BİR İL BAŞKANININ EN BÜYÜK İCRAATI

Meslekte geçirdiğim 7 yıl, bir kentin siyasi hafızasını kavramak için kısa ama çok şey öğrenmek için uzun bir süre.

Bugünün sığlığını gördükçe, "10-15 yıl önce bu işi yapsam nelere şahit olurdum?" diye düşünmeden edemiyorum.Daha bir ay önce siyasetin kısırlığından yakınırken önce Sefa Sirmen’in "Fatma ile Tahir yarışsa oyum Tahir’e" çıkışı, ardından İbrahim Karaosmanoğlu’nun satır arası göndermelerle dolu röportajı gündemi sarstı.

Demek ki ne varsa eskilerde var...

Peki, biz neden hâlâ eskilerin iki çift sözünü haftalarca konuşuyoruz? Yenilerden siyasetçi mi çıkmıyor, yoksa yukarılardan bir "gizli el" herkese sus talimatı mı verdi?

Biraz buna bakmak lazım...

Şimdiki siyasetçilere baktığımda ya “Ben çok idealist düşünüyorum” diye kendimi sorguluyorum ya da herkes koltuğu koruyup TBMM’ye gitme telaşında…
Halbuki sizler, arkanıza yaslandığınız koltukların etkisinin daha fazla farkında olmalısınız.


Gazeteciliğe başladığımdan beri “Sen asıl şu il başkanının dönemini görecektin” diye anlatılan bazı dönemler var.
Peki ya biz bundan 10 yıl sonra yeni nesil gazetecilere bugünlerden böyle bahsedebilecek miyiz?

Halbuki şehrimizin siyasi kaderini belirleyen il başkanlarının yereldeki ağırlığıdır.
Her birinizin belediyeleri var. Yani etki gücünüz teşkilatınızın üzerinde, belediye başkanlarına bir telefonunuz yetiyor. Kocaeli’de gücünüzün yetemediği kimse yok.
Ancak günü geliyor makamlarınızın saygınlığını ve karar alma iradenizi “hizalanma” sorunu yaşayan 3-5 çapulcu yüzünden erozyona uğratıyorsunuz.
İsim vermeme gerek var mı?
Bugün Kocaeli’de hangi partiye bakarsanız bakın, hemen hemen benzer çürümelerin izlerine rastlarsınız.
Yerel siyasette dengeler, adeta ayaklar baş, başlar ise sadece koltuk doldurur hale gelecek şekilde öylesine altüst oldu.

Partilerde kaliteli isimlerin söz sahibi olması önlendi. Sağda solda lağım ağızlarıyla salyalar saçanlar, partiyi yönettiğini söyleyerek il başkanını ezenler boy göstermeye başladı.
Şimdilerde sosyal medyada birkaç tetikçi hesap fonlayan, gizli hesaplar açarak milletin itibarını karalayan ya da Ankara’da bir tanıdık bulan herkes, kendini kentin gizli valisi, partilerin patronu ilan ediyor.
Koskoca şehrin kaderini belirleyen belediye başkanlarını ya da il başkanlarını "bir telefonla" yönetebileceğini, yönlendirebileceğini ya da hizaya çekeceğini zannediyor.
Daha da acısı, kimi makam sahipleri de koltuğu kaybetmeme uğruna bu cürete göz yumuyor, bu telefonlara boyun eğiyor.
Halbuki Cumhurbaşkanı Erdoğan defalarca, bu laçkalara sert bir balyoz indirilmesi gerektiğinin talimatını veren konuşmalar yapmıştır.

Kendi teşkilatlarının temayülünden geçemediği halde "ben olmazsam bu parti mahvolur, her şeyi ben hallediyorum" edasıyla gezerek lobi yapanlar, il ve belediye başkanlarını parmağında oynattığını söyleyenler şimdilerde ortalıkta cirit atıyor.

Bir il başkanının öncelikli görevi, seçime kadar koltuk doldurup aday listelerinde yer bulmak değildir.
O adaylığı ve makamı ne kadar hak ettiğiniz, il başkanlığını ne kadar yukarıya taşıdığınız da bir o kadar önemlidir.

Bir il başkanının yapacağı en iyi icraat, makamın izzetini korumak, partinin kurumsal kimliğini şamar oğlanına çevirmek isteyenlere haddini bildirmek ve o "telefonla siyaset dizayn eden" simsarlara kapıyı göstermektir.
Siyaset, ihale peşinde koşanların, nüfuz ticareti yaparak aktör olmaya çalışanların değil, bir davaya inananların işidir.

Bugünleri gördükçe sadece CHP Kocaeli eski İl Başkanı Cengiz Sarıbay’ın sözü aklıma geliyor.

Sarıbay verdiği röportajda en büyük icraatını  “Partiye layık olmayan omurgasız insanların ayağını kestim” sözüyle açıklamıştı.

İşte bugün her partiye bir tane Cengiz Sarıbay lazımdır.

Hangi partiden olursa olsun, “Ben dava adamıyım” diyen bir il başkanının imza atacağı en büyük ve en kalıcı icraat omurgasızların ayağını o binalara bir daha adım atamayacak şekilde kesmektir.

Aralarından bir kişiyi yönetiminde tutup gaz almak değildir.

Ayakların baş olduğu yerde ne siyaset üretilir ne de dava şuuru ayakta kalır.

Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir sözüyle kapatmak istiyorum yazımı: “Türkiye’nin en büyük sorunu tatlı su siyasetçisi tipinin her yeri işgal etmiş olmasıdır. Kayda değer hiçbir iş yapmadan sadece lafla, seviyesiz polemikle, sadece yalan yanlış sosyal medya paylaşımları ile siyasetçilik oynayan bu tipler maalesef bizim aramıza da sızabiliyor. Bunları da görmezden gelmeyelim. Bizim siyasetimizde bu anlayışa, bu anlayışla başka ajandalar peşinde koşanlara da yer yoktur."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Merve Dişli -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Esnaf - Ender Oğuz yazmamış ama tüm özelliklerini yazmış

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Eylül 18:16
03

Gülçin Çiçek Gül - Cengiz Sarıbay CHP ne kattı ki onu örnek gösteriyorsun. Sadece kaybettirmeye oynadı, CHP sayesinde Cengiz Sarıbay olduğunu kendi söylüyordu. 2019 seçimlerinde 228 mart akşamı M. A. Paşa da mitingte bir konuşma yaptı, kalabalığı görünce evet seçimi kazanacağımıza şimdi inandım dedi, biz partililer olarak sabahtan akşama kadar girmediğimiz ev işyeri kalmamıştı, biz kadınlar ilk günden inandık ama onlar hiçbir şey yapmadan rol çaldılar, hiçbir yerde obları göremedik. Duyduk ki Herekede Rakı balık yapmışlar Haydar bey, İsmet Çiğit ve arkadaşlarıyla beraber

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Eylül 17:42
02

Keçi - Adam yokluğunda keçiye Abdurrahman Çelebi derler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Eylül 17:22
01

Uzman - ne yazıkki ilimizde bir çok siyasetçi HASBİ olamadı...Daima HESABİ OLDULAR.

BU NEDENLE ŞEHRİMİZDE SİYASİ KALİTE DİPLERE VURDU.

MUŞ GİBİ YAPIYOR HERKES SİYASSET YAPIYOR (MUŞ) GİBİ

VATANDAŞIN DERDİYLE DERNEYİR (MUŞ) GİBİ

FİKRİ SOHBETİ MUHABBETİ OLAN İNSANLARI ÖNEMSİYOR (MUŞ) GİBİ

BU KENTTE FİKRİ IŞIK,İBRAHİM BAŞKAN. VE AKPARTİNİN İLK DÖNEM VEKİLLERİ HARİÇ KİMSEYİ TANIMAM...

TAHİR BÜYÜKAKIN (MUŞ) GİBİ YAPMAZ.İCRAAT ADAMIDIR.HERKESLE İLGİLENİR.

AMA EKİBİNİN YÜZDE90 I ( MUŞ MİŞ ) GİBİ YAPIYOR.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 17 Eylül 17:07


Anket CHP'de Yaşanan Son Gelişmeleri Nasıl Değerlendiriyorsunuz?