakmalıdır.

Sivas’a bakıldığında CHP’nin neden var olduğu anlaşılır.

Sivas’a bakıldığında CHP’nin hangi değerlerden güç alması gerektiği anlaşılır.

Sivas’a bakıldığında CHP’nin neden bağımsızlık konusunda tavizsiz olması gerektiği anlaşılır.

Çünkü CHP’nin kuruluş hikâyesinin temelinde başka devletlerin himayesine sığınmak değil, milletin kendi kaderine sahip çıkması vardır.

İşte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun önemini de burada okumak gerekir.

CHP’nin kendi kuruluş kodlarını yeniden hatırlaması gerektiğini savunan bu yaklaşım, partinin tarihsel hafızasıyla yeniden bağ kurması açısından önemlidir.

CHP’nin pusulası değişmemelidir.

O pusulanın adı Sivas’tır.

4 EYLÜL’ÜN BUGÜNE MESAJI

4 Eylül 1919’da Sivas’ta başlayan irade, Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nde kurumsallaştı; Kurtuluş Savaşı’nın ardından Cumhuriyet’in kuruluşuyla yeni bir devlet düzenine dönüştü. 9 Eylül 1923’te ise bu milli mücadele siyasi bir parti çatısı altında, Cumhuriyet Halk Fırkası adıyla örgütlendi.

Bu tarihler arasında yalnızca dört yıl yoktur.

Bir Kurtuluş, bir kuruluş, bir Cumhuriyet ve bir siyasi miras vardır.

İşte bu yüzden 4 Eylül, CHP için sıradan bir tarih değildir.

4 Eylül, CHP’nin tarihsel hafızasının en güçlü dayanaklarından biridir.

Bugün CHP’ye düşen görev, bu mirası taşımaktır.

Sivas’ın bağımsızlık iradesini geleceğe taşımaktır.

Tıbbiyeli Hikmet’in şahsında simgeleşen gençliğin bağımsızlık ruhunu yaşatmaktır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet’i ileriye taşımaktır.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığında yeniden gündeme gelen kuruluş kodlarına sahip çıkmaktır.

Türkiye’nin egemenliğini ve milli iradesini savunmaktır.

Ve Türkiye’nin geleceğini başka güçlerin beklentilerine teslim etmeyi reddetmektir.

Çünkü CHP’nin tarihsel omurgası Sivas’tan geçer.

Sivas varsa bağımsızlık vardır.

Bağımsızlık varsa Cumhuriyet vardır.

Cumhuriyet varsa CHP’nin tarihsel sorumluluğu vardır.

Bu nedenle 4 Eylül’de sözümüz nettir:

Manda ve himaye zihniyetine geçit yoktur.

Kimden gelirse gelsin, hangi makamın arkasına saklanırsa saklansın, hangi siyasi kimlikle ortaya çıkarsa çıksın…

Mandacı zihniyet bu topraklarda yok olacaktır.

Çünkü onun karşısında Sivas vardır.

Çünkü onun karşısında Mustafa Kemal Atatürk vardır.

Çünkü onun karşısında Cumhuriyet vardır.

Ve onun karşısında, Sivas’ta şekillenen milli iradenin siyasi mirası olan Cumhuriyet Halk Partisi vardır.

4 Eylül 1919’dan 4 Eylül 2026’ya:

Sivas’ın iradesi yaşıyor.

Cumhuriyet yaşıyor.

CHP’nin omurgası ayakta.

Ve bu millet, kendi kaderini yine kendisi tayin edecektir.

Manda ve himaye isteyen zihniyet dün Sivas’ta yenildi. Bugün de yenilecektir. Yarın da yok olacaktır.
Hasan AKTEPE
[email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI
# İLİŞKİLİ KONULAR

Yazar Hasan Aktepe -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket CHP'de Yaşanan Son Gelişmeleri Nasıl Değerlendiriyorsunuz?