18. yüzyılda J.J. Rousseau ‘Toplum Sözleşmesi’ eserinde şöyle demiş ‘bir kalabalığı boyunduruk altına almakla bir toplumu yönetmek arasında büyük bir ayrım her zaman olacak’ Evet.
Bugün dünyada ve Türkiye’de eşitliğe inanan her bir insan; özgür yurttaş-birey olmak, adil yapılar içerisinde yaşamak istiyor ve bu hakkın mücadelesini veriyor. Siyasette temel mücadele alanlarından biri.
Peki siyaset neye benzer?
Siyasetin satranca benzediğini söyleyenler olur- belki öyledir bunu sonra mutlaka konuşalım- lakin daha çok bence futbola benzer siyasi partiler iktidar olma arzusunda mücadele ederken savunmada az adamla yakalanmamak hücumda da çoğalmak ve hızlı hareket etmek zorundadırlar öyle ya siyaset gündemi belirlemek üzerine ilerleyen bir kurumsal yapı ise güçlü bir kadro ile sistemli bir takım oyunu oynamak ve gol atmak zorundasınız. Gol yoksa iktidarda yok.- siz şampiyonluk yok da diyebilirsiniz-
Sisteminiz güçlü karakterli ve düşünüldüğü gibi oturmuş yapıya, idealist, güvenilir bir çerçeveye sahipse iktidar olmaya namzetsiniz değilse rakipleriniz tarafından kolayca sabote edebilmeye uygunsunuz demektir ki emin olun gerektiğinde bu durum gerçekleşir.
Bu düşünceden hareketle Türkiye’de CHP üyelerinin tamamı diğer yurttaşların da büyük çoğunluğunun ‘Yargının Siyasallaştığını düşündüğü’ bir ortamda -ki Dünya demokrasi endeksinde hibrit demokrasi olarak görülen bir ülkede bu da maalesef normal bir durumdur- sisteminizi ve yapılanmanızı bu durumu da göz önüne alarak sağlam tutmak mecburiyetindesiniz.
Bugün belli ki ‘Siyasallaşmış Yargı’ eliyle Cumhuriyet Halk Partisinde çıkartılan kaos aslında basit bir şekilde bertaraf edilebilecekken -biz büyük bir aileyiz sözü doğru ise çözüm basit- yukarıda belirttiğim uygunluk ortamından dolayı neredeyse içinden çıkılmaz gibi yaşanıyor ve bu durum tastamam iktidara yarıyor.
Resmi olarak olmasa da fiili olarak parti şu anda ikiye bölünmüş durumda. İlerleyen süreçte üçe dörde bölünmesi de olası .Yasal olarak erki elinde tuttuğu söylenenlerin meşruiyeti yok, meşrutiyeti olduğu söylenenlerin de yasallığı yok gibi görünüyor.
Görünüyor diyorum çünkü neredeyse her şey herkes tarafından flu, gri ve muğlak gösteriliyor.
Bu durumda neredeyse herkesin hemfikir olduğu ‘Siyasallaşmış Yargının’ gönderdiği bir kaç sayfa yazı ile gerçekleştirilebiliyor. İlginç değil mi?
Bu gidişat böyle sürerse maalesef en az iki parçalı yapı her biri ayrı ayrı 2028 genel seçimi ve 2029 yerel seçimlerinde bir iktidar olasılığının çok uzağında kalacaklardır. Sonuçta bu seçim sisteminde yüzde 50 + 1 oy oranını yakalamak gerekiyor. Kendi içinde parçalanan bir yapının hangi parçası olursa olsun kendine benzemeyenlerle nasıl bir ittifak kurupta başarılı olabilir?
Tekrar ediyorum; durum tastamam iktidara yarıyor.
Peki neden böyle oldu?
Vargücüyle sokaklarda ülkesi ve partisi için Cumhuriyet değerleri için mücadele eden Sosyal demokrat kadınların, sosyal demokrat erkeklerin ve sosyal demokrat gençlerin ülkelerinin geleceği için onur duyulacak mücadeleyi yürütenlerin bu durumda bir kabahatleri olmadığı aşikar. -Taraf olmayan bertaraf olur klişesi ile önlerinde sadece iki tane seçenek varmış gibi baskı altına alınıyorlar. Bu duruma mahalle baskısı deniyor. Aslında iki seçeneği de aynı anda seçmeye çalışmak ya da iki seçeneği de aynı anda reddetmek veyahut başkaca seçenekler arayışında olmakta bir taraflık değil midir?-
Öyleyse ilk önce partiyi dışarıdan öyle ya da böyle sabotajlara açık vaziyette yönetenlere dikkatli bakmak gerekir.
Kanaatimce yaklaşık 16 yıldır genel merkezin 12. katında sözde telefon ve internetlerin çekmediği bir ortamda şehirlerin milletvekili ve belediye başkan adayı listelerini yazarak -tabi önce PM ‘den yetkiyi genel başkana verdirtiyorlar- dönemin genel başkanlarına imzalatan 8 + 1 kişilik komisyonun varlığını ve onların illerdeki şahsi destekçilerini dikkatli takipçilerin hepsi biliyor. - onlara Ankara’nın yüksek tepelerinde oturanlar denir- İşte orada alınan kararlar ve belirlenen listeler ve de en önemlisi uygulanan demokrasicilik yöntemleri parti yönetimlerinin bugün tabanından ve liyakattan olabildiğince uzak bir siyaset anlayışını hakim kılmasına ve her an dışarıdan ve içeriden farklı yol ve yöntemlerle sabote edilmeye açık bir vaziyete partinin sürüklenmesine sebep oldular. Yani demek istiyorum ki yönetim motivasyonunda sıkıntı olduğu ve adamcılık üzerine düzenlendiği çok açık. Bu durumun varlığını toptan reddetmek ve bertaraf etmek gerekirdi ki şimdi mecburen bertaraf edilmesi zorunluluk.
-Ne yazık ki örgüt içinde önseçim umudu ile siyasete tutunan kabiliyetli karakterlerin sayısı o kadar çok ki onlara yapılan haksızlık çok büyük-
Şimdi görüyoruz ki aynı komisyon üyeleri ve şahsi destekçileri bugün için en az ikiye bölünerek yine aynı 12. katın müdavimi olma mücadelesini yürütüyorlar. Buna da kimileri arınma kimileri ise seçilmişlik mücadelesi diyor. Zamanla göreceğiz ki belki de başka bir 12. kat daha kurulabilir. Tekraren bir kez daha söylüyorum ki bu tip yapılanmalar ve bizatihi kendilerinin - ikiye bölmüyorum topyekün tümünü kastediyorum- sebep olduğu bölünmeler tastamam iktidara yarıyor.
Olan da hiç hak etmedikleri halde karşı karşıya getirilen birbirlerine düşman edilen aslında partinin gerçek sahibi olan parti neferlerine oluyor. Aynı görüşten olmayan komşularına bile mahçup oluyorlar. -tabirimi bağışlayın kavgalı eve kız verilmez değil mi?- Daha ötesinde 86 milyon yurttaşın umutları kırılıyor.
Bir diğer dikkat çekilmesi gereken konuda oluşturulan bu kaos ortamında; seçimlerinde hiçbir usulsüzlük olmayan ve bir mahkemesi bulunmayan görev başındaki il ve ilçe başkanlarının doğal bir motivasyonla -ki bu da siyaset mühendisliğinin etki/tepki ürünüdür- mecburen taraf olmayı hissetmeleri ve bu tarafgirliğin sonunda ‘sandığı ve demokrasiyi koruma çabasıyla mücadele ederken disiplin suçlarına muhatap olmaları‘ yine yasal olduğu söylenen erk tarafından kullanılan disiplin kurallarına göre veyahut bir sayfa yazı ile direk görevlerinden alınmaları. Bu da ayrı bir haksızlık. Ankara’nın yüksek tepelerinde atlar tepişir şehirlerimizde çimenler ezilir misali.
-karşı tarafa sövdün mü?
Sövdüm ama hele bir sor niye sövdüm!
Bu da işin trajedisi. Karşı taraf kim? Sövmeyin kimseye başta sövene yakışmaz. İlla da Sövecekseniz feleğe sövün onun Türk Ceza Kanununda cezası yok der Aziz Nesin ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ oyununda-
Peki ne yapılmalı?
İvedilikle bu kaos ortamının bitirilmesi elzemdir. Muhakkak ki ayrımsız sorumluları bu kaos ortamını bitirmezlerse partinin gerçek sahibi olan emekçileri mutlaka bu kaosu bitireceklerdir belki parti içi sandıkta belki de genel seçim sandığında. Kanaatimce bu kaosa uygunluk ortamını oluşturan ve devamını tetikleyen hiçbir siyasiye ve sözde destekçilerine hiçbir sandıkta bir müspet netice de görünmüyor.
Umut nerede peki?
Umut; yurttaşların sabrı yanında demokrasiyle birlikte yaklaşık 20 milyon yurttaşın imzaları ile Cumhurbaşkanı Adayı olarak kabul gören Ekrem İMAMOĞLU ile birlikte Silivri Cezaevinde siyasi tutsak.
-Bu konu uzun yolda uzun konuşacağız-
İlgilerinin bilmediği bir şey söylemedim, hatırlatmak istedim.
Öz cümle; herhangi bir boyunduruğun altına mı girilecek yoksa bir toplumu yönetmeye mi talip olunacak? Ankara’nın yüksek tepelerinde alınan statükocu kararlar mı uygulanacak yoksa yerelden Ankara’ya uzanan onurlu halkçı bir yol mu yürünecek ? Meselelerin özü bu. Zaman ise kısadır.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.
Hoşça kalın dostça kalın.
Yorum yazarak Yeni Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.
Şimdi oturum açın, her yorumda isim ve e.posta yazma zahmetinden kurtulun. Oturum açmak için bir hesabınız yoksa, oluşturmak için buraya tıklayın.
Yorum yazarak Yeni Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.
(1)İzmitli - Turgay bey CHP de olan biteni çok güzel özetlemişsin.
K. K. na Küfür eden, hakaret eden, saygısızlık yapanları il ve ilçe başkanları disipline sevk etmesi gerekirken, genel merkez tarafından disipline verilmesi normaldir.Biz AKP ile müzakere olmaz, mücadele olur derken kötüydük.
CHP genel merkezini 3 gün Cumhurbaşkanının korumalarına teslim ederken birşey yok, mahkemenin atadığı insana engel olunması doğal, Gaziantep M. Vekili bulan açıkşanmalı dedi CHP den ihraç edildi, Adnan Bekar CHP ye oy vermedim dedi, davulla zurnayla CHP ye üye yapıldı. Olay neymiş K. K. oy verme, hakaret et partinin en önemli kişisi ol..
Yazılan yorumlardan Yeni Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Sitemizin Topluluk Kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmaz. Yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.